Çekilme ve demokratik siyasetle çözüme doğru

  • 27.04.2013 00:00

 Barış adına, huzur adına, istikrar içinde kalkınma adına, Türkiye’nin küresel bir güç olması hatırına, çözüm sürecine destek verilmesinin gereğine inanıyorum. Fakat siyasi Kürt hareketinin yöneticilerinin net olması gerekiyor. Terörle elde edemediklerini- belki de kendilerine teminat veren uluslararası aktörlerin önerisiyle yeni bir dönemde başka bir yoldan elde etme hesabı yapıyorlarsa çıkış yolu tartışılabilir.

CHP Niğde Milletvekili Doğan Şafak Orta doğu için  “Türkiye’nin iç dinamikleriyle gelişen bir süreç değil dış güçlerin dizayn ettiği bir olay.” Diyor.

Bazı Liderler ne kadar kışkırtıcı nefret kussa da gençlik ve toplumun onlardan çok daha duyarlı olduğunu görüyoruz. Göreceğiz de. Siyaset adına şov değil bir ulusun bekası adına nefret söylemlerinden vazgeçmek Anadolu insanının en büyük temennisidir.  “Keskin küpüne zarar.” Diye bir ulu söz var. Nefret ve şiddet saçanın kazananını görmedik. Ömrü bir asrın son çeyreğine ulaşınca bunu idrak etmeyen kalmaz.

Birbirinin konumuna saygılı, birbirine güvenen insanların yaşadığı bir ülkeyi ancak birlikte inşa edebiliriz. Birbirimize yaslanırsak olur bu. Başkalarına yaslananlar, ancak başkalarının hesabı adına zorluklarla cebelleşebilir.

Umarız bu ‘hayırlı’ süreç tamamına erer. Şimdiden hem Türkiye hem Kürt siyasal hareketi için yeni bir dönem başladı bile. Ezberleri bir kenara bırakıp ‘yeni durum’u doğru okumak zorundayız.

PKK’ya yıllardır ‘silahın çözüm olmadığı, silahı bırakıp siyasete bir şans vermesi gerektiği, artık dünyanın hiçbir yerinde silahla siyaset yapmanın meşru görülmediği’ anlatıldı. Gerek Öcalan gerekse de PKK örgütü artık bunu anlamış, silahla ‘bir yere varılamayacağı’nı kabul etmiş görünüyor. Ama bu onların ‘varılacak bir yerleri’ olmadığı anlamına gelmiyor. Birincisi ; silahların susmasının Kürt sorununu çözmediği, Kürt taleplerini karşılamadığı.

 İkincisi; Kürt sorunuyla alakalı taleplerin bu aşamadan sonra ‘meşru zeminde ve meşru araçlarla’, dolayısıyla çok daha güçlü bir şekilde gündeme getirileceği ortada.

PKK’nın şiddeti bıraktığını açıklaması ve sınır dışına çekilmesi Kürt siyasal hareketini daha da güçlendirecek, Kürt taleplerini meşrulaştıracaktır. Kürt siyasal hareketiyle ontolojik sorunlarınız varsa veya Kürt taleplerine tahammülünüz yoksa yeni dönem de pek kolay olmayacaktır. Kürt siyasal hareketi, tarihinin hiçbir döneminde bu kadar güçlü, yani ‘meşru’ olmamıştır. Meşru aktörlerle, meşru bir zeminde talep edilen ‘haklar’a demokrasi içinde direnmek mümkün olmaz. Artık yeni bir dönemdeyiz., bu süreç ‘silahlar sussun, analar ağlamasın’ aşamasında kalamaz. İlerlemek zorundadır. İlerlerken de ‘demokratikleşme’ sürecine ivme kazandırabilir.

Çünkü barış sürecindeki Türkiye’yi ‘tam demokrasi’den azı tatmin etmez. 1925’ten bu yana hep demokratikleşmenin önüne bir bahane olarak konulan ‘Kürt isyanları’ ortadan kalkarken, tamamen aksi istikamette bir ‘tek adam ve tek parti hakimiyeti’ kurulamaz.? Bütün bu talepler ‘terör örgütü PKK’ tarafından değil, asıl meşru zeminde ve meşru aktörlerce dile getirildiğinde ‘güç ve anlam’ kazanacak.?

Barışın karşılığı meşruiyettir. Bence bundan büyük kazanç olmaz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.