Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Erdoğan bu memlekete pek de yakışıyor

  • 5.05.2014 00:00

Böyle geçmeseydi 1 Mayıs, asıl o zaman şaşardım.

 

Çünkü geniş kesimlere ait hakların pespaye bir şekilde yerlerde sürünmesinin artık yadırganmadığı...

 

Orta sınıf namına bir şey kalmayıp herkesin giderek işçileştiği...

 

Buna karşın, geleceği olmayan yatırımların rantıyla sahile vurmuş ölü balinalar gibi şişen ve kokan bir avuç arsızın zekâtına müteşekkir...

 

Ruhu dinsel buhurdanlarla tütsülenerek, hayatın somutluklarına duyarsızlaşmış, suskun insan öbekleri...

 

Türkiye’ye çok yakışıyor.

 

Seçimlerin neden dört senede bir gibi kısa aralıklarla yapıldığını...

 

Zira uzun erimli “sıcak koltuklar”ın demokratik gelişmeye aykırı düşeceğini...

Putin- Medvedev” gibi yöntemlerin ise, esasen bir aldatmaca olduğunu...

 

Bu kısa aralıklı iktidar öngörüsüyle, aynı zamanda uzun vadede egemenleşecek bir kamu girişkenliğini arzulamadığını...

 

İzlenecek yolu, toplumun kendiliğinden bir hayatla ve özgürce çizeceğini...

 

Nitekim demokraside iktidarların toplumu yönetmek için değil, âdeta yönetmemek için varolduklarını...

 

Demokrasilerde “bizi yönetenler” gibi tanımların yapılamayacağını...

 

İktidar işlevinin halkı değil, ona hizmet edecek devlet organlarını yönetmekten ibaret kaldığını...

 

İşte bu nedenle de seçilenlerin âmir değil, hizmetli gibi davranmalarının gerektiğini...

 

Toplumun yönetilmeyip, gidişatın spontane gelişen bir hayat tarzına bırakılması lâzım geldiğini...

 

Çünkü demokrasilerin, sınırları “Yasama”nın çizdiği, hizmeti “Yürütme”nin gördüğü, itilafları “Yargı”nın çözdüğü, özgürce ve kendiliğinden işleyen bir toplumsal düzeni amaçladıklarını...

 

Bununla yetinmeyip, halkın bu düzeni türlü maksatlarla kuracağı örgütlerle de, bilimin ve uygarlığın birikimleri ışığında siyasal karar alma süreçlerine katılarak denetleyeceğini...

 

Bilmeyen, anlamayan, kavramayan, öğrenmeyen, hissetmeyen, o onurlarla dolmayan ve doymayan, bu yüzden de mutluluk nedir tatmadan ot gibi yaşayan...

 

Ve demokrasi her türlü vasiliğin reddi demek olduğu hâlde; “sandıktan ben çıktım, vesayet sırası artık benimdir” diyene, kendi yapıp kendi taptığı putu olduğunun bile ayırtına varamadan tutulan...

 

Böylesi bir topluma... kafası büyümeyip gelişmeyip güdük kalmış bu topluma, sergilediği manzaralar doğrusu pek yakışıyor.

 

Sadece bunlar mı?

 

Artık birer piyon olmaktan öteye gitmeyen milletvekillerinin miskinler tekkesine çevirdikleri, yok hükmündeki bir parlamento da yakışıyor bu ülkeye...

 

12 EylülAnayasası da...

 

Sıralamaktan bıktığım antidemokratik yasalar da.

 

Ayaklar altına alınmış bir hukuk nizamı ve onun uygulayıcısı konumunda olup da, siyasal egemenin karşısında bilye dağıtarak hurdaya çıkan bir yargı teşkilâtı da, yakışıyor buraya.

 

Aşağı yukarı iki milyon öğrencinin sınava girip yarısının fen bilimlerinden, üçte birinin dematematikten “sıfır” çektiği üniversiteler de yakışıyor.

 

Tarihin en büyük kârlarıyla geğirmelerine rağmen, “alacağın temliki, borcun nakli”hükümleriyle kılıfına uydurarak, alacaklısı oldukları batmış ve bitmiş garibanları, tıpkı köle pazarında satar gibi tahsilât şirketlerinin vahşetine terk eden bankalar da yakışıyor bu tabloya.

 

Bugünkü siyasal sonuca toslamamızın asıl sebebinin taşıdıkları o kafa olduğunu belli ki daha kavrayamayıp, cenaze namazında yuhaladıkları amiral ve generallerin hâlâ tepeden inmeci gayretlerinden medet umanlar da yakışıyor.

 

Saymakla bitmeyecek nice olumsuzluklara kayıtsız kalan bu topraklar, yeryüzünün iki yüz kadar ülkesi arasında her konuda arkalarda yer almayı hem hak ediyor, hem yakışıyor.

 

Bunu da en iyi Erdoğan simgeliyor.

 

Aslında o, böyle başa böyle tarak gibi duruyor.

 

[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar