Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Ülkenin çağdaşlığa geçit vermeyen duvarı

  • 27.06.2014 00:00

Nasıl ki, yüz dereceye gelen su kaynamaya başlarsa...

 

Kesesi patlayan kadınının doğum vakti gelirse...

 

Gözlerini hayata açan her canlı, titrek bacakları üzerinde ayakta durmaya çalışırsa...

 

Bir çağ değişiminin gereklerini, sonunda bu ülkenin de yerine getireceği umudu sarmıştı beni de, daha düne kadar.

 

Ne ki, yanılmışım.

 

Hani, hevesi kursağında kaldı derler ya; aynen öyleyim.

 

Sosyoekonomik yapısallıkları gözardı etmedensiyasal din”in ve “sivil asker bürokratik devlet”in, bu coğrafya için aşılamayan en büyük “Çin Seddi” olmaları yüzündendir, bütün bu yeisler, bu hüsranlar.

 

Benden dört yıl daha kıdemli, sevip saydığım, değer verdiğim eski meslektaş bir ağabeyimle geçenlerde biraz lâfladıydık.

 

Bak”dedi hayıflandığımı görünce; “birbirlerine benzeştikleri için sicil alıp vererek terfi eden, o nedenle de hiçbir şekilde değişime uğramayan, elli sene önce ne idiyseler bugün de öyle olan, katı ve örtük bir kulübün üyesi gibidirler generaller.

 

Onlardan ne beklenir ki?

 

Beni bağışlasınlar, kendini yetiştirmiş olanları tenzih ederek söylüyorum ki; bırakın entelektüel bir janrı, “dahi” anlamındaki “de- da”ların, yahut soru eki “mi- mı”ların ayrı yazılmaları bile hâllolmamıştır henüz, çoğunun iki satırlık el yazısında.

 

Lâkin, ahali akıl almaz bir propagandayla kuşatılmıştır.

 

Neymiş?

 

En seçkin subayları tasfiyeye uğrayan ordu, yok ediliyormuş.

 

Nedir sizin seçkinlikten anladığınız?

 

Bayrak Harekât Plânını” birbirlerinden devralarak, darbeci zihniyeti zinde tutan salon subaylığı mı?

 

Yoksa güneş ve ayazın kavurduğu, toza toprağa belenmiş kışla subaylığı mı?

 

Sizin öve öve bitiremedikleriniz, büyük kentlerin göbeğindeki karargâhlarda rugan iskarpin giyerek askerlik yerine siyaset yapanlardır.

 

Diğerleri de, araziye girdiklerinde postallarının altına hedik iriliğinde çamur yapışan kışladakilerdir.

 

Berikiler, kırmızı biyeli pantolonlarıyla dolaşırlar, karargâhların bal dök yala koridorlarında.

 

Öbürleriyse, Soma kömür ocaklarının galerilerindeki adamlara benzerler.

 

Ya da tarla dönüşü yorgun düşmüş rençperlere.

 

Siz onları ne görür, ne tanırsınız.

 

Hiç de karşılaşmazsınız.

 

Tıpkı taksi tuttuğunuzda halkla temas ettiğiniz duygusuna kapılıp sürücülerin düşüncelerini aktarmayı kamuoyu sanmanızdaki gibi, meselâ TV’lere orduyu temsilen çıkardıklarınız bile “yardımcı sınıflar”dan subaylardır genellikle.

 

Bilmedikleri askerlik hakkında ha bire palavra sıkar dururlar.

 

Siz ağzı açık dinlerken, ben ispoletlerinden süzülen hayat hikâyelerini okuyorumdur onların.

 

Askerliğin sorun ve meşakkatlerini kışla yedek subayları ölçüsünde bile yaşamayan bu muhteremlerin, sizi nasıl kazıkladıklarının acı gülücüğü bir süre yüzümde donar kalır öylece.

 

Çoğu konuda olduğu gibi, yalanın ve riyanın askerlik mesleğinde de tepe yaptığı bir dönemi yaşıyoruz.

 

Hiç askerlik yapmamanın bilgisizliği mi, yoksa ezik bir hayranlığı mıdır, nedir; örneğin bir süre önce bir Cumhuriyet yazarı, hapisteyken Nâzım Hikmet’i keşfetti diye İlker Başbuğ’u yere göğe koyamamıştı.

 

Paşa’nın, Şair Baba’yı yeni yeni tanıdığını ve milliyetçiliğini(!) öğrendiğinde de utancını “affet bizi” diyerek telâfiye çalıştığını övüp durmuştu.

 

Bu nasıl bir bilinçtir ki, o paşaların Nâzım’ı keşfedene kadar, onun şiirlerini okudukları için zulmettikleri, işkence ettikleri, ordudan attıkları yüzlerce binlerce subay ve astsubaydan acaba haberleri var mıdır?

 

O paşalar özür dileyeceklerse ilkin benden dileyecekler.

 

Bundan tam kırk iki sene önce, 12 Mart’ta gencecik bir teğmenken, karargâh dolusu generaller kurmaylar, Nâzım’dan şiir okudum diye dünyayı başıma yıkmışlar, bütün ömrümü ziyan etmişlerdi.

 

Şimdi utanç verici o faşizan süreçlerden arınmak için ellerini yüzlerini zemzemle yıkayacaklar,Orhan Bursalı gibi “uyduruktan tayyare” solcular da ibrik döküp havlu tutacak!

 

Ben de bunları sessiz sessiz izleyeceğim.

 

Ayıp ayıp!

 

Bari köşenize çekilin de susun.

 

[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar