İNSAN NEREDE BAŞLAR SAYIN MAHÇUPYAN?

  • 18.06.2012 00:00

 Kürtaj tartışmaları bitmiyor, bitmez çünkü çok hassas bir konuda  temel bakış açısı farklılıkları var. Kürtaj cinayeti üzerinde ceninin hakkını ikinci plana düşüren bakış açıları olduğu müddetçe paramparça edilerek anne karnından çıkarılan canlının hakkını savunmak sadece dindarlara  kalmış gibi görünüyor. 

 

Konulara felsefi temelleri üzerinden mantıklı bakış açısıyla bakmasıyla bilinen Mahçupyan , Zaman gazetesindeki son iki makalesinde  kürtaj konusunu değerlendirmiş. Yazılarını  mantık kurgusu üzerinden yapmaya çalışsa da  yanlış bilgi ve onun yorumu üzerinden  gidince  doğru yerlere varamamış.  Hatta  dindarların kürtaj için yaptığı “ajitasyonun”  dindarları bağlayacağını ifade etmesi ve  çifte standartçılık yaptıklarını vurgulamasıyla  haksızlık yapmış. İkinci yazısında Mussolini benzetmesi yaparak  dindarların bundan beri olduklarını    ama ümmet milliyetçiliği yaptıklarını ileri sürerek bizlerin kürtaj konusundaki  insani yaklaşımımıza gölge düşürmeye çalışmış, bizleri hayal kırıklığına uğratmıştır. İslam hak mevzuunda din ayrımı yapmamıştır.

 

Kürtaj konusu Mahçupyan’ın sandığının aksine elli yaş üstü erkekler için değil, benim gibi elli yaş altı erkekler için de  hatta vicdan sahibi kadınlar için de çok önemli. Çünkü hak eksenli bakmaya çalışıyorsanız bunun yaşı olmaz. “İslami kesimin, özgürlüğün sadece cemaatsel alanı genişletme anlamını taşımadığını, aynı zamanda cemaat üyelerini 'kişileştirdiğini' de idrak etmesinde büyük yarar var. “ diyen Mahçupyan haklı,   ancak  bu kişileştirme,  müslüman kadın ve erkeklere tartışacakları konuyu siyasi bir çizgiye çekmeden hak boyutunda değerlendirmelerini hatırlatır. Bu kişileştirmenin kalitesi , dindarların  başkalarının hakkını da başörtüsü konusunda savunma tutarlılığındaki adaletli duruşları gibi rüştlerinden bir şey kaybetmediklerini ispat etmekle ortaya çıkmıştır.

 

“Buyurgan Müslüman erkek” şeklinde kodlanan Mahçupyan bilinçaltı kadın yazar Hilal Kaplan’ın kuvvetli itirazlarını niye görmez?  Kürtaj konusuna yaklaşımda erkek veya kadın bakış açısından ziyade bebeği oluşturan erkek ve kadının sorumluluğu açısından bakması  sosyal bilimler açısından derinden düşünülünce daha gerçekçi değil mi? “Kadınların erkek beğenisine 'mazhar' olacak bir dindarlık sergilemeleri” üzerinden konuyu değerlendirdiklerini düşünmek klasik Kemalist yaklaşımdan ne kadar farklı  sayın Mahcupyan?

 

Diyanet’in  “bebek üzerinde anne babanın mülkiyet hakkı yoktur” açıklaması devletin bebek üzerinde gayrımeşru öldürme hakkı olduğu anlamına gelir mi sayın Mahçupyan? Devlet birey ilişkilerini bu kadar tehlikeli buluyorsak  demokratikleşme talebimizi niye devletten istiyoruzki?

 

Mahçupyan  kürtajı sadece dindarların hassas olduğu bir konu olarak görme hastalığına niye düşüyor? Kürtajın bir cinayet olduğunda mutabık kalalım önce,  sonrasında kadının  meşru veya gayrımeşru şekilde bir canlının hayatına son verme isteğini konuşalım. Doğru,  insan irade sahibidir ve günah işleme özgürlüğüne sahiptir ve bir şekilde bunu yapar. İrade sahibi bir varlık yaratacağı zaman meleklerin Allah’a “ kan dökecek bir varlık mı yaratacaksın” diye sormaları boşuna değildir. İsterse kendi yavrusunun  kanını bile dökebilir ama ilk başta bunun bir cinayet olduğunu bilmesi şartıyla…Kürtaj yaptıran birçok kadın daha sonra  bebeğin konuşturulduğu basit metinlerle büyük pişmanlık duymuştur. Şu an A.B.D’deki en tanınmış kürtaj karşıtlarından olan bir kadın yaptırdığı bir kürtaj sonrası çektiği vicdan azabı nedeniyle dönüştüğünü açıklamıştır. Dinden hareketle değil vicdan sızısı nedeniyle dönüştüğünü açıklamıştır.

