Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Neden pislik içindeyiz diz boyu

  • 29.09.2014 00:00

Diyorlar ki, kim verecek çektiklerimizin hesabını?

 

Yoktan yere, boktan yere ölmelerimizin...

 

Uğradığımız akıl almaz haksızlıkların...

 

İftirayla yattığımız hapisliklerin...

 

Irk diye, klân diye, din diye, mezhep diye bin parçaya bölünmüşlüklerimizin...

 

Başka yerde olsak mutluluktan uçacakken, bu coğrafyadan gelme bahtsızlıklarımızın, hangi babayiğit kurabilir akla yatkın, inandırıcı mantığını?

 

Sevgi mi, dayanışma mı, yüce duygular mı bizi birarada tutan; yoksa yüzümüze dahi bakmayan koca bir yeryüzünden vize alamadığımız için, kendi yarattığımız iğneli fıçımızın dışına kafamızı bile çıkaramamak mı?

 

Hep yalanlarla mı sürdüreceğiz yaşamayı?

 

Dağlarını taşlarını kelleştirmişken...

 

Bir avuç ormanı, ya yakarak ya keserek...

 

Akarsularımızı, kedi sidiği gibi varla yok arasına çevirmeyi bir güzel becermişken...

 

Çatlak dudaklı dere yataklarına, kuruttuğumuz göl tabanlarına kadar sirayet eden inşaat manyaklıklarımızla...

 

Halâ çıkıp utanmadan, benim zümrüt vatanım, diyerek mi?

 

Eller karınca, eller balarısı...

 

Nedir bizdeki bu karasineklik, bu böceklik; sanki eşekarısı!

 

Diyorlar ki, bizim hâlimiz n’olacak?

 

Hemen söyleyeyim ne olacağını:

 

Bu kafayla, belli ki bundan sonrası da aşağı yukarı gene böyle olacak!

 

Hattâ belki de, tıpkı sosyolojik olarak ilkel ama dünyanın en pahalı ürünlerini tüketirken aynı zamanda tarih öncesini de yaşayan Arap çöllerinin bedevileri gibi, elimizden hiç düşmeyen cep telefonlarımızın modelleri gelirlerimizle ters ama arsızlıklarımızla doğru orantılı bir şekilde yükselerek sürebilecek!

 

Lâkin, yanıltmasın bu sizi!

 

Gerçekten “demokrat” olmadıkça, “çağdaş insan”la aramızdaki mesafe ağırlaşarak açılacaktır, daha da.

 

Bütün bu yaşadıklarımızın, içine çekildiklerimizin, hep o demokrasi sorunumuzun giderek ağırlaşması yüzünden olduğunu, ah bir kavrayabilsek!

 

Bir görebilsek, her şeyin “özgürlükler”de, sonsuz “temel haklar”da yattığını...

 

Asıl zenginliğin demokrasi olduğunu...

 

Hür ve saydam bir ortamda, tüm sorunların çorap söküğü gibi çözüleceğini...

 

Keşke şu kuş beyinlerimize kazısa hayat, ne rezillik varsa kurtulmanın ancak öyle mümkün olduğunu.

 

Hâlbuki hepimiz zarardayız bu akıllarla.

 

Edirne’den dışarı çıkınca, en aptalımız bile anlar bunu.

 

Toplumun siyasal olarak örgütlenmesi değil midir, devlet olmak?

 

Alın işte biziz o, balarıları gibi değil de eşekarıları gibi oğul vererek aynı kovanda birbirini yiyen.

 

Çektiğimiz çilelerin hesabını verecek kimse yok, kendimizden başka.

 

Yapışacağımız tek yaka var, o da kendi yakamız.

 

İyi ki bellemişiz bir, kişi başına düşen şu kadar dolar, bu kadar duble yol ve yardım kolisi.

 

Ya kişi başına düşen kötülükler ne olacak; hırsızlıklar, yolsuzluklar, düzenbazlıklar?

 

Kişi başına düşen verimsizlikler, çoraklıklar, bataklıklar?

 

Kişi başına düşen cehaletler, bağnazlıklar, yozluklar?

 

Kişi başına düşen acı, eziyet, saygısızlıklar?

 

Kişi başına düşen rezillik, utanmazlık ve bütün bunların icmalinden doğan toplam cereme?

 

Bunları ne zaman göreceğiz adam gibi, pekiyi?

 

Oysa sıkıntılarını boşu boşuna çektiğimiz bir enayiliktir bizim, çoğumuzun alkışladığı AKPiktidarının, inşasına çalıştığı bu bozuk düzen.

 

Sonundaki tek kârımız, sadece o aymazlıklarımız.

 

Böyle bir toplumda yaşamanın hissesi ancak bu minvalde olur, adam başına düşen.

 

Ellerde ne popüler saraylar vardır; bizlerdeki adliye yahut simit sarayı.

 

Velhâsıl...

 

Ne zaman ki çoğunlukların iktidarı, kendileri gibi olmayanları kendilerine benzetmeye kalkmazlar...

 

Ne zaman ki azınlıkta kalanlar, bir önceki ideolojik iktidarlarının seksen yıllık günahlarından dersler çıkarıp arınmaya başlarlar...

 

Ne zaman ki bütün herkes, tüm ezberlerinden sıyrılıp evrensel değerlere yönelmeyi seçerler...

 

Söz!

 

Ben de o zaman bu yazıyı bi’kez daha yazarım, yeniden.

 

[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar