UMRE NOTLARI-1

  • 16.07.2012 00:00

 Geçtiğimiz günlerde umre niyetiyle yola çıkıp Mekke ve Medine'ye gittik. Allah niyet edilen tüm umreleri kabul etsin. Hissettiklerimizi sizlerle paylaşmanın faydalı olacağını umuyorum. 

 

 Umre, hac zamanları dışında da insanlık tarihinin kavşak noktalarının görülmesi, hissedilmesi, yaşatılması...

Umre varlığın başlangıcını,tevhidi, adaleti, kıyameti, mahşeri anlama koşusu…

Umre yumuşak kalpli merhametli İbrahim’in hanımı ve oğlu ile imtihanını hissetme talimi..

Hacer’in sabrını, direnişini,teslimiyetini ve mükafatlandırılışını anlama gayreti…

Umre, insanoğlunun zaman şartı olmaksızın tarihi hatırlaması...

Umre, müslümanların insanlık alemine örnek olacak buluşması...

 

 Umre aslında şu anda dünyada rekor kıran bir barış buluşması. Niye bir rekor? Çünkü dünyanin hiçbir yerinde bu kadar farklı ırktan, renkten, dilden, kültürden insanın muhteşem kalabaliklarla bir noktaya odaklanarak buluştuğu başka yer yok. Budistlerin Ganj Nehri'nde ibadet için buluşmaları lokal bir hadise. Hristiyanlarin küçük çaptaki hac  buluşmaları ve yahudilerin sadece kendi ırklarına mahsus  ağlama duvarindaki buluşmaları islamın bu görkemli gösterisinin yanına yaklaşamıyor. Farklılıkları aynı duygu ve heyecanla insanı açıdan meşakkatli aşan  bu ibadette    bulusturabilmek coşkun bir sevginin ve aşkın göstergesi.

 

 Umre yapmak için ihram giyiyorsunuz. İhram iki parça bir örtüdür. İhram zengin, fakir ayrımını ortadan kaldıran özel bir giysi. İhramı giydiginiz anda ayrı bir ruh haline giriyorsunuz. Yoksunluk, sıradanlık artık hissettiğiniz hisler. Artık varlık okyanusunda bir damlasınız. Her renkten, zengin fakir insanla aynı düzeydesiniz. Hiçbir farklılığınız olmadığını anlıyorsunuz. Sadece üstünüzü örtmeye yarayan bu sosyal alıstırmayı, eşitlemeyi başka hiçbir ideoloji yapamiyor. Eşitlik mi, adalet mi diyorsunuz? işte ihramlı topluluk. Çok sıcak bir ortamda yalın ayak başınızda bir örtü bile olmaksızın özel bir adınız,ünvanınız olmadan yürüyorsunuz. Bu büyüklenenler  için iyi bir terbiye usulüdür. Dunyanın  bireyler ve toplumlar için en büyük problemi olan büyüklenmenin en  güzel ilacı şuurlu giyilen ihramdır. Ihramlıyken kimseye zarar veremezsiniz. İhramlıyken tam bir barış insanısınız. Degil müslüman canlı, cansız her varlık baştacı edilir. 

 

 İhramlı için artik tüm varlık alemine karsi büyük bir hassasiyet başlamıştır. İhramlıysanız   kimsenin kalbini kırmayacaksınız eğer kırarsanız umresi kabul olunmayacak bir hassas kişilik oluyorsunuz. Umre taliplisi bir canlıyı istemeden bile öldürse, bir zarar verse ihramı bozulur. Gösterişsiz, en sıradan halinizi sergilemek ve mahşer gününün dehşetini zorluğunu hissetme durumundasınız. İhramlının kendisine saygı duyulan, kendisininin de tüm aleme saygı duyduğu bir özel hal oluşmuştur artık. Öyle ki kendi organlarına bile hatta kılına, tırnağına bile zarar veremeyen bir barış insanıdır o artık. Tüm canlıların ondan emin olduğu, varlığın özlediği bir insandır o artık. İhramlı sadece  dünyanın değil, kainatın adalet için inşasına aday olduğunu ilan etmiş kişidir.

