• 30.04.2014 00:00

 Türkiye zor bir seçimden geçti. Tapelerin havada uçuştuğu, manşet savaşlarının yaşandığı zor bir seçim. Ak parti iktidarı bu zor seçimi bir önceki yerel seçime göre ciddi bir farkla kazandı. Millet Başkanında yanında dik durdu. Hiçbir iddiaya kulak asmadan, ne olursa olsun mantığıyla Başbakana teşekkürünü ifade etti. Gayrı resmi yollarla elde edilmiş hiçbir bilgiye eyvallah demedi. Hatta her tape çıktıkça AK Partinin oyları ciddi şekilde artmaya devam etti. Bir kısım medyanın saldırıları seçmende Ak Partiye ilgiyi ve sevgiyi daha da arttırdı.

Hiç şüphesiz Başbakan siyaset kurumunu çok iyi biliyor. Meydanlarda kendini ifade etmesini de… Arkadaşlarını satmamayı da… Belki diğer liderlerden farklı olarak Başbakan gerçek bir dava adamı olduğunu ispatlarcasına, yüreklilikle korkuların üstüne yürüyor. Bu korkusuzluk onu büyütüyor. Önümüzde yine çok ciddi bir Cumhurbaşkanlığı seçimi var, Türkiye ilk defa doğrudan halkın seçeceği bir Cumhurbaşkanıyla tanışacak. Siyaset bilimcilerin ve hatta birazcık mürekkep yalayanların bildiği bir gerçekle Türkiye yüz yüze gelecek, Başkanlık olmasa bile bu sistem pekala Yarı Başkanlık olarak adlandırılabilir. Seçilmiş bir Cumhurbaşkanı millete karşı tüm sorumluluklarını yerine getirecektir. Başbakanda bunun sinyallerini vermektedir. Birileri çatışma zemini oluşur mu hevesiyle hali hazır Başbakan ve Cumhurbaşkanı arasında bir çatışma varmış havası vermeye çalışsa da bu fırından böyle bir ekmeğin çıkmayacağını onlarda biliyorlar.

 Ak Parti güçlü liderli bir kadro partisidir. Liderin kişiliğinde şahsiyet bulan parti yapısı liderine sadakatini göstermektedir. Bu sadakatin sonucu olarak Türkiye başta Ortadoğu olmak üzere Dünyanın birçok bölgesine model olmaktadır. Ak Partinin başarısı da bu ayrıntıda gizlidir.

 Başbakan seçim öncesi yapılan 17 Aralık operasyonun kendisine yapıldığını bilecek kadar siyaset bilen biridir. Bu operasyonlar yolsuzlukla mücadele için yapıldı, numarasını da yutmayacak kadar akıllıdır. Bakanlarını hemen görevden almayarak ta dava lideri olama vasfını ortaya koymuş, bu tavır halk tarafından takdir edilip, ödüllendirilmiştir. 17 Aralık ve 30 Mart seçiminin sosyolojik açıklaması bu kadar da basittir.

 Başbakan muhtemelen önümüzdeki günlerde bu dürt eski bakan hakkında fezlekelerin kabul edilip, kendilerinin yüce divanda kendilerini paklamalarını isteyerek yeni bir siyaset dehası örneğini ortaya koyup, halk desteğini katlayacaktır. Seçimde yedirmedim ama kendilerinin suçsuzluklarını ispat için onlara hak verdim diyecektir, bu da adındaki Ak ifadesinin tezahürü olarak okunacaktır. Yüce divanda yargılanmaya oy verdiği gün Ak Partinin oylarında birkaç puanlık bir artış sürpriz olmayacaktır.

 Özellikle Egemen Bağış olayı, seçmende ciddi kırılmalara yol açmıştır, din ile alay ettiği iddia edilen bu eski bakanla ilgili telefonda görüştüğü kişi özür dileyip, çalıştığı kurumla ilişkisini keserken onun montaj var demesi kimsenin inanç duvarlarını yıkamamıştır. Egemen Bağış hala paklanmamıştır. Para bir kenara ama bu hassasiyet toplumu daha da zedeler. Normal zamanda başka biri yapsa kıyametin kopacağı bir meselede, açık açık halk Başbakan için suspus olmuştur.

 Seçim bitti, oyunlar bitmedi, bitecek gibi de değil. Gündemi bu kadar hızlı değişen bir ülke var mı, bilmiyorum. Sürekli sıcak bir gündemle hareket etmek yüreklerimizi yoruyor, bira sükûnet ve sekinete ihtiyaç var. Belki Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra, ama o zamanda yeni başbakan kim olacak tartışmaları yaşayacağız.

 Türkiye yoluna devam ediyor, yaklaşık 4 aydır çevremizde ciddi olaylar oluyor, bunlarla ilgilenilemiyor, yeni politikalar üretilemiyor. Türkiye adeta dar bir çember içine hapsedilmeye çalışılıyor, ama bu çemberi kırmak, bu kısır döngülerin dışına çıkmak zorundayız. Seçimler gelip geçici, Ülkemizin kazanacağı roller kalıcıdır. Muhalefet yapılabilmeli ama ayak bağı olmamaya özen gösterilmedir.

 Dış devletlere, kuruluşlara şikâyet acizlik ifadesidir. Tükenmişlik sendromunun işareti olarak okunuyor. Bir seçimde darbe vuramadık deyip, ikinci için hazırlık yapmak, hükümeti değil devleti yıkmaya yönelik çalışmak, zarar verir, bu ülkenin itibarı giderse kimsenin itibarı kalmaz bilmek gerekir.

 Aklıselimle hareket edip, iyiliği istemek ve bu yolda yürümek ehven olandır. Allah cümlemize akıl iz’an versin.

 Selametle kalın…

http://www.ozgurhabergazetesi.com/makale.asp?makaleno=2501