Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Demokraside, sorgulanamayan iktidar gayrimeşrudur

  • 3.11.2014 00:00

Ama her şeyden önce, demokrasi, halktan gelsin de ne gelirse gelsin rejimi hiç değildir.

 

Kitlelerin dönemsel iradeleri, insanlık birikimlerini özümsemişlikten yoksun bir hâldeyken, sakatlanma evresine girme sinyalleri verme aşamasındaysa, buradan demokrasiye istesen de ulaşılamaz.

 

Çünkü büyülenmiş ve mayışarak duyarsızlaşmış çoğunlukçu irade, sürücüsüne beslediği akıl dışı meftunluklar yüzünden götürüldüğü yolu denetlemeye özen dahi göstermeyerek, derin bir uyku safhasına geçmiş olabilir.

 

Bunun belirtileri de, onları uyandırmak isteyen kesimlere karşı hükümetin artarak tırmanan zorbalaşma eğilimleridir.

 

Demokrasi, kırılgan, naif bir rejimdir.

 

O yüzdendir ki, sürücüsünü sürekli gözleyen uyanık yolcular ister.

 

Bir iktidarın demokratik olup olmadığının anlaşılması, kendisinin denetlenmesini engelleyip engellemediğine bağlıdır.

 

Alelâde bir zihin dahi teslim eder ki, her günü sadece tahtta kalma kavgalarıyla geçen bu hükümet, kesinlikle demokrat değildir.

 

İlkin güzel başlamış gibi görünen Erdoğan iktidarı, giderek demokrasi tarihimizin en yoz tiranlığına doğru evirilmeye yüz tutmuştur.

 

Ondan, kendiliğinden demokrat olmasını beklemek, yahut da alınyazısı addedip kurtulmak için mahkûmlar gibi gün saymak, gülünç olmanın bile ötesine geçen bir ahmaklıktır.

 

Böyle bir iktidardan kurtulmak, o gittiğinde yerine neyin konacağından tasalanarak da olmaz.

 

2002 seçimlerinde Erdoğan’a gösterilen teveccüh, bir kurtarıcı bulmanın değil, köhnemiş bir koalisyonu defetmenin tezahürüydü.

 

Her konjonktür, kendi çözüm mantığını yaratacaktır.

 

Siyasal ilerlemenin güç kaynağı, politik alanının önceden yapılan plânlamalarında değil, gözlerin daha başka arayışlara çevrildiği yeni ufuklardadır.

 

Tarihsel dönüşümler, kralların çizdiği güzergâhlardan gidilerek değil, hurdalığı hak eden saltanatlara son veren toplumsal dinamiklerle gerçekleştirilmiştir.

 

Örneğin Avrupa’da “modern çağ”, günü gelip de kronolojik bir sıra dâhilinde, “ortaçağ”ın yıkımı ardından kendiliğinden olagelmiş değildir.

 

Kolombların, Erasmusların, Lutherlerin, Montesquieuların, Voltairelerin, sonuçları önceden bilinmeyen ve plânlanmayan çağrılarının eseridir.

 

Eğer bir iktidar sorgulanmaya ve kabul görmemeye başlamışsa, zaten bir başka iktidar yoldadır.

 

Yeni umutlar beslemenin eşiğine gelmiş bir Türkiye’nin, Erdoğan gibi artık ayak bağından başka bir şey olmayan birinden medet umması, olsa olsa gaflettir.

 

Eğer sırttan atılması gereken bir yüke dönmüşse de, yapılacak en hayırlı iş, bir an önce ondan kurtulmaktır.

 

Görmüyor musunuz? Artık homurdanıyor, tıslıyor, tekliyor.

 

Kendi politik sağlıksızlıklarından kafasını alıp, size vakit bile ayıramıyor.

 

Memleketi idare eden erdemli biri gibi değil, döner bıçağını kaptığı gibi fırlayıp önüne gelene savuranlara benziyor.

 

Biriken cüruflarına rağmen zorba iktidarlara katlana katlana; Kara Avrupa’sının demokratikleşme tarihi yahut kendi ülkenizin darbe süreçlerindeki gibi, bugüne kadar ancak çatlaya patlaya kesintilerle yol alabilmiştiniz.

 

Hâlbuki akıllı olup, Britanya’nın “değişmek için önüne takoz konmayan ilerlemeci karakterdeki demokrasisi”ni keşfetseydiniz, Mehter marşı çaldırmak ya da sık sık sokaklara dökülmek zorunda kalmazdınız.

 

O yüzden Kara Avrupa’sında, krallıkları “devrim” zoruyla alaşağı ederek yerlerine kurulan cumhuriyetlerin başına, âdetâ ibretiâlem için maymuna çevirdikleri yetkisiz ve sorumsuz devlet başkanları dikmişler; buna karşılık, Anglosakson kültürünün despotları “kendim inerim” dedikleri için eşekten düşmemiş, “evrimsel” gelişmeleri sineye çekerek yerlerini korumuşlardır.

 

Cumhurbaşkanıyken her işi gene ben yapacağım dayatmasından belli ki, “devrim”in başka “evrim”in başka, hiç saltanat yaşamamış Amerikan modelinin ise bambaşka sonuçlar verdiğinin, bizimki farkında bile değil hâlâ.

 

[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar