• 3.09.2014 00:00
  • (2872)

 Telefonum yıllardır ‘sessiz’ konumdadır. İster iş yaşamımda, özelimde olsun ister. İstenmeyen, umulmadık zamanlarda ısrarla çalması dışındaki rahatsızlık yanında yanıt verip-vermemek arasındaki ikileme düşülen durumlar nedeniyle diyelim. Bir de çevredekilerin kaygı dolu ‘niye açmıyor’ bakışları belki de.

Varolan birçok kirlilik gibi, ses kirliliğinin de fütursuzca azgınlaşarak bizleri çileden çıkarıyor olması sanırım asıl neden. Her ne ise de bir nebze olsun katkıdır diye düşünmüşümdür bu sayabildiğim rahatsızlıkları ve telefonumu ‘sessiz’ konumda tutma kararlılığımı.

Teknolojinin geldiği son noktalardan biri olduğu düşünülen bu iletişim aracı da benzerleri gibi amacına uygun kullanılmadığı süre sanırım çok bilinen sorunlara neden olmaya da devam edecek.

İlk kucağıma aldığımda bulutlu bir sonbahardı öğle vakti. Ablası gibi aynı hassasiyetle yüreğime işlediğim sevgisi, gün gibi diri oldu hep sol mememin altında cevahir misali oğlumun (NAZIM’a saygılar...)

Yıllardır ‘sessiz’ konumdaki telefonum ise Polatlı’daki “KIŞLA” haberini aldığımdan beri 'sesli’ konumunda 7/24...

Bizim adına; sohbet mi, dertleşmek mi, günü konuşup geleceği yorumlamak ya da hiç konuşmayıp bazen anlam yüklemeye çalışmak mı yaşama diye, adlandırmaya çalışıp-paylaştığımız günler üzerinden yirmibeş gün geçivermiş. Kokusu yüreğimde yüklü günler…

Özlem böyle bir şey işte evlatta ve tüm sevdiklerimizde sanırım.