Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Siz kim, darbelerle hesaplaşmak kim!

  • 23.06.2014 00:00

Daha cezaevinin eşiğini bile aşmadan, başladılar gene o mahut tehditlerini savurmaya.

 

Kahramanlar gibi de karşılandılar.

 

Oysa özgür bırakılan 230 kişiden, çoğu sessizce evlerine dönenlerin başını belaya sokanlar da aslında, her zamanki gibi esip gürleyen hep aynı üç-beş generalden başkası değildi.

 

Haksızlığa uğramış küçük rütbeli subayların arkasına saklanarak, aralarına karışarak vartayı atlatma olanağı bulmaları yetmezmiş gibi, hâlâ gözlerini devire devire bağırmaktan geri durmuyorlar.

 

Ama korkarım toplum olarak siz buna müstahaksınız. Otoriteye bu kadar çok taparsanız, asıl kadim otorite yuvasından kafasını kaldırıp çıkagelir bir gün işte böyle.

 

Fethullahçılara duyulan akıllara ziyan o tuhaf öfke yüzünden, ülkenin altmış yıllık darbe ve vesayet kültürünü aklamak bile göze alınmışa benziyor.

 

Paralelci- kumpasçı yaygaralarla bu memleketin hırsızlıklarını yolsuzluklarını soruşturan kovuşturan polisler, savcılar, yargıçlar, darbeci ve hain ilân edilerek çil yavrusu gibi dağıtılmıştır. Ve vaktiyle nice darbeler yapmış bir ordunun dilleri pabuç gibi generallerine, sonunda arka çıkacak kadar tefessüh etmiş bir noktaya da gelinmiştir.

 

Bunun için bilmem ki utanan birileri çıkar mı?

 

Fakat şu sıralar epeyi kimse el öpme kuyruğuna girecekmiş gibi duruyor.

 

Hâlbuki ilkin kendiniz dürüst olacaktınız ki, “ancien regime”in seçkin unsurlarını cezalandırabilesiniz. Henüz kirli çamaşırlarınız ortalığa saçılmamışken, dokunulamaz sanılan kimseleri yargı önüne çıkarabiliyordunuz. Ama peruk düşüp kel görününce, artık onları orada tutamayacağınız iyice aşikâr bir hâl aldı.

 

Âdetâ devletin “Erdemli Adamlar Heyeti” mahiyetinde görülmeleri gerekirken ve bu yüzden de birçoğu hukukçu dahi olmayan Anayasa Mahkemesi üyelerine ağır ceza davası gördürerek, koskoca İhtisas Mahkemelerinin, koskoca Yargıtay Ceza Kurullarının üstünde yeni bir “temyiz makamı” daha icat ve ihdas ettiniz.

 

Biriniz diğerini irticacılıkla, berikiniz de öbürünü kendisine karşı darbe tezgâhlamakla suçlarken, şu ironiye bakın ki, bugün aynı “kumpas” etrafında kenetlenerek bir anda kankaoluverdiniz.

 

Nitekim şimdi, arenanın ortasına sürüklemeye çalıştığınız demokrat insanları parçalatmak üzere, yaralanmış aslanların kapılarını açan Romalı despotlara döndüğünüzün de acaba farkında mısınız?

 

Artık Erdoğan’ın ve darbeci general geleneğinin kaderi, bundan böyle birbirine masura ipliğiyle bağlanmışa benziyor. Kim önce kaybederse, ötekini paçasından çekecekmiş gibi gözüküyor.

 

Ne ki, esas acı olan, üç-beş general tatlı canını kurtaracak diye, ordunun sivil siyaset üstündeki tarihsel gölgesinin ve lüzum gördükleri hâllerde yönetime el koyacakları gerçeğini yansıtan iç güvenlik plânlarının karambole getirilerek yok sayılmasıdır.

 

Yurtseverlik dar cemaat kültürüyle olmaz. O takdirde dinsel cemaatlerden farkın kalmaz. Yurtseverlik, ülke çıkarlarını kurum içi dayanışma ve ahbap çavuş ilişkilerinin üstünde tutmakla olur.

 

Örneğin, ben iyi bir yurtseverim. Yurdumun gerçekten demokratik bir ülke ve uygar bir toplum olmasının özlemini çekiyorum. Bu uğurda önüme, değil eski meslektaşlarım, babam çıksa tanımam.

 

Ne ki, bugün orduda kırk bin subay var, ama aralarından bir tanesi bile çıkıp darbeci generallere karşı olduğunu artık söyleyemez. Olmadığından değil, mahalle baskısından söyleyemez. Eseriniz bu sizin.

 

CHP, itibarların iadesi için yasa teklifi hazırlayacak, hapiste geçen günlerin kışlada geçmiş sayılmasını önerecekmiş. Haksızlığa uğramışlara elbet de diyecek lafım yok. Lakin onların içinde doğru dürüst kışla subayı da yok.

 

Sipahi ne kadar temsil ederse reayayı, patron ne kadar temsil ederse işçiyi, darbeci general takımı da o kadar temsil eder orduyu.

 

Ellerini öpmek için iki büklüm olduklarınız, bırakın diğer subayları, albaylarla bile aynı salonda yemek yemezler orduevlerinde.

 

Neymiş? Atatürk’ün askeriymiş. Atatürk “Taktik Takım Talimnamesi” yazmıştı gençliğinde. Siz şimdiye kadar hangi darbeci generalin iki satırlık askerî bir makalesini gördünüz ki?

 

Daha siz bu orduyu tanımıyorsunuz; nerde kaldı darbe plânlarını anlayasınız.

 

Söylemekten usandığımı, bu vesileyle bir kez daha yineleyeyim bari:

 

Beş senedir o plânların sahte olduğu söylendi, durdu. Doğrudur. Bir sürü abuk- sabukluğu mümkün değil görmemek. Ama ne savcısı ne yargıcı ne de tartışmaktan bir hâl olmuş medyası, bir Allah’ın kulu çıkıp da “yahu madem bunlar sahte, o zaman asılları neydi bunların” diye merak edip sormaz mı içlerinden?

 

Öyle ya, sahteyi aslıyla yan yana koyup anlamak gerekmez miydi? Hiç o raddeye getirirler mi? O vakit tüm karargâh hazırlıklarının aslında birer müdahale planı olduğu ortaya çıkardı çünkü.

 

[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar