Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Senin dinci siyasal fıtratında ne yazılı!

  • 16.05.2014 00:00

Kömür ocaklarındaki bu akıl almaz cinayetlere “normaldir” diyen bir kafa, örtbas etmeye mi bakar, yoksa gerçeğin peşine düşer de ortaya mı çıkarır, olanca kepazeliği?

 

Daha ilk tepkisi dünyanın iki asır önceki örneklerini ölçü alarak mantık yürütmek olan, böylesi bir vicdansızlık karşısında suskun kalmak, o vicdansızlığa ortak olmak sayılmaz mı?

 

Oy avcılığı uğruna dağıttığı düşük maliyetli kömürlerin faturasını kimlere kestiğinin somut kanıtı değil mi şimdi, o yoksul ölüler?

 

Suçluluk duygusuyla mıdır nedir, böyle hâllerde bir bakıyorsunuz sırra kadem basmış; bir süreliğine de olsa, ne ortalıkta gözüküyor, ne sesi soluğu çıkıyor.

 

Hesap vereceği bir konu oldu mu, yarın öbür gün ne yapacağını demek ki şimdiden kestirmek mümkün.

 

Gezi mezi olsaydı, 1 Mayıs filan olsaydı, alimallah tozunu attırır; ta Tunus’tan lâf yetiştirirdi.

 

Birilerinin inlerine girmede, cihan pehlivanı.

 

Ama sıra kömür ocaklarının galerilerine geldi mi, bildiğin somun pehlivanı.

 

Sonunda istemeye istemeye de olsa, süngüsü düşük bir vaziyette çıkageldi; evvel emirde yapılacak ve “atlatılacak” işleri anlattı.

 

Olur böyle şeyler, dedi.

 

Minarelerden salâların... minberlerden hutbelerin... Kuran kurslarından da hatmi şeriflerin okunacağı müjdesiyle yetinip, çekti gitti.

 

Bir başbakanın bu durumda sarf edeceği ilk sözler, alacağı ilk önlemler bunlar mı olmalıydı, söyleyin Allah’ınızı severseniz?

 

Tanrının adını dilinden düşürmeyip siyasetine alet eden birine katlanmak, korkunç gelmiyor mu size de?

 

Ben çok üzülüyorum.

 

İlk başlarda olumlu imiş gibi görünen tavrı nedeniyle, “demokrasi projesi” adına söyleyip yazdığım ne varsa hepsini geri alıyor, bir yurttaş olarak hakkımı ona asla helâl etmiyorum.

 

Bir de çıkıp, “başkalarının lâflarına sakın kanmayın, sadece benim söylediklerime itibar edin”demesi yok mu?

 

Her koşulda aklına ilk gelen, nasıl da sadece altındaki şilteyi sakınma çabasıdır, görüyor musunuz?

 

Tek derdi o.

 

Yahu arkadaş, ne yapacaksın, ancak binlerce polisle korunarak oturabildiğin, döşemesi endişeyle kaplı bu tür bir tahtı?

 

Bu nasıl hırstır?

 

Bu nasıl tutkudur?

 

Bunun Hakk’a da halka da hizmet olduğu dolmalarını, git başkalarına yuttur sen.

 

Hiç Hakk’tan korkan, halktan utanan biri, 1862 yahut 1906 koşullarında tecelli etmiş iş kazalarını bugüne taşıyarak örnek diye göstermeye kalkar mı; vicdanı buna elverir mi?

 

Ne ki, bu otoriter yapının inşasından sorumlu olanların başında AKP’nin öncü kadroları ve Meclis Grubu gelmektedir.

 

Erdoğan’ın adım adım sultanlaşmasındaki rolleri ve sorumlulukları, affedilemeyecek kertede bir faciadır.

 

Bazen duyduğum, kimi AKP milletvekilleri bu gidişattan rahatsızlarmış da; şundan şuymuş, bundan buymuş.

 

Eğer bu doğru olsaydı, günde kırk lira yevmiye uğruna can verenlerin ardından böyle tavırlar sergileyen birine bu denli kulluk etmezler; aralarından, Allah korkusu olup da “yeter be” diyebilen erdemli kimseler çıkardı.

 

Demek ki yok!

 

Oysa şimdi olmayacak da ne zaman olacak?

 

Kim, neyi umacak?

 

Makamsa; bakan olmanın bile sıradanlaştığı ve emir erine çevrildiği bir devirde, bir şeyler olsan ne yazar, olmasan ne yazar!

 

Halka, üstelik de “bakara makara” sahteciliğiyle, sadece din üzerinden bonkörlük taslayan bu bireysel hegemonyadan kurtulmak, toplumsal hayatın artık iyice dayattığı bir vatan borcu hâline gelmedi mi?

 

Hangi makam ve memuriyet bundan daha değerlidir ki?

 

[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar