Namık ÇINAR
Namık ÇINAR

Gazete: Taraf GAZETESİ

Din ile hesaplaşmak

  • 12.01.2015 00:00

 Bunları yapanlar asla Müslüman olamazlarmış.

Ne bunlar peki?

Bal gibi Müslümanlar işte!

Sizin demenizle gerçek değişmiyor ki!

Tüm İslâm coğrafyası kan revan içinde; sizse İslâmlığın bu olmadığını söylemekle işin içinden sıyrılabileceğinizi sanıyorsunuz.

Başkalarının kandığı zaten yok, ama daha ne kadar aldatacaksınız kendinizi de?

İstisnasız tüm İslâm toplumlarının cadı kazanı gibi kaynaması bir tesadüf mü?

Bana bir tane, insanlık ailesinin takdirine mazhar olmuş Müslüman ülke gösterebilir misiniz?

O hâlde nedir bu aymazlık?

Dünyanın herhangi bir yerine gittiğinizde İslâm olduğunuzu anlayacaklar diye korkarak yahut Müslüman olduğunuzu söylemekten çekinerek dolaşmak, bu dinde bir sorun olduğunu göstermiyor mu?

Pasaportuna ilâve plastik kap geçirenlerin, bunu kapaktaki ay-yıldızı örtmek için yaptıklarını ne zaman itiraf edeceksiniz?

Huntington geri kafalı bir muhafazakâr olabilir ama sanırım söyledikleri bir bir çıkıyor.

Ne demişti?

Kapitalizmin komünizmle mücadelesi sırasında askıya alınan medeniyetler arasındaki tarihsel çatışma, soğuk savaşın bitimini müteakip ‘nerde kalmıştık’ diye alevlenerek, asıl fay hattı olan İslâm kültürü ile Hıristiyan uygarlığı arasında yeniden başlayacaktır.

Eh, “duvar” yıkıldığından beri, öyle de oluyor zaten.

Ne ki İslâm dünyası, iflâs ettiğini ve yenikliğinin kendi eseri olduğunu bir türlü kabul edemiyor.

Hiç oralarda değiller.

Dünyanın dibe çöken posaları olarak kaldıklarını göremiyorlar.

Bu toplumlar, çaresiz oldukları için mi Müslümanlar; Müslüman oldukları için mi çaresizler; yoksa bütün bu hâller birbirlerine mi dolanıyor?

Her şey arapsaçına dönmüş.

Bütün dinler iyi şeyler söyler.

Geçin onu bir kalem, konumuz o değil; konumuz onu aşan, ondan çok öte bir şey.

Dinin felsefesine de gireriz, oradaki olumluluklar kadar olumsuzlukları da söyleriz ama mesele daha ziyade maddi hayatla, toplumsal yapılarla ilgili; önce bunu çözmeliyiz.

Zira yüz karası bir canavarlık türü, bu dinin aynasına yerleşmiş.

Dünyanın bütün başarısızları, İslâm sancağı altında toplaşmışlar.

Çözümsüz toplumların kinle dolu garezliklerine, âdetâ bir öfke sığınağı yaratılmış.

Toplumuyla problemleri olan Batı’daki kimi bireylerin İslâm dinini seçmeleri bile, nefretlerini göstermede bir yöntem hâlini almış.

Kitabında yazsın yazmasın; bu din, terör üretmeye tahsis edilmiş gözüküyor.

Hiç düşündünüz mü; AlmanyaFransa veya İngiltere Müslüman olsalardı, böyle mi olurlardı?

Aslına bakarsanız, Hıristiyanlık da Ortadoğu kökenli.

Ama tırnak ucu kadar olsun Ortadoğu değerlerine değgin bir izlenim ediniyor musunuz?

Edinemezsiniz!

Çünkü dine aklın ve aydınlanmanın ışığını tutarak, Hıristiyanlığı “protest” bir bakışla sorgulamışlar; toplumsal hayatla skolastiğin arasına perde çekmeyi becermişler; hattâ Katolikliğin bile kendine çekidüzen vermesine vesile olmuşlar.

Aynı şey, yazık ki Müslümanlık için henüz vaki değildir.

Oysa, yatağına doluşan molozlar yüzünden hayata dair akışkanlığını yitirmiş ve giderek bataklaşan bir göle çevrilmiş bu dini Arap yarımadası kültüründen ayrı düşünmedikçe, hiçbir değişim yaşanmayacaktır.

Tarih de gösteriyor ki, bunu yapmaya en yatkın ruh, Türkiye Müslümanlarında olmak gerekir.

Lâkin bunun, ortodoks İslâmcılığın “Müslüman Kardeşler” akımını temsil eden Erdoğan çizgisiyle olamayacağı da çok açık.

Şimdilik güçlü seçenek olarak geriye bir tek, onun bir kaşık suda boğmak istediği “Cemaat” kalıyor.

Eğer aralarındaki kavga, din felsefesi farkından değil de, iki rakibin aynı yer için didişmesi meselesi yüzündense, bunun benim için ilginç bulacağım bir yönü yoktur.

Ama durum varsaydığım gibiyse, Erdoğan’ın din üzerinde mutlak egemenlik kurmasına ve onun paralel maralel lâflarına kanarak değişimci bir damarı tasfiyesine de zinhar alet olunmamalıdır.

Sandıktan çıkmış olmak, onun dinsel projesini meşrulaştırmaz.

Sandık, bu işlere yaramaz.

Nasıl ki savaş, askerlere bırakılamayacak kadar ciddi bir işse; din sorunu da Erdoğan’a terk edilemeyecek kadar ciddiyetle yaklaşılması gereken bir konudur.

[email protected]

[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar