Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Bu düzeni reddediyorum

  • 30.06.2014 00:00

Rahmetli Almanca öğretmenim üsteğmen Yılmaz Usar, askerî ortaokuldayken bana, ruhumda var olduğuna inandığı edebiyat cevherini gün yüzüne çıkarmak için, yazmakta bu denli gecikmem nedeniyle şimdi hak etmediğimi düşündüğüm epeyi bir çaba harcamıştı.

 

Vergilius’un peşine takılıp fantastik gezisine çıkan Dante’den, Homeros’un Odysseia’sı, Arap gecelerinin Sinbad’ı ve O.Henry’nin Son Yaprakından da önce, Oscar Wilde’ınMutlu Prensini okumamı salık vermişti.

 

İşte o yüzdendir ki, muhtaç insanlara canından can kopararak yetişen bir fedakârlık öyküsüyle çocuk yüreğime atılan neşterlerin bu yaşıma geldiğim hâlde hâlâ dinmeyen sızısı, nasıl olur da şimdi teskin olur; hazineyi soyan, doğayı ve tarihi talan eden, yoksulları dine değgin değerleri kullanarak kandıran bugünün soytarılıkları karşısında?

 

Nasıl isyan etmem, tanıklığına dayanamadığı sefilliklerin acısıyla kurşundan yüreği ikiye ayrılan demir bir heykel kadar bile olamayanların, insanlıktan çıkmışlıklarını görüp de?

 

Yakuttan kılıcını, safirden gözlerini ve tepeden tırnağa altın varaklarla kaplı bedenini düşkünlere üleştirerek eski püsküye çevrilip eritilmeyi göze alan “Mutlu Prens” imgesi karşısında, “yıllık hâsıla”nın yarısını höpürdeten bizdeki toplumsal “beşte bir”, o arsız iştihasıyla, ye babam ye... ye babam ye... lâkin doymak nedir bilmiyor bir türlü.

 

Gecikmiş kapitalizmlerinin sermaye temerküzünü sağlıyorlar, bari gelecek nesiller rahat edecek, desem, o da değil.

 

Kazandıkları her kuruşu, ranttan başka bir işe yaramayan toprağa ve inşaata yatırıyorlar çünkü.

 

Türkiye’de holdingler üretimle değil, arazi spekülasyonlarıyla zengin olmuşlardır. Bunun önünü alan ekonomik tedbirler liberalizmle ters düşmez; aksine, onları gerçek sanayici yapar.

 

Ne ki, bu yollara tevessül edecek hiç kimseyi bulamazsınız. Ülke siyasasının, kurulduğundan beri tek bir amacı olmuştur:

 

Küresel partnerleriyle işbirliği hâlindeki bir avuç üçüncü dünya zengininin, kendi halkı üzerindeki sömürüsünü sürdürmeyi sağlamak!

 

Eskiden bunu, siyasete egemen olan bürokratik bir“askerî vesayet”le yaparlardı. O artık demode kalıp ıskartaya çıkınca, yerine daha kullanışlı ve yarayışlı buldukları “dinsel vesayet”i koydular.

 

Düzenlerini en düşük maliyetlerle sürdürmeleri, sizin tevekkülle uysallaştırılmanıza, ya da kavga edecekseniz bile birbirinizle etmenize bağlıdır.

 

Veysel Karani’nin delik gömleğini müzede size sergilerler; ama kendi gözleri “Kaşıkçı Elması”ndadır.

 

Sonunda hep beraber göreceğimiz, her şeyin bir dümenden ibaret olduğudur.

 

Bunların ellerinden dini çekip alın, ortada bir şey kalmaz.

 

Şimdi Ramazan geldi ya, ellerini ceplerinize rahatça daldırmak için önce inanç tellerinizi titreştireceklerdir.

 

Meydanlara kurdukları iftar sofraları, fütuhatlarıyla zayıflıklarınıza taarruz plânladıkları “harekât çadırları”dır onların.

 

Ama biliniz ki, bir yanda da küresel turizmin giderek pas geçeceği bir ülke hâline getirilen yurdumuz, her geçen gün uygarlıktan biraz daha uzaklaşıyor.

 

Örneğin, sokaklarda dans etme rahatlığındaki Güney Amerikalıların veya yüzmilyonlarcaÇinlinin dünyayı kolaçan ettiği bir devirde, Boğaz’a karşı bir bardak bira içecek yer bırakmayan yoz bir zihniyet, ülkenin canına okumaya âdetâ ahdetmiş görünüyor.

 

Elbette ki, bilinçlenme arttıkça toplumsal farklılaşma ırk din ve mezheplere göre olmaktan çıkacak; mücadele, iyiyi doğruyu ve adil olanı yaşamak isteyenlerle, kötüyü haksızı ve sömürüyü sürdürmek isteyenler arasında geçecektir.

 

Nitekim bu toplum, HES’e ve her türlü talana karşı ormanlarını, derelerini, tarihî eserlerini, parklarını, bahçelerini kırlarda ve kentlerde devlete karşı direnerek korumaya başladıysa, mevcut yönetimin bir halk iktidarı olduğu söylenebilir mi?

 

Bana gelince...

 

Bundan sonra, sırtlan gibi çıkarcı, akbaba gibi leşçi, tilki gibi fırıldaklarla başa çıkmak için, karınca kadar hamarat, arı kadar yararlı, sümüklüböcek kadar iz bırakan yazılar yazsam, sevgili öğretmenimin ruhunu muazzep olmaktan kurtarabilir miyim, acaba?

 

[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar