Cumhurbaşkanlığına karşı Bürokratik direnç

  • 8.08.2012 00:00

 Türkiye'de  bürokrasi alanındaki yılların getirdiği hantal, devleti ve memurunu korumaya yönelik yapıyı değiştirmek kolay değil. Bu yapının değişmesini herkes elinden geldiğince sağlamaya çalışmalı.

 
Hrant Dink'in öldürülmesinden sonra yürüyen yargı süreci bizlere değişmesi gereken geleneğin ne kadar dirençli olduğunu gösterdi. Hatırlanacağı  üzere 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde derin, karanlık güçler ortalığı karıştırmak, demokrasiyi sekteye uğratmak için kendisine bazı kurbanlar seçmişti. Bunlardan biri de Hrant Dink idi. Bir azınlık mensubu olup,  zor ve hassas konularda konuşmanın getireceği tüm olumsuzlukları yaşayan,  hayatının son yıllarını zaliimce bir cenderede geçiren, içten yapısıyla dikkat çeken bir aydındı Hrant Dink. Onu tanıyan farklı kesimden herkesin pozitif sinyaller aldığı, sorunları sümenaltı etmeden samimi bir şekilde konuşarak çözme yanlısı biri idi o. Yargı süreci başladığında saman alevi gibi yanıp sönen cinayetin derin faillerinin bulunması konusundaki umut ışığı zamanla kendisini umutsuzluğa terk etti. 5 yılın sonunda yargı sürecinin sonucu  açıklandığında zaten umut kesilmiş, bitmiş bir sürecin temyize açık olsa da son noktası konuyordu. Böyle,  delillerin karartıldığı, gereken kişilerin cesaretle soruşturulmadığı bir davanın temyize gitmesinden olumlu bir sonuç çıkmayacağı belli idi. Süreç içinde Başbakanlık teftiş kurulu, Meclis insan hakları araştırma komisyonu Hrant Dink raporu ve AİHM'in Türkiye'yi mahkum ettiren raporlarındaki ortak nokta birdi. Eksik soruşturma yapılıyordu. Bu umursamazlık karşısında harekete geçen Cumhurbaşkanlığı ise hazırlattığı DDK raporu ile çok daha net ifadelerle yargının memuru koruyan yasalar karşısında isteksiz davranıp kamu görevlilerini gerektiği gibi soruşturmadığını ifade ediyordu. 2 Şubat 2012 tarihinde açıklanan rapor T.C. tarihinde net, cesur ifadeleri ile dikkat çeken ve cumhurun teşekkürünü hak eden bir rapordu. Ancak bu raporun Başbakanlık ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine rağmen yeni ve etkin bir soruşturmanın başlatılmamasını sorgulamak gerekiyordu. 19 Ocak 2012 'de açıklanan mahkeme kararından sonra islami hassasiyetleri ile tanınan aydınlar ve yazarlar Hrant'ın ailesinin tükenen umutlarının yardımına koştular. Bir bildiri hazırlayarak gelinen noktanın adalet ve vicdan ekseninden bakıldığında yürek sızlatıcı olduğunu belirterek bir imza kampanyası başlattılar. Kamuoyunda geniş ilgi gören kampanya ile yetinmeyeceklerini, konuyu soruşturması gereken idari makamları ziyaret edeceklerini belirttiler. Konu ile ilgili samimi yaklaşımı ile dikkat çeken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den randevu istendi. Önceki güne verilen randevuya imza grubu temsilcileri olarak şahsım, Hilal Kaplan, Yıldız Ramazanoğlu ve Cemal Uşşak katıldı. Kendisine gelinen süreç içindeki duyarlılığı için teşekkür ettik ve  DDK raporu sonunda harekete geçmesi gereken ilgili mercilerden şikayetçi olduk. Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül yakından tanıdıkça daha derinden hisssedeceğiniz bir Anadolu insanının samimiyeti ile konulara yaklaşıyor.  Sayın Cumhurbaşkanı, "Cumhurbaşkanlığının bir rapor düzenlemesi durumunda ilgili merciler işaret edilen aksaklıkları düzeltmek için yasalar, talimatlar çıkarır,  raporları rafta kalsın diye oluşturmuyoruz" dedi. Bu ilgili idari ve yargı merciler için önemli bir sinyaldir ve artık onların yeniden, tek elden, kapsamlı ve etkin bir soruşturma için harekete geçmelerini bekliyoruz.
 
Hrant Dink davası üzerinden 5 yıl geçtiği için kimileri "niye hala bu konunun üzerine gidiyorsunuz geçmiş,  bayatlamış bir konudur" diyebiliyor. Ancak adalet ve vicdanı eksen almış adalet talebimiz var imza insiyatifi hiç öyle düşünmüyor. Bu dava Türkiye'yi bir kaosa sürüklemek isteyen bir sürecin ilk adımlarındandı. Ergenekon, Balyoz vd. ile aynı safta değerlendirilmesi gereken bu yargı sürecindeki imtihan,  doğru bir şekilde verilemedi. Bir iki tetikçiye yıkılan davanın derin faillerinin ortaya çıkmaması diğer derin devlet davalarının akıbeti hakkında bizi kuşkulandırıyor. Derin faili bir şekilde kuyruğundan yakalayabilirsiniz ama o canavar sizi uyutarak kendisini kurtarma konusunda mahirdir. Bu davanın peşine sıkı bir şekilde düştüğünüz zaman hem azınlıkların gasp edilen haklarının geri verilmesini sağlayabilirsiniz  hem de haince planlanan karşıt kutupların birbirine düşürülmesi ile oluşacak kaosu isteyenlerin oyunlarını bozabilirsiniz. Bu dava azınlık olmayanlar için bir imtihandır. Bu davada adaleti ne kadar isterseniz siz de adalete o oranda ulaşabileceksiniz. Türkiye'nin hali ortada. Çok ciddi bir rapordan sonra bile devleti ve onun memurunu korumaya endekslenmiş bürokratik direnci kırmak çok zor. Sayın Cumhurbaşkanının nezaket kuralları içinde devlet kurumlarına yaptığı eleştiri dikkat çekici biçimdeydi. Ancak sivil toplum hareketliliği bunu bile duymak istemeyenler için çok önemli ve değerli  bir çabadır. Demokrasi var ise sivil toplum hak arayışı içinde olmaktan başka bir yola başvuramaz. Vekillerini seçer ama onları her açıdan sorgulamayı da ihmal etmez. Çağrımız derin devlet davalarından büyük beklenti içinde olanlar için de geçerli. Yıllar sürecek davalar da hayal kırıklığıyla sonuçlandığı zaman Hrant Dink davasında keşke daha duyarlı olsaydık, bu davalar birbirinden ayrılamaz bir bütünün parçalarıymış demeden önce tüm kesimleri daha yakini bir hassasiyete çağırıyorum.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar