İslam neyi emrediyorsa Müslümanlar onu yapmıyor

  • 30.09.2013 00:00

 

Bütün ülkelerin özellikle de Müslüman ülkelerin yaşadığı felaketler emperyalist güçlerden önce kendileri olduğu tüm belgeleriyle ortaya çıkmış durumda günümüzde. Dış güçlerin tahakküm ve hegemonik teşebbüsleri ve tuzakları iç zaafımız sayesinde devam etmektedir. Aslında sosyal organizasyonların temel amacı toplumsal barışı tesis etmek güzel yararlı tüm toplum bireylerinin hayrına iyiliğine düşünce ve anlayışı yaygınlaştırmaktır. Müslümanlıkta bunlar “Salih amel “in kapsamına girer. Kuran-ı Kerim her defasında “İman ile Salih amel”i birlikte zikretmektedir. Aile içi yakın akraba toplum ve ulusça toplumsal barış ve huzur tesisinde insanlığa örnek olmak. Ama ne yazık ki Mısır Suriye Irak emperyast ülkelerin yerli işbirlikçilerinin provokasyonlarıyla “Allah-u Ekber” diyerek Müslüman kardeşini kimyasal silah da dahil her türlü silahla katletmektedir. ABD Ortadoğu uzmanı B.Bear “Ortadoğu uluslarının etnik (ırk) yapı ve mezhep hassasiyetlerini kaşıyarak çatıştırıp haritasını elimizi ateşe dokundurmadan çizeriz.” Demişti. Müslüman ülkelerin kültür ve sosyolojik yapısını bilimsel felsefi araştırmayla hassasiyetlerini tespit ederek silah satarak kendi ekonomilerini de güçlendirerek sömürülerini sürdürüyorlar. Oysaki dünyanın bilim kaynağı Mezopotamya ve Babil İran Mısır yöresindeydi. Pisagor-Platon Aristo bu yöreleri 10-15 yıl inceleyerek bilgilenmişlerdir. Fransız sosyolog Maksim Radinson “Devrimci Peygamber Hazreti Muhammet” eserlerini 15 yıl Arap çöllerinde tarihini ve yöresini gezip inceleyerek yazmıştır. Felsefe dinin tenkidinden doğmuştur. Demek inancın temelini felsefi boyutlarıyla incelemek zorunlu bir gerçek olduğu anlaşılmış durumda. Amerika’da doğup büyümüş Çin asıllı Protestan bir aileden büyümüş Barihüda Tanrıkulu Kaliforniya  Eyalet Üniversitesi öğretim üyesi İslamiyet üzerine çalışan bilim adamı “Mevlevihane Mimarisi “ üzerine doktora yapmış.” Mevlevi Ayini Şerifi “ çalışması dünya kültür mirasları şaheseri unvanıyla ödüllendirilmiş.   UNESCO ‘ya İslamiyet üzerine davet edilen Türkiye heyetine başkanlık etmiştir. Bizde halen İslamiyet ve felsefe tartışmaları devam ededursun.  İslam dini üzerine araştırma yaparken Müslüman olan Alman Karlsruhe Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi sosyolog Doç. Dr. Andrea Kronenthaler (Hatice Özdemir)”Kur’an-ı-Kerim ve kainata rahmet olarak Peygamber Efendimiz’in (sas)kutlu sözleri hayata tatbik edilmeli.”diyor. Hatice ismini bilerek Hz Peygamberimizin eşinin adı olduğundan aldığını ifade ediyor. Hudson Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğretim üyesi Prf. Dr. Helen Rose Ebaugh “İnanç-tabanlı bir toplumsal hareketin sosyolojik analizinde Gülen hareketi bir gönüllüler hareketinin zihni ve tarihi arka planı ile beslenmekte olan kaynakların ve motivasyonunun sosyolojik sonucudur.” –“Gülen hareketi İnsanları hoşgörü tolerans bilimsel ilerleme yolunda teşvik etmeye çalışıyor. “diyor. ABD de “Gülen hareketi” adında bir kitap yayınlamıştır. Californiya üniversitesi İslam tarihi prf.’ü Fazl-ur Rahman Fred M.Donnar “Alemlerin rahmeti” üzerine tüm dinleri inançları kapsayan son kitap üzerine incelemeleri olan ilahiyatçılardır. Kanada McGill Üniversitesinde sosyolog Doç.Dr. Berna Turam’ın Gülen hareketi üzerine on yıllık çalışması sonucunda bazı sırlarını çözdüğünü şu bulgularla ifade ediyor.“Uzlaşmacıyız. Bazı konularda uyum ve fikir ortaklığı temel amacımızdır. Biz kavga etmeyeceğiz. Çatışma istemiyoruz. Üzerimize gelen olayı ‘Biz bunu kavgasız tartışmasız çözmenin yollarını ararız.’ Size bıçakla gelene kollarınızı açarsanız bıçakları atarlar.” Turam’a göre ”Hareket ılımlı ve uyumlu Devletin uydusu olmadığı gibi ekonomik bağımsızlık ve uluslar arası platformda tanınan bir aktif aktör olmasına imkan veriyor.”diyor. CHP PM üyesi Doç. Dr. Muhammet Çakmak’ın” Gülen bir fenomendir. “söylemine karşın İsa Gök aksi bir ifadeyle eleştirmişti. İlahiyat ve inanç konusunda da Dünya gerçeklerini de bilim adamlarının yayınlarından yararlanarak bilip ifade etmekte de yarar var diye düşünüyorum. Bu çabalar böyle iyimserlikle dünyayı sararken Suriye-Mısır Irak ve birçok İslam ülkelerinde dış güçlerin provokesiyle nasıl Allahü Ekber diyerek Müslüman kardeşini katlederek dünya huzurunu bozuyor. Cehalet ve hırsın gerçekleri görmeyi nasıl engellediğine çok acı sonlarla tanık oluyoruz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.