Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Artık devreye tıp girmelidir

  • 24.03.2014 00:00

 Lâfa geldi mi, sevgili dostlarım, sağlığın ne denli önemli olduğunu vurgulamakta üstümüze yoktur.


Lakin bir hastalık başa gelmedikçe, insanın canının acı çektiği yerde attığını kaçımız doğru dürüst hatırlar da ona göre davranırız ki?


Sağlıklıyken hep biraz duyarsız değil miyizdir?


Aynı duyguyu bu son hafta boyunca ben de yaşadım. Soğuk algınlığı neticesinde apar topar hastaneye yattım, ama şimdi iyiyim.


Üç beş gün süren bedenimdeki o sıradışılık, şu sıralar merkezine Başbakan’ın yerleştiği toplumsal olaylar üstünde düşünmeme ve empati kurmama da yaradı.


Hastalıkla boğuşmazdan önce kızdığım biriyken, doğrusu, şimdi acımaya başladığım birisine dönüşüverdi.


Hiç insana hasta olduğu için kızılır mı?


Normal birisiyle karşı karşıya değiliz ki!


Söylenmesi gereken ne varsa, herkes tarafından söylendi; ama hangisi işe yaradı?


Vazgeçtik işe yaramasından, ruh hâli her geçen gün kötüye gitti ve korkarım daha da gideceğe benziyor.


Yenemediği öfkesine bakılırsa, aklının başında olmadığı gün gibi aşikâr!


O yüzden, bundan sonrası artık tıbbın işidir.


Böyle gider de önü alınmaz ise, günün birinde evden dışarıya tıpkı Hasan Mezarcı’nınkigibi kıyafetlerle çıkacakmış sanısı uyandırıyor.


Ayrıca itiraf etmeliyiz ki, bu başımıza gelenler, aynı zamanda ektiğimizi biçmekten ibaretmiş gibi de görünüyor.


Nitekim kusurun büyüğü onda değil; onu, bünyesinin bu kadarını kaldıramayacağı noktalara getiren toplumsal öngörüsüzlüğümüzde aramak gerekiyor.


Sığ bir İmam- Hatip koşullanmasının insanı getirip bırakacağı yer, bundan başka daha neresi olabilirdi ki?


Henüz ortaokuldayken O. Henry yahut Maupassant’ın öykülerinden nasip almamışsa...


İlyadave Odysseia’yi koltuğunun altında taşıdığı bir mitoloji sözlüğüne bakarak okumamışsa...


Flauberya da Zola, ruhunu bir yerlere sürüklememişse...


Victor Hugo’yu ders kitaplarından duymuş, Terentius yahut Schiller dendi mi bakışları tuhaflaşıyorsa...


Ve Thomas Mann denince aklına Alman Milli Takımı’nın çalıştırıcısı gelmekteyse...


O ne yapsın?


Verilmiş sadakamız varmış ki, bunca şeye rağmen daha hâlâ iyi sayılırız.


Doğru dürüst akademik bir ehliyet olmayacak, askerlik dahi kantin subaylığı tecrübesiyle karşılanacak; ne ki yandaşların “dünya liderliği” gibi akıl almaz çığırtkanlıklarıyla köpürtülmüş olsa bile, tabii ki bir noktadan daha öteye gidilemeyecektir.


Bir de öyle bir özelliği var ki, kendi yıkımını katiyen başkasına bırakmıyor. Ondaki kendini yok etme potansiyeli hiç kimsede yok dense, yanlış olmaz.


Eğer kendini tekrar edip durmaktan başka vasfı olmayan o bıktırıcı meydan naralarının, gerçekten taraftarları konsolide etmeye yaradığı düşünülüyor ise, bundan kitlelerin kaçıkça davranışlardan hoşlandığı anlamı da çıkar ki, halka edilecek en büyük hakârettir.


Ben, yolun sonuna geldik, derim.


Zira nereden bakarsak bakalım, kalıbının adamı olmadığını gösterdi.


Demokrasi falan hak getire, bundan sonraki her saniyesi doğrudan doğruya gasp ve işgaldir.



[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar