İslami Düşünce ve Oryantalist eğilim

  • 17.11.2011 00:00

 Son yıllarda kapitalizmin sinsi, sömürgeci ve sınırsız mülkiyet duygusuyla. Müslüman sıfatını kullanan

 bazı modern “ulemalar” inandıkları gibi yaşayamadıkları için yaşadıkları gibi laikliğe, demokrasiye, ulusalcılığa Kuran’dan dayanaklar bulmaya veKur’an metninin tarihselliği iddiasını“tecdid” ve “ihya” maskesi altında gündemleştirmeye çalışıyorlar.

 Oryantalsizmin Arapça karşılığı “İstişrak”tır. İstişrakla ilgilenen kişilere de müsteşrik denilir.   Oryantalizm aslen İslam ve batı medeniyetleri arasındaki mücadelede batı uygarlığı lehine veriler elde etmeğe çalışan bir misyoner faaliyetidir Yani oryantalsizm sinsi bir sömürge aracı olmakla beraber aynı zamanda ’’Batı,doğudan güçlüdür’’düşüncesindedir ve ona yani doğuya tahakkümü öngören bir siyasi doktrin geliştirmek zorundadır. İşte burada özelikle yerli modern ulema dediğimiz kişiler devreye girer ve çanak tutma bir silsile yoluyla devam eder.

Bu reformist-modernist güruh; aslında 19. yy. başından bu yana İslami değerleri demodeleştirme ve değiştirme çalışmalarında uzmanlaşan sömürgeci batının oryantalistleri tarafından iddia edilen tezleri tekrarlamaktan ve adapte etmekten öte hiçbir orijinali ortaya koymuyorlar.

Batı kültürü ve egemenliğiyle karşı karşıya kalan İslami düşünce, kendini sorgulayan, geleneksel yozlaşmayı kaldırma ve adaleti ikame etmeye çalışırken iki yöne kanalize oldu. Birincisi direniş ve diriliş; “ıslahat”. İkincisi ise uzlaşma ve rasyonelleşme; yani “reform”.

Islahat çabaları, düşünsel ve sosyal yapıyı ıslah ederek İslami değerleri yeniden hayata hâkim kılmaya çalıştı. Örneğin İslam inancının tanımlanması, Kur’anın koyduğu ölçülerle sınırlıdır. Bu tanımlama ise en özet biçimde “Kelime-i tevhid” olarak bilinen cümlede ifadesini bulmaktadır. İslam’da üç temel kavram vardır ki Bunlar: İman, Amel ve Ahlaktır. Bu terimler “Din’in” kapsamı içinde bir birini tamamlayan üç önemli kavram ve kurumlardır.

Islahat çabaları bu kavramları göz önünde bulundurarak devam ederken diğer taraftan reformist çabalar İslami değerleri yabancı bir düşünce biçimine uydurarak vahiy karşıtı güçlerle uzlaştı. Bazen dinler arası diyalog dediler bazen hak dinler dediler ve bazen de öyle ileri gittiler’ ki egemen tuğyana karşı tavır almayan, İslami düşünceyi mevcut cahili realiteyle örtüştürmeye çalışan ve birçok alanda modern cahiliye ile uzlaşan noktaya geldiler.

   Kelime-i tevhidi de işte böyle tevil ediyorlar: ”(herkes kelime-i tevhidi esas alarak çevresine bakışını yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir. (yenilemelidir) Hatta Kelime-i Tevhidin ikinci bölümünü yani ‘Muhammad Allah’ın rasulüdür’ kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır.)” Diyor. 
Kitabın Adı: Küresel Barışa doğru. Sayfa: 131 
Yukarıdaki sözler Peygamber efendimizi dışlamakta, kişi ona inanmasa dahi cennete gidebileceğini belirtmektedir. 
Oysa Allah (c.c) bu batıl görüşü reddetmektedir.

   Peygamber Efendimiz geldikten sonra, Efendimizi ve onun getirdiği (Kur’an’ı Kerimi) kabul etmeden, Allah’a iman etmiş olunmayacağını,Allah(c.c)’ın kabul etmediğini, kişinin sadece “La ilahe illallah” demekle iman etmiş sayılamayacağını, “Muhammed ün Resulullah”deyince iman etmiş olacağını, aşağıdaki ayetleri okuyarak anlayalım:

Peygambere itaat eden, muhakkak ki Allah’a itaat etmiş olur.”(Nisa:4/80)
Biz, hiçbir Peygamberi, Allah’ın izni ile kendisine itaat edilmesinden başka 
bir hikmetle göndermedik.” (Nisa:4/64)
“Resulullah size ne verdiyse onu alın, neyi yasak ettiyse ondan sakının.”(Haşr:59/7)”
“(Ey Resulüm) Deki: eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabii olun.”(Al-i imran:3/31)
“Eğer siz gerçekten müminlerseniz, Allah’a ve Peygamberine itaat ediniz.”(Enfal:8/1)
”Kim Allah’a ve Resul’üne iman etmezse, bilsin ki biz kâfirler için çılgın bir azap hazırladık”(Fetih: 13)
“Resulüm de ki: Allah’a ve Peygambere itaat edin, şayet yüz çevirirlerse şüphesiz ki Allah kâfirleri sevmez.” (Al-i imran: 32)
“Ey insanlar Rabbinizden size hak bir peygamber gelmiştir. O halde kendi hayrınıza olarak, hemen ona iman ediniz.” (Nisa: 170)

Şehit Mutahhari beş maddeyle bu durumu özetlemektedir.
1) Devlet adamlarının istibdadı.
2) Müslüman halkın cehaleti, bilgisizliği, ilim ve medeniyet kavramlarından geri kalması.
3) Hurafelerin Müslümanların düşüncelerine nüfuzu ve onların İslam’dan uzaklaşmaları.
4) Mezhep taassubu, tefrika.
5) Batı sömürüsünün nüfuzu.

Ve tüm bunlarla beraber ümidini yitirmeyen müminlere selam olsun.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • isa kurnaz
    isa kurnaz
    17.11.2011 10:34

    emeğine sağlık nıhat abııı