Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Kanalını tünelini al da git!

  • 28.03.2014 00:00

 Aynı şeyler o kadar çok şey yazıldı çizildi ki, insan bazen söylemleriyle karda yolunu yitirip kendi iziyle oluşan fasit bir dairenin içinde dönüp duruyormuş duygusuna dahi kapılabiliyor.


Bütün çetrefilliklerden ve karmaşalardan arındırarak, bilincimizi bir kez daha berraklaştırmalıyız.


Buraya nerelerden geldiğimizi yeniden hatırlamalıyız.


Bütün meselenin, adam gibi işler yapsın diye seçtiğimiz birinin kendisini dev aynasında görmeye başlayarak dikta heveslerine kapılması şımarıklıklarına bir son vermek olduğunu unutmamalıyız.


Bu çağda seçimle gelip ortalığı haraca berece kesmek de neyin nesiymiş, gene sandıkta göstermeli; ona dersini bir güzel orada vermeliyiz.


Türkiye halkının hiçbir vesayet organına ihtiyaç duymadan kendi içsel gücüyle hâlledebildiği bir demokratik olgunluğa artık erişmiş olduğunu, bütün dünyaya ispat etmeliyiz.


Aslında yaşadığımız hiçbir şey boşa gitmiş sayılmaz.


Başımıza gelenlerden çıkaracağımız derslerin niteliği, gelecek nesillerin siyasal izlekleri için paha biçilmez değerdedir.


Bir kere, bu on iki yıllık deneyim, dine dayalı siyaset yapma usullerinin ülkemizi nasıl bir yok oluşa götürebileceğini bütün açıklığıyla ortaya koymuş bulunmaktadır.


Türkiye’nin çağdaşlaşmadaki iki yüzyıllık birikimleri yok sayılarak, insanlığın gelişiminin ve aydınlanmasının antik çağlardan beri süren rasyonalist çizgisinin dışlandığı ve onun yerine iskolastik düşüncenin baş tacı edildiği maymunlar cehennemi gibi rezil bir süreç yaşanmıştır.


Askerî vesayet rejiminin olumsuzlukları bahane edilerek laiklik taşlanmış, Ortadoğu’nun on dört asırdır dinginlik nedir bilmeyen teokratik ülkelerine benzemek için her türlü edepsizliğe başvurmaktan çekinilmemiştir.


Oysa din, insanlığın bilinen en eski fenomenlerinden biridir.


Toplumun siyasal hayatına verebileceği herhangi bir çözümünün olmadığı bu vesileyle bir kez daha görülmüştür.


Tam tersine, eğer sosyo-politik yaşamın getirilip odağına konduğu takdirde, insanların vahşet dönemlerinden kalma hafızasını nasıl tetiklediği, birbirine düşürerek düşmanlaştırdığı kitleleri nasıl parçalama potansiyeli taşıdığı, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde yeniden açığa çıkmıştır.


Toplumun bütün hücrelerine dolan ve giderek din soslu siyasal baskılara dönüşen bu politik bağnazlık, esasen dünyevi çıkarlar adına ne denli yarayışlı bir araç olarak kullanılageldiği, içinde pozisyon alan herkesin bildiği ama hiç kimsenin telaffuz etmediği, çirkin bir sözleşmedir.


Pisliklerin ortaya dökülüp saçılmasından sonra dahi takınılan tavırlardaki pişkinlik, utanmazlıkların ne boyutlara vardığına işaret eder ki, terbiyeniz nedeniyle söyleyecek söz bulmakta ve tanımlamakta zorluk çekersiniz.


Din dışı unsurlar baskılandıktan sonra, bu sefer de kendi içlerinde ölümüne vuruşacakları iğrenç bir savaşa tutuşurlar.


Hiçbir insansı değer kalmamış, tanrı adına her türlü vandallık mubah hâle gelmiştir.


Ruhları yüzlerine yansımakta, simaları dahi korku salmaktadır.


Artık çıkarları uğruna yapamayacakları hiçbir şey yoktur.


Böylece “Siyasal İslâm”, tıpkı Ortadoğu’nun diğer halkları gibi içten içe bizi de çürütmeye başlamıştır.


İşte o yüzden, ülkemize bunu reva görenlerden kurtulmak, bu seçimler bakımından bir “vatan borcu”dur.


Gün gelir dilediğimiz politikalar ışığında belediye başkanlarını da seçeriz.


Ne ki bugün, o gün değildir.


Bugün, özgürlüklerimizi gasp edenlerden onu geriye alacağımız gündür.


Bugün, kendi gücümüze inanarak kendimizle onur duyacağımız gündür.


Hem bize uğurlu olsun...


Hem gidip de bir daha geri dönemeyesicilere, haydi yallah uğurlar olsun!..



[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar