Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Her gün cuma, her gün hutbe!

  • 28.11.2014 00:00

 Hadi gel de yazma şimdi!

Hadi gel de, hiçbir şey yokmuş gibi davranarak başka konulardan dem vur!

Bari diyorum, hiç olmazsa bugün ondan bahsetmeyeyim.

Arada bir, başka meselelere de değineyim ki; körün bellediği gibi bir yol tutturmuş, hep ona ilişkin şeyler yazıyor, demesinler.

Lâkin, peşimi bırakıyor mu?

Tam karar vermişken; ne yapıp edip, ya bir çam deviriyor, ya adamın tepesini attıracak olmadık mevzulara giriyor.

Dikkat çekmeye çalışan hınzır bir çocuk gibi, bütün gözler hep onda olsun istiyor.

O yüzden masum da değil.

Nereden buluyor bunları, bilmem ki?

Adamlarına dönüp, bana öyle şeyler bulup buluşturun ki, insanları bir güzel çileden çıkarayım mı diyor, nedir?

Amerika’nın keşfi”travmasını daha atlatamadan, alın işte art arda sıraladı gene, yeni bombalarını:

Hangi birini sayayım?

Kadının erkeğe göre eşitsizliğinin, fıtratından geldiğini mi?

İdarenin hukuka aykırı işlemlerini durdurdukları için, Danıştay hâkimlerinin hain olduklarını mı?

Döner bıçağını kaptığı gibi sokağa fırlayanlara duyduğu sempatinin bir tezahürü olarak; esnaf, gerektiğinde asayişi sağlayan bir polis, gerektiğinde cezayı kesen bir yargıçtır, demesini mi?

Söyleyin hangisini?

O kadar çok ki!

Bunlara gaf da denemez.

Mesela, ben şimdi bunları yazarken o gene televizyonlara çıkmış konuşuyor ve diyor ki: “Her şeyi bir kenara bırakmalı, hep birlikte İslâm coğrafyasının sorunlarına bakmalı” imişiz.

Her lâfı, fenalık geçirtir; hastanelik eder adamı.

O zaman biz de, bizi anlayanlarla yola devam ederiz, olur biter” dedi geçenlerde.

Peki, biz senin gibi düşünmeyenler; biz n’olacağız?

N’olacak, bize de gebermek düşecek, belli ki!

Ben hukuk arıyorum; yasa benim için önemli değil” dedi, bir keresinde de.

Ne anlıyor bu lâflardan, bilmiyorum.

Bizim memlekette böyle abuk sabuk retorikler aldı başını gidiyor.

Yasa dediğin “pozitif hukuk” zaten.

Ete kemiğe bürünmüş “hukuk normu”yani.

Hukukun üstünlüğü”nden kasıt da, bu hukuk normlarının, yani yasaların üzerinde başka hiçbir yaptırım erkinin olamayacağı, başka hiçbir güç kaynağı hükmünün tanınamayacağı.

Hukukun içinde kalmak”, “hukuka uygun yasalar yapmak”, “hukuktan ayrılmamak” gibi söylemlerden muradımız ise, aklın ve vicdanın binlerce senede oluşturduğu, bugün artık bizim de benimsediğimiz Batı uygarlığının demokratik ve laik değerlerinin toplamı olan o “Çağdaş Hukuk”tur.

Tek başına bir sözcük olarak, sadece “hukuk” desek bile bundan anlayacağımız, ne meşruiyetini teokrasiden alan “şer’i hukuk”tur, ne “lider” eksenli yahut “oligarşik” yapıda antidemokratik bir düzendir, ne de daha başka bir şeydir.

Kastettiğimiz sadece ve sadece “Batı Hukuku” disiplinidir.

Gelin görün ki, saptırmada üstüne yok.

Oysa on iki sene sonra bizi getirdiği nokta tam bir fiyaskodur.

Demokrasi gelecekti, onun yerine dinci bir faşizm geldi.

ABülkelerinden biri olacak ya da onlara benzeyecektik; Mısır’a, Suriye’ye, Irak’a benzedik.

Zenginleşecektik; bir avuç hırsızı saymazsak hepimiz fakirleştik.

Önce insan”dı, “önce devlet” oldu.

Ülke bütünlüğü sağlanacaktı, TürkKürt diye bölünmeye pek bir şey kalmadı.

Barışçı bir toplum olacaktık, kutbunu bulup düşmanını seçmeyene ekmek bile yok artık.

Dünyaya örnek olacaktık, bizi gören kaldırım değiştirmeye başladı.

Kaynaklarımızı değerlendirecektik, hepsi rantta heba edildi.

Bilim gitti, bağnazlık geldi.

Daha sayayım mı?

Ama yiğidi öldür, hakkını yeme demişler.

Tek hizmeti oldu.

Yaşamla sınanmamış riyakârlıklar, her şeyi yolunda gösteren kıç cebindeki “horozlu ayna” gibi yerli yerinde duruyorken, onun sayesinde kucaklarda ne taş varsa döküldü.

Çok pahalıya patlamış da olsa, bütün herkes ne mal olduğunu gösterdi.

[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar