• 21.02.2014 00:00
  • (2609)

 Bursa-İstanbul arası birçok yerleşim biriminden geçersiniz araçla seyahat ettiğinizde. Topçular-Eskihisar arabalı vapur hattını kullanma olanağınız yoksa mecburen İzmit Körfezi’ni dolanır Gebze üzerinden İstanbul’un dipsiz sonsuzluğunda gitmek istediğiniz yere ulaşmaya çalışırsınız. O güzergâhta Gölcük Donanma Komutanlığı’na ait askeri tesisler sıralanmıştır sahilboyu.

 
1981-1984 yıllarıydı. 12 Eylül faşizminin bir başka toplama kampı; adına Konca denilen, bayan yoldaşlarımızın tutulduğu yere de Güllübahçe adı verilen tutukevlerinde ‘TKP DAVASI’ndan yaklaşık üç yıldır yargılanıyorduk.
 
Körfezin aydınlığı ile birlikte Mehmet AYDIN’ın ‘KUŞKANADI’ ışığında, günün olağan seyrine yelken açardık. Radyo dinlemenin yasak olduğu koşullarda hiç aksatmadan (ve radyolarımızı kaptırmadan) “TKP’NİN SESİ”nde yayınlanan yazı ve yorumları, 5-6 kişilik bir ekip olarak kaleme alıyor; sonrasında temize çekerek parti birimlerine ulaştırıyorduk.
 
Tabii, sabahın bu saatinde ‘uygun gürültü’ye ihtiyaç duyulduğundan bazen Ali TÜRER’in ‘Koyun gelir yata yata’ türküsünün anlamsız notasızlığı ile kâbus içinde uyanır ya da Yılmaz ENGÜRÜLÜ Hoca’mızın o eşsiz Adajo veya Rodrigo’nun Gitar Konçertosu tınıları ile sessizce günün telaşına karışırdı herkes.
 
Bazı akşamlar ise Çetin ALPDÜNDAR, Muzaffer DUYMAZ, Fevzi ERTİN ve ben Çetin Abi’nin kendine özgü dingin ud tınıları ve yine kendine has yorumu ile höşmerim tadına varırdık.
 
Ezgilere çocukluğumdan beri açık olan kulaklarım bu membadan beslenerek müzikalitenin ayrımına varmıştı. Ağırlıklı olarak Türk sanat müziği benimsediğimden sözlerle ilgili eksiğimi tamamlama fırsatı yakalamıştım üstatlar sayesinde. Söylenen şarkı sözlerini diğer görevimden de kazandığım pratiklikle sayfalara döküyordum hem de makamlarıyla. Bir süre sonra elimizde yazılı repertuar oluşmuştu.
 
Akşamın bir vakti aynı yerde, 3. kat ranzada yine, acemaşiran makamında, söz ve bestenin Suat SAYIN’a ait olduğunu sonradan öğreneceğim: ‘Gönül sana tapalı kapın bana kapalı’ adlı şarkı söylenmeye başladı. Ben de daha önce yazdığım sözlerden takip ederek usulca eşlik etmeye çalışıyordum. Meyan kısmına gelindiğinde kendimi kaptırmış olacağım ki sadece kendi sesimi duyarak susmamla birlikte kahkahaların patlaması bir olmuş; biraz şaşkın, fazlasıyla mahcup, kıpkırmızı kesilmiştim. Meyan kısmını tekrar söylememi istediklerinde yaptığım hatanın ne olduğunu da anlamaya çalışarak tekrarlamıştım. Aynı kahkahalar sonucu meyanın sözlerini yanlış yazdığım anlaşılmıştı.
 
Sözlerin doğrusu: ‘SUSAYAN IRMAK ARAR OLMAZ SEVENDE KARAR’dı.
 
Benim yazmış olduğum ise: ‘SUSAYAN IRMAK ARAR OLMAZSA HENDEK ARAR’ idi...