• 19.11.2013 00:00
  • (25167)

 Cumartesi günü Irak Kürdistan Bölge Yönetimi (KBY) Başkanı Mesut Barzani, Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşmelerde bulundular Dyarbakır’da. İlk kez Diyarbakır Belediye başkanı Osman Baydemir’le görüştüler. Görüşmede Sırrı Sakık Ahmet Türk Leyla Zana da bulunuyorlardı. Kısa görüşlerini açıkladılar… Sırrı Sakık Barzaninin Saddamın biyolojik silahlarına karşı mücadele eden bir lider olarak bu günlere geldiğini ifade etti.

Büyük Kürt sanatçısı Şivan Perwer de tam 37 yıl sonra sürgünden yurduna dönerek Diyarbakır’da İbrahim Tatlıses ile birlikte konser verdiler. Gerek Tatlıses’e, gerekse Şiwan Perwer’e barışa sanatçı katkısı adına can-ı gönülden barış ve insanlık adına “Hoş geldiniz!” diyorum. Ne iyi ettiler. Savaşla bir şey elde edemedik barış ve siyasetle yükseleceğiz kavramı Diyarbakır’ın ve ülkemizin ufkunda dalgalandı. Söylemler türküler hep bu minval üzereydi…

Şiwan Perwer Başbakan Erdoğan için“Büyük bir maya’yı temiz süte kattı.” Barzani’nin başkan sıfatıyla ilk kez Diyarbakır’a gelmesi, Erdoğan ile ele almaları beklenen konular, iki halkın da özgürlük ve refahı açısından vazgeçilmez olan Türk-Kürt ittifakı doğrultusunda yeni ve önemli bir adımdır. Molla Mustafa Barzani’nin oğlu Mesut Barzani barış için önemli konuşmalar yaptı.

 Kürtler sadece dört devlet arasında bölünmüş değil; aralarında konuştukları lehçeler, mensup oldukları mezhepler yanında destekledikleri siyasi partiler, bununla her zaman örtüşmeyen siyasi tercihleri açılarından yekpare değiller. Benzer farklılaşmalar muhakkak ki Türkler açısından da geçerli. Ne var ki, bugün gerek Türklerin gerekse Kürtlerin ezici çoğunluğunun, bu iki lidere başka konulardaki itirazları ne olursa olsun, Erdoğan ve Barzani’nin temsil ettikleri Türk–Kürt ittifakına destek verdikleri önemli gelişmedir. İbrahim Tatlıses Şiwan Perwer barış türkülerini ve mesajlarını Türkçe ve Kürtçe verdiler…

Erdoğan ile Barzani’yi buluşturan hem İslami değerler, hem de milli çıkarlar var. Giderek sanayileşen ve enerji tüketimi hızla artan Türkiye’nin KBY’nin petrol ve doğalgazına, satın alma gücü giderek yükselen pazarına, (belki hepsinden önemlisi) Kürtleriyle barışmasına (“çözüm süreci”ne) vereceği desteğe ihtiyacı var. Buna karşılık KBY’nin özerkliğini korumak ve güçlendirmek, Batı pazarlarına açılmak, Avrupa Birliği ile arasında köprü kurmak için Türkiye’ye gereksinimi var. KBY bugün Türkiye’nin en başta gelen ticaret ortaklarından biri.

Akdeniz kıyı şeridine bakınca tüm il ve ilçelerdeki yatırım ve yatırımcılardan da anlıyoruz. Türkiye ile KBY’ nin sosyal ekonomik bütünleşmesi çarpıcı boyutlara ulaştı. Bölgenin gelecekteki yöneticilerinin önemli bir kısmı Hizmet Hareketi’nin açtığı okullarda Kürtçe–Arapça–Türkçe eğitim görüyor.

Ankara ve Erbil, KBY’nin petrol ve doğalgazını dünya pazarlarına taşıyacak yeni boru hatlarının inşası konusunda anlaşmaya vardılar.

Ortadoğu’nun sürekli değişen koşulları ve ittifakları ortamında, Ankara–Erbil ekseni belki en kalıcı temellere oturan ittifakı gerçekleştirmiş görünümdedir.

Bu nedenle Ortadoğu’da istikrar ve barış açısından da değer taşıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahmet Kaya’dan bahisle Türk Kürt kardeşliği aşkını seslendirirken Ahmet Kaya’yla kader ortaklığına değgin A.Kaya’nın “Ağlama Diyarbakır” şiirini tadında ve tonunda okuması tadına doyum olmayan bir dinletiydi…  Barzani de barış dilini gönül dilini iyi kullanarak değerli veciz bir konuşma yaptı… Halise teyzenin “Tanrım Örümü Başbakan Erdoğan’a bahşet. ” duasını etmiş. Erdoğan’ın ”Dağdakiler inecek cezaevleri boşalacak birlikte yeni bir Türkiye olduğunu göreceğiz.” Saptaması altı çizilecek bir beyandı. Ama madalyon’un öteki yüzünde etüt okuma merkezleri ve dershaneleri kapatma tasarısı var. Hizmet hareketi bu kurumlarla dağa çıkmayı azaltan önlemeye çalışan bir eğitim örgütüydü. Dershaneler etüt ve okuma merkezleri bir sebep değil bir sonuçtur. Bu olaylar çözüm ve demokratikleşme sürecinde biri diğerinin çözümüne destek sağlasın kanısıyla mı gündeme getiriliyor? Önümüzdeki günlerde aydınlanacaktır mutlaka. Osman Baydemirin “Ortak paydalarda buluşma süreci derinleştirilmelidir.” Derken Selahattin Demirtaş Pervin Buldan Bahçeli ve birçoklarının sürece eleştirileri de doğaldır. Dileğimiz temiz süte atılan barış mayasının tutmasıdır.