 

 İhramlı hürmet eden ve edilendir. İhramlı,  her farklı ırk ve renk ve dille beraber eşitlik sloganları ile yürüyen saygı duyulan bir kişiliktir.  Dillerini bilmeseler de birbirlerinin gözüne sevgi ile bakan milyonları bulan bu eşi bulunmaz topluluğun üyelerinden daha çok dünyanın adaletli sulhuna hizmet etmeye aday kişiler var mıdır? Kabe’de herkese selam veriniz ve gözlerinin içine bakınız. Namazlardan sonra “tekabbel Allah" (Allah Kabul etsin) deyiniz,  ne kadar müthiş bir sevgi enerjisi yüklenmiş olduğunuzu anlayacaksınız.

 

 Tüm varlığa karşı saygılı bu barış taliminden sonra Islam aleminin durumunu tetkik etmekte fayda var. Bu tekrarlanan  tavaflar, sa'ylar, alıştırmalar müslümanlar üzerinde , yok edilmesi hedeflenen ırkçılık hastalığını ne derecede bertaraf edebilmiştir? Ötekine olan saygı düzeyi ne durumdadır? Rengi, dili farklı diğerlerinin bu özellikleri ile var olmalarına  müslüman kişi ne diyor? Ötekilerle, diğerleri ile birlikte yaşama ihtimaline karşı rezervleri ne durumdadır? Digergamlık oluşmuş mudur? Maalesef bu konuda iyi bir manzara izleyemiyoruz islam dünyasında. Irkçılığın  islam dünyasında da yaygın bir hastalık oldugunu iyi biliyoruz. Rabbimiz bizi bu hastalıktan şiddetle men etmiş  ama en çok da bu hastalık bizim  bünyemizde yer etmiş. Oysa biliriz ki yaratılışının ateşten olduğunu ileri sürerek ilk milliyetçiliği başlatan Şeytandır. Müslümanlar arasında ilk kan dökülmesinin sebebi milliyetcilik hastalığıdir. Medinede islam  öncesi sık sık birbirinin rakibi olmuş Evs   ve Hazrec kabilelerine mensup müslümanlar bür gün  birbirleri ile tatlı bir sohbet halindeyken sürekli rakipleri olmuş yahudilerden bir kişi ıslam öncesi sözkonusu kabilelerin aralarındaki eski savaşlarındaki kahramanlık şiirlerini okudu. Bunun üzerine bir başkası da karşıt kabilenin kahramanlık şiirlerini okudu. Tartışma çıktı ve iş hararetlenip kavgaya döndü. Birisi diğerinin kafasına bir kemik parçası ile vurup onun kafasını kanattı. Biraz önce tatlı bir sohbet halinde birbirlerine iyiliği ve güzelliği tavsiye eden hadisleri okuyanlar milliyetçilik virüsüyle müslümanlar arasındaki ilk kanı akıttı, ilk fitneyi çıkardı. Görüldüğü gibi ne kadar tehlikeli bir hastalıkla mücadele edilmesi gerektiği ortadadır. İslam tarihinin bu ilk tehlikelerine karşı zayıflığı bilinen bünyeye umre ve hacda mükerrer talimler yaptırılır. Bu hassas konuda bilinmesi, ayırt edilmesi gereken önemli konuyu iyi anlamak gerekir. Bir ırkın Allah’ın onu yarattığı dili ve kültürü yaşatması Allah’ın varlığı ve birliğinin gereğidir. “Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması, O’nun varlığının belgelerindendir. Doğrusu bunlarda, bilenler için dersler vardır.” (Rum 22) Nehy edilen   kimlik haklarını aşıp kimlikçilik yapmaktır, bunun ilerisine geçip milliyetini yüceltmektir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar