Beden eğitimi öğretmeninden başhekim olur mu demeyin

  • 17.10.2013 00:00

 BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİNDEN BAŞHEKİM OLUR MU DEMEYİN “BEN YAPTIM OLDU”ZİHNİYETİ VARSA SERDE… OLMAZ DİYE BİR ŞEY YOK.

 

Yarım asra uzanan zaman sürecinde bazı liderler: “Ben ne dersem o olur! Ben bir babayım(Lider) ben ne dersem o olur.” Günümüzde liderler özellikle Başbakan demokratik açılım ve demokratik paketle hukukun üstünlüğü söylem ve eylemleriyle değişim ve dönüşümleri gerçekleştirme mücadelesi verirken Düzce Üniversitesi eğitim araştırma ve uygulama hastanesi başhekimlik görevine beden eğitimi bölümü mezunu Doçentin atanması ister istemez insanda derin bir tecessüs uyandırıyor. 12 Ekim 2013 Tarihli Cumhuriyet gazetesinin 7. sayfadaki İklim Öngelin haberi... “ Ankara-Düzce Üniversitesinde ve sağlık çevrelerinde tartışma yaratan (Beden eğitimi öğretmeninin başhekim olarak atanması) YÖK’e taşındı. Sağlık-Sen Düzce şube başkanı Doç. Dr. Melih Engin Erkan Düzce Üniversitesi Eğitim Araştırma ve Uygulama Hastanesine yapılan “Beden eğitimi bölümü mezununun başhekim olarak atanması) ‘na itirazını YÖK’e dilekçe ile bildirdi. Erkan dilekçesinde hekim olmadan hekimlik unvanını kullanmanın yasalara aykırı olduğunu belirterek YÖK’ün suç teşkil eden atamaya müdahale etmesi ve sorumlular hakkında adli ve idari işlemleri başlatmasını istedi. Düzce Üniversitesi Rektörü Funda Sivrikaya’nın Beden eğitimi öğretmeni Recep Özmerdivenliyi Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine başhehim olarak atadığı ortaya çıkmıştı. Özmerdivenlinin şaibeli bir geçmişinin de olduğu kamuoyuna duyurulmuş ancak cezanın zamanaşımı gerekçesiyle düştüğü öğrenilmişti. “ 13Ekim Pazar gün Beden eğitimi öğretmeninin Başhekimlik görevinden ayrıldığını öğrenmiş bulunmaktayız. Düşünün ki bir beden eğitimi uzmanı uzman tıp doktorlarının raporlarının altına imza atarak tüm sağlıkla ilgili sorumlulukların mesuliyetini üslenen yetkileri kullanıyor. Üniversitenin Rektörü de böyle bir süreci gerekli atamaları yaparak yürürlüğe koyuyor. Söz konusu yayın organını okuyanlar da günümüzün uygulamasının hep bu minval üzere olduğu iddiasıyla düzeni eleştiriyorlar.  Gerçi Sayın Rektör Funda Sivrikaya Şerifoğlu onuncu Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer döneminde en çok oy alan üç kişinin arasından seçilerek Rektör olarak atanmıştı. On birinci Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah gül tarafından da Funda Sivrikaya Şerifoğlundan çok daha fazla oy alıp ön sırada yer alan bir sayın Prf.Dr.’u geride bırakarak ikinci kez Rektör olarak atanmayı başarmışlardı. Özetle sandığın arkasından dolanarak hak keyfi tasarruflarla teslim edilmiştir. Hani sandık demokrasinin vazgeçilmez unsuruydu. YÖK ayrı bir hegemonya mı? Vesayet zihniyetinin yaşamasına yeniden dirilmesine zemin hazırlayan düzenlemeler ortadan kalkmadıkça demokratik hedeflere ulaşmak kolay olmayacaktır. Her yıl ziyaret ettiğim Düzce’yi çok sevdim. İş çevreleri ve iş adamlarını özellikle de sosyal ekonomik ve kültürel açıdan bu kentimize katkıları olan Sivrikaya ve Şerifoğlu sektörlerini de tanıdım. Etkili bir çevreleri var. Demek ki asırlık gelenekleri yaşatıyorlar ki bizim Taşeli yöresinde bir deyiş var. “ Varsıl arabasını dağ taş demez aşırır yoksul düz yolda şaşırır.” Derler… Olay çağrışım yaptı bu deyiş geldi aklıma.  Doğruya dönülmesi Sayın Özmerdivenlinin Başhekimlik görevini bırakmış olması da isabetli… İstifa ederken Cumhuriyet gazetesini arayarak “Ben Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji bölümü mezunuyum hekim değilim ama temel tıp bilimi doçentiyim.  Üniversite Hastanesi Sağlık uygulama Araştırma merkezine dönüştürüldü. Ben de bu merkez müdürü olarak atandım. Merkez müdürü Başhekim gibi çalışır.(*)” “Hastanenin resmi internet sitesinde “Başhekim” olarak görülen Özmerdivenlinin unvanı haberimizin ardından “ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZ MÜDÜRÜ “ olarak değiştirilirken Özmerdivenli dün istifa ettiğini bildirdi.(*)2”  YÖK’e taşınmış olan sorunun yapılacak inceleme sonunda karalara attığı imzaların “Başhekim yetkisiyle mi yoksa ‘Araştırma ve uygulama Merkez Müdürü’  yetkileriyle mi    İmza kullandığı anlaşılacaktır. Sayın Recep Özmerdivenliyle uzun sohbet ve telefon görüşmelerimizde oldu. Eleştirilerim üzerine eleştirilerini aldım. Şu anda da her ne kadar yasallığı tartışmalı olan bir işlev içerisinde olsalar da Düzce’de bir parti örgütünün basın açıklamasında destek buldukları izleniyor. Gerçekten insanların eleştiriler alması ve yanıtlaması yorumlar getirmesi demokrat olmanın bir ifadesidir. Hayat bir bakıma yanılma düzeltme manzumesi sanki… Merhum Menderesin ”Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür.” Deyişi de demokrasinin kesintiye uğratıldığı dönemlerden günümüze uzanan anılarımdan unutamadıklarım arasındadır.

 

NİHAT ERKAN

Kaynakça=

1)12-10-2013 Cumhuriyet gazetesi- İklim Öngel –Sayfa -7

2)13-10-2013 Cumhuriyet gazetesi-İklim Öngel-    “ “      - 7

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.