Mahçupyan “Çünkü başkaları için hak talebi, bir ölçüde nesnel olmak zorundadır ve 'başkalarına' eşit mesafede durmayla meşrulaşır. Dolayısıyla bebeğin yaşam hakkını savunanların hayvan ve ağaç haklarını da aynı bağlama oturtmaları beklenir. Çünkü eğer kürtaj cinayetse, açıktır ki hayvanların kısırlaştırılması da, ağaçların kesilmesi de cinayettir.” diyor. Ancak insan olduğumuz için   yeryüzü halife  olan bizlere emanetttir   bilincindeysek tabiiki hayvanların kısırlaştırılmasına da ağaçların vahşi kapitalizmin buyrukları istikametinde katledilmesine de karşı çıkarız. Niye çıkmayalım ki? İslam savaşta bile kadını, çocuğu, yaşlıyı, ekinleri, ağacı, taşı düşünmüş bir dindir. İnsan'ın eşref i mahlukat olması diğerlerinin cinayetine cevaz vermiyorki. İnsanın hiyerarşik sırada birinci olması yeryüzünü idare etme yetkisinin kendisinde olduğundandır. Yoksa hayvan veya bitki bir canlının hakkının,  zalim insan taleplerinden aşağı olduğunu göstermezki. Hz. Muhammet bir gün arkadaşlarıyla yürürken bir hayvan ölüsü görür. Herkes yüzünü buruştururken Hz Muhammet “bakın ne güzel dişleri var,  onu görün” der. Peygamberin ilk tebliğlerinde bile “hayvanlara fazla yük yüklemeyin” yönünde vurgular vardır.

Mahçupyan  "din, dindarlar çifte standart yapıyor" diyor ama öyle bir şey yok.  Aslında insan hakları savunucuları kimlikli seküler  yazarlar çifte standart yapıyor. Bazı cinayetlerin gayrımeşru,  bazı cinayetlerin  meşru olduğunu söylüyorlarsa   bir şey diyemem.  Ama otoriter güçlerin çifte standartlarına çok hassas insan hakları müdafiilerinin bu kadar rahat bir şekilde çelişkilerinden memnun ve mutlu olabilmelerini de anlayamadığımızı  söylemek bizim hakkımız.

 Mahçupyan  "Kısacası bebeğin yaşam hakkını doğanın yaşam hakkının dışında özel önem vererek savunmak, aslında dini bir mülahazaya muhtaçtır ve bu da sadece dindarları bağlar." diyor. Hak ekseninden hareket eden her ideolojiden insan,  haklarda sıralama olmayacağını bilir. İslam’a göre hak  gaspının her şeklinin adı haksızlıktır ve karşı çıkılması gerekir. Tüm hak savunucularının hayvan hakları vb.  haklara olan duyarlılığından daha fazla tutarlı hak savunuculuğunu islam yapmıştır, emin olsunlar. 

Mahçupyan  "Herkesin dindar olduğu bir toplumda ancak kürtaj yasaklanır ve böylesi de olmayacak"  diyor ama  aslında herkesin  insan hakları savunucusu olduğu bir toplumda ancak konu titizlikle ele alınabilecek. Anne karnındaki bir canlıyı zalimce katledebilmeyi meşru gösteren bir hak savunuculuğuna    şüphe ile bakma hakkımız var. Kürtaj din konusundan önce tam da aktif pasif haklar içinde  değerlendirilmesi gereken bir konu. Dini işin içine katmadan baksak bile bir cinayetin meşrulaştırıldığını niye görmezler.

Ali Bulaç’ın  "Dayak yiyen kadın hukuka başvuruyor da, karnında öldürdüğü bebeği neden hukuk korumasın?" demesini eleştiren Mahçupyan, onun dini bir hukuk anlayışına dayandığını iddia ediyor. Oysa Bulaç günümüzdeki hukuku kast ediyor. “Annenin iradesine başvurmayan hiçbir yaklaşım inandırıcı olmayacaktır” diyen Mahçupyan çok savunmasız    durumdaki bir cenini niye hiyerarşik skalanın bu kadar sonuna atıyor?

 

Mahçupyan kadını kastederek “kendi bedeni üzerinde değil, tüm sosyal ve psikolojik dünyası ile birlikte kendi geleceği üzerinde hak sahibi olan bir özneden söz ediyoruz. Yani ortada bir simetri bulunmuyor, çünkü kadınla eş düzeyli olarak düşünebileceğimiz bir 'hukuk' öznesine sahip değiliz. diyor ancak zigot oluştuktan sonra baba ölümü ile meşru veya gayrımeşru bir şekilde dünyaya gelse de çocuğun ölen babanın hukuki mirasçısı olduğunu bilmiyor mu? Kürtaj ile ortada çocuk katli suçu yok mu?

Bulaç’ın , aynı yazıda "Dine göre düzenleme 'totalitarizm' oluyor da, pozitif-laikliğe göre düzenleme neden 'totalitarizm' olmuyor?" demesini haklı bulmakla beraber kadının tercih hakkını görmezden geldiğini ileri süren  Mahçupyan’a tam da bu noktanın önemliliğinde  mutabık olduğumuzu söyleyelim. Gerçekten kadın nasıl bir cinayet işleyeceğini bilsin,  burada illa dindarlık da aramadığımızı belirtelim. Ama eğer vicdanı müsaade ediyorsa zaten kürtajı devlet yasaklasa da yaptıracaktır. Ancak mesele, daha bu vicdani muhasebe safhasındadır sayın Mahçupyan, emin olunuz. Konunun tıbbi gereklilik boyutunda ki tartışmalar da ayrı bir yazı konusudur.

 

Kürtaj gerçekten  milyonlarca canlının hayatını etkileyen çok önemli bir tartışma konusudur. Bireyin, kadının özgürüğü çok önemlidir ama savunmasız o canlının hakkını düşünmek de olaylara vicdan penceresinden bakanların işidir. Daha 8 hücreliyken  yani ilk günde solunum yapan ve 23. Günde kalbi atan bir canlıdan bahsettiğimizi unutmadan cevaplayınız sayın Mahçupyan, İnsan nerede başlar?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar