Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Sandıktan çıksa da sertleşecek, çıkmasa da

  • 31.03.2014 00:00

 Siz bu yazıyı okurken, sallanmaya başlayan iktidar koltuğunu kaybetmek istemeyen Başbakan’ın genel hatlarıyla “Gezi”den beri sürdürdüğü, 17 Aralık’tan itibaren ise hızlandırdığı “amok koşusu”, kamuoyu algısı bakımından yol gösterici sonuçlarını vermiş olacak.

         Lâkin, sandıktan çıkan netice ne olursa olsun, sorun bitmeyecek.

         Hattâ ülkenin demokratik varoluş mücadelesi yeni bir aşamaya geçecek.

         Hem böylece, bırakın bütün dünyanın gözü önünde en somut verilerle ayyuka çıkan hırsızlık ve yolsuzluk iddialarını, beş milletvekilliği için yapılan 1979 Ara Seçimleri’nde partisi oy kaybına uğradı diye hükümetten istifa eden bir “Ecevit Siyasal Kültürü”nden ne denli gerilere düşüldüğü de görülmüş olacak.

         Çünkü Ortadoğululaşmanın kaderi budur.

         Bu coğrafyanın zorbaları, bir kere geldiler mi kolay kolay gitmiyorlar.

         İktidarda kalmak için göze alamayacakları şey bulunmuyor.

         O nedenle, kurtulmak epeyi zor görünüyor onlardan.

         Sandıktan ne çıkarsa çıksın, o bildiğini okuyacak.

         Mutlaka direnecek.

         Bu uğurda akla gelmedik belâlar çıkarabilecek.

         Her şeyi bekleyin.

         Her tertibi umun.

         Gözlerini öylesine iktidar hırsı bürümüş ki; tutkusu, meydanlarda alay konusu olmasını dahi önleyemiyor.

         O yüzden korkulur böylelerinden.

         Korkulur diyorum ama sinmek için değil, tedbir için.

         Eğer yılgınlığa düşersek, olan oldu demektir.

         Oysa biz ne aşılarla kavileştiydik, bilmez misiniz?

         Sayısız askeri darbe süreçlerinde çektiğimiz çilelere, boşunaydı mı densin, şimdi?

         Önce ensemizde uzun yıllar boza pişiren “Askeri Vesayet İdeolojisi”nin, sonra da yönetimi ondan devralan şimdiki “Dinsel Vesayet İdeolojisi”nin her ikisi de, bu ülkenin mutluluğu için en önemli engeller olduğu umarım artık anlaşılmış olsun.

         İnsana yakışan yeryüzü zenginliği ve refahının, bari bundan sonra AB müktesebatı çerçevesinde bir demokrasi anlayışıyla elde edilebileceği, dilerim ki artık tereddüde yer kalmayacak şekilde kavranır.

         Henüz ayak bileklerimizden prangalarını söküp atamadığımız şu meşum “Şark Siyasası”ndan çıkarları gereği medet uman medyada, iş dünyasında ve siyasetteki bir avuç şarlatandan kurtulmak da, çaresi yok ancak bu yolla mümkün olabilecektir.

         Gelin size onca sorun arasından bir örnek vereyim:

         “Kürt Sorunu” bu ülkenin en temel meselesidir dedik durduk, değil mi?

         Peki bu konuda AB ilkeleri doğrultusunda mı, yoksa Ortadoğu usûlleriyle mi yol alıyoruz?

         Ne olduğu katiyen bilinmeyen bir “Çözüm Süreci”, belli ki tıpkı Osmanlı’daki gibi Kürt halkının kaderini bu kez günümüz “Kürt Beyleri”yle gizliden gizliye yapılan pazarlıklarla çizmeye çalışarak, şeffaf olunmadığı için de muhtemelen ayrılıkçı bir mecraya dökülmesi kaçınılmaz olan bir noktaya doğru ilerlemiyor mu?

         Şimdiki tek argümanları “asker cenazelerinin gelmediğini söylemekten ibaret” olanlar, buradan hır çıkınca o vakit ne diyecekler?

         Amaaan, bu da dert mi?

         Onlar böyle şeylere alışıklar. O koşullarda bir yolunu bulup muhaliflere iftira ederler, olur biter!

         Hâlbuki, Ortadoğu feodal kültürünün zamanımıza yansıyan Öcalan tarzı projelerine terk ve teslim edilmiş ırk bazlı bir Kürt Çözümü yerine, Batı uygarlığının insan hak ve özgürlükleri temelinde tüm yurt sathına yayılmış ademimerkeziyetçi ve katılımcı yönetim şeklini esas alan bir Türkiye Çözümü, bütün problemlerimiz bakımından daha doğru olmak gerekmez mi?

         Diyeceğim o ki değerli dostlarım, hangi meseleyi ele alırsak alalım, bu politikalarla asla iyi bir yere varılamayacaktır.

         O yüzden mücadelemiz daha yeni başlıyor.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar