12 MART ÖNCESİ

  • 13.03.2015 00:00

 1969-1970 Öğretim yılında liseyi bitirdim. Bursa Eğitim Enstitüsü (B.E.E.) Matematik bölümünü kazandım. 1970 yılının Eylül ayında kaydımı yaptırdım. Okul yatılı idi. Yatakhane numaramı ve eşyalarım ile giysilerimi koyabileceğim dolap verdiler. Çarşaf ve nevresim takımlarını alıp odama yerleştim. Odalar onar kişilik idi. Yatakhane ayrı bir yaşam. Ayrıca yazmak gerekecek. Yatakhane, yemekhanenin üstünde idi.  Ona birleşik bir yatakhane daha vardı. Okulda bizden bir yıl önce, Dernekler Yasası ile kurulmuş Talebe Cemiyeti vardı. Bu tüm öğrencilerin doğal üyesi olduğu bir dernek idi. O dönem yönetim, solcu öğrencilerin elinde idi. Başkan M.H. idi. Bizim geldiğimizde dernek sönümlendi ve işlevini yitirdi. Bunun dışında, Dev-Genç, Sosyal Demokrat Gençler ve Ülkü Ocakları vardı.

Geldiğimiz günler okul hep olaylı geçiyordu. Kavgalar ve tartışmalar oluyordu. Bu siyasi yapılar kendilerini güçlü gösterip yandaş kazanmaya çalışıyorlardı. Lise yıllarımda hep sol cephede yer almıştım. Bunda babamın çok katkısı olduğunun altını çizmek isterim. Ben de yerimi Dev-Genç’te aldım.

Okul açıldıktan bir buçuk, iki ay sonra Dev-Genç seçimi oldu. Mehmet Çakır ile bir etkinlikte tanışmıştım. Seçimde birlikte aday olmayı önerdi. Kabul ettim. Diğer arkadaşlar, Sabahattin İzcioğlu, Süleyman Karakaş ve M. Ali Terziler idi beşimiz aday olduk ve kazandık.  M. Çakır başkan,  S. İzcioğlu yazman ben sayman diğer arkadaşlar da yönetim kurul üyesi oldular. Bu arada M.H. ile de tanışma fırsatı oldu. Süreç içinde birlikte iş yaptıkça dostluklar gelişti.

İlk işimiz bir bildiri dağıtma kararı oldu. Bu bildiri dağıtım olayını Sabahattin ve Mehmet’in Tüstav (Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı) Sarı Defter kitap serisi 16. ve 18. “Aralıksız” ve “Umutlarımız Hep Bizimleydi” kitaplarında da görebilirsiniz. Ben de bu süreçle ilgili bir kitap yazmalı idim. Bu dilerim ona bir adım olur. S. İzcioğlu  kitabını yazınca, Sabahattin, Çakır ve ben İzmir, Selçuk’da bir araya gelip kitap üzerine  bir değerlendirme yapmıştık. Bu bildiri olayını, M.H. Mehmet ve Sabahattin'in birlikte kaçma  olayını konuşup bir mutabakat oluşturmuştuk. Mehmet’in kitabı daha sonra çıktı, sanıyorum kitap hazır halde idi. O konu gündeme giremedi.

 Biz göreve başlar başlamaz hemen ülkenin politik durumu ile ilgili bir  bildiri dağıtımına karar verdik.  Bir gün önce M.H. ailevi önemli bir sorunu olduğunu söyleyip memleketine gitti. Biz bildiri dağıtmak için sabah on civarlarında okulun üst tarafında bulunan Meskenler denilen yere çıktık. Belediye otobüsüne binince Mehmet, Sabahattin ve ben ayni anda göz göze geldik. Daha önceden tanıdığımız, Aptal Kemal lakaplı 1.Şb. sivil polisi arabada idi. Herkes planlanan göreve göre durağı geldikçe indi. Ben Dörtyol ile İtfaiye durakları arasındaki mesafeden sorumlu idim. Dörtyol durağında 3-4 arkadaş indi. Ben ve 3 arkadaş İtfaiye durağında indik. Bizle birlikte Aptal Kemal ve yanında bir sivil daha vardı. Bizi çekiştirmeye başladılar, biz de bağırıp çağırarak yaygara koparıp ellerinden kurtulduk. Ben hemen Dörtyol durağına yöneldim. Orada A.Duman ve S.Karakaş’ı gördüm. Bazı arkadaşları Dörtyol Karakolu’na getirdiler dedi. Ben Karakol’a yönelince onlar da geldi. Öğrenci olduğumu ve arkadaşlarımın Karakol’a alınmış olduğunu söyleyip “Bir şey mi var?” diye sorarken, diğer karakollardan alınan arkadaşları da getirdiler. 15 kişi kadar olduk. Hepimizi alıp, Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne götürdüler.          

O arada ulaşabildiğim, olanak bulduğum her arkadaşa “Bildiri dağıtmadık, arkadaşlarımızın alınma gerekçesini öğrenmek için karakola geldik” şeklinde ifade vermelerini önerdim. İfadeler akşamüzerine kadar sürdü. Bu arada hakaret, tekme atma, tokatlama ve ifade alırken tehditlerle karşılaştık. İfadeler akşamüzeri bitti. Nöbetçi mahkemeye çıkarıldık. 159. maddeden hakkımızda dava açıldı. Beş arkadaş tutuklandı. Bu günkü 301. maddeye karşılık gelen “Hükümetin manevi şahsiyetini tahkir”. Bu maddeden yargılanma 12 Mart Askeri Darbesi’nde Balyoz Harekâtı’nda karşıma çıkacaktı. Çıktı da. 

12 Mart Askeri Darbesi de yarın.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.