• 16.08.2014 00:00
  • (2436)

 Vefikiye mahallesi ndeki Çocuk Esirgeme Kurumu nun sınır oluşturan duvarlarına  bakan yokuşumsu çıkmaz sokağın sondan bir önceki evi en küçük dayımın oturduğu evdi.Yeşile çalan mavi boyalı parmaklıklı demir  kapıya iki eşik sonrası ulaşıldığında küçük beton bir bahçe görürdünüz.Sol tarafında çeşme yanında tuvalet,iç taraftan bahçeye açılan kapı arkasında iki kişinin dönmeden ancak sığabileceği mutfak,solda küçük bir oda vardı.Ahşap merdivenlerden çıkıldığında sağ tarafta da başka bir oda bulunuyordu.İki erkek bir kız çocuğuyla burada yaşıyordu dayımlar.

Sıcak bir Temmuz sabahı misafirdik Annem ile burada.Diğer akrabalarda vardı hatırladığım kadarıyla,kalabalıktı evin içi.Kapı önünde Dayımın benden bir yaş küçük oğlu ile hiç alışık olmadığım bir eylem içerisine girmiştim.O çok daha ‘cambaz’ sokaklarda tabi,benim yetiştirilme tarzım ise daha sistemli,özenli ve  anlayışlı denilebilecek düzende…

‘Profesyonel çocuk!’ olan Dayı oğlu yanında amatör bile denemeyecek acemilikle ve Dayımın günde bilemediğim çok kez bilediği onbeş santimi geçmeyen ekmek bıçağını üstelikte  sol elimle kullanarak sapan yapmaya çalışıyorken olan olmuştu.Sağ elimin işaret parmağı ilk oynak yerinin ortasından çaprazlamasına istenmeyen hedefe oturmuş tabir-i caizse bıçak kemiğe dayanmıştı gerçekten..

Açık bej rengi kısa pantolonumun üzerine damlayan ilk kan ile ayağa fırlayarak bahçe içindeki-su kesilmelerine karşı dolu tutulan-kazana elimi daldırdığımı hatırlıyorum ne hikmetse,kazan kıpkırmrzı olmuştu.Bağırmak bu aşamadan sonra aklıma gelmiş olacak ki sıra ile evdeki tüm kadınlar yanımdaydı birkaç saniye sonra.İçlerinde tek cabbar diğer dayımın(Annemle kardeş çocukları olan)eşi Müjgan Yengem imiş.Ortalığı sakinleştirip bir sigara istemişti.Altı-yedi yaşlarındaki ben ne yapmak istediğini anlamaya çalışırken sakin ve şefkatli tavırlarıyla parmağımın arasına tütünü basmış bir bez ile de sıkı sıkı bağlamıştı.Evden dörtyüz-beşyüz metre mesafedeki ana caddeye soluk soluğa ulaşmıştık Annemle Devlet hastanesine gitmek için.Bugün de aynı yerde olan belediye otobüs durağında parmağım yukarıda (öyle tembihlenmişti)yaklaşık iki saat bekledikten sonra gelen otobüse binerek bir saatlik bir yolculukla Muradiye Devlet Hastanesi acil servisine gelmiştik.

Görevli doktorun muayene ettikten sonra söylediği:’Parmağını dikeceğiz’ i duyar duymaz hastaneden kaçan ben uzun çabalar sonucu Annemin ‘Gelmezsen hastaneye yatarım ‘korkutmacası ile geri dönmüştüm.Doktorun da ‘dikmeyeceğiz’demesiyle parmağım dikilmemiş pansuman ile bandajlanmıştı ki;hemşireler arasındaki’tetanoz vurmamız gerekecek’fısıldaşmalarını duyduğumda yaptığım kaçma hamlesi ise ;Hando-Bando lakabı ile tanınan insan irisi ve dünya iyisi bu yazıların başında yeralan Vasfiye yengemin babası Hamdi amca trafından önlenmişti…