Vicdan olmadan olmuyor‏

  • 20.12.2012 00:00

 Son günlerde gelişen yer ve konu olarak birbirinden bağımsız olaylar

aslında tek noktayı gösteriyor. Vicdanların ne kadar önemli olduğunu
ve vicdan zaafiyetinin nelere neden olacağını gösteriyor.

Geçtiğimiz günlerde A.B.D 'de bir metro istasyonunda trenin önüne
düşen insanı kurtarmak yerine fotoğrafını çekmek, büyük bir gazeteye
satmak ve çarpıcı bu görüntünün yarım sayfa yayınlanması, yine aynı
ülkede annesini ve 6-7 yaşındaki onlarca çocuğu gözünü kırpmadan
silahla tarayarak öldüren genç ve Bülent Arınç'ın Gülten Kışanak'ın
şahsında dağa çıkma ile ilgili görüşleri aslında beraber tahlil
edilmesi gereken olaylardır.

Haz merkezli bir toplum emeline ulaşmak için diğerlerinin üstüne
basarak idealine ulaşmaya çabalar. Üzerine bastığı maalesef yüksek
insani değerlerdir. Hazzı oluşturmayı diğerlerini küçülterek yapar.
Bu, dinini , ırkını, maddi durumunu vb. hesaplayarak yapılan bir
ölçmedir. Metro istasyonunda herkesi rahatsız eden bir kişiyi uyarmak
için hiç kimse öne çıkmıyor ve öne çıkanın da başına trenin önüne
düşmek geliyorsa, çarpıcı fotoğraf karesinden önce bu duyarsızlığın
üzerinde düşünmemiz gerekecek. Trenin önünden kurtarma yerine
yakalanamayacak ve çok pahalıya bir gazeteye satılabilecek bir
fotoğraf karesi bize aslında vicdanın orada nasıl da ayaklar altında
olduğunu gösterir. Topluma yardımcıya olmaya çalışan bu erdemli insan
kurtarılabilecekken tren ve duvar arasında kalarak feci şekilde
ölüyordu. Ancak adeta kader'i ilahi ne olacağını gösteriyor ve bu
zalimliğe göz yuman topluma bir işaret veriliyor ve okul katliamı
cereyan ediyordu. Kazaen böyle bir okul katliamının olduğunu
söyleyebilir misiniz? Duyarsız ve kendisinden başkasını düşünmeyen bir
toplum hazırlayanlara kötülüğün kendilerine dokunmayacak bir şey
olmadığını gösterir bu olay.

Bilgisayar oyunlarında sürekli kazananın mutlu olduğu, puan kazananın
ideal olduğu bir gençlik yetiştirirseniz olacağı budur. Bu oyunlarda
herhangi bir insani değer işleniyor mu? Aksine eline çeşit çeşit silah
alan kişilerin düşmanı vahşice taradığı görüntüler yer alıyor.
Kanlar içinde ve korkunç sesler çıkararak yere yığılan parçalanmış
insan görüntüleri oluşturuyorsanız 20 yaşındaki anaokulu çocuklarını
tarayan Lanza'nın katliam nedenini araştırmak için fazla mesai
harcamayınız. Bu tür oyunlar oynayan çocukların yapılan araştırmalarda
karşısındaki insanın jest ve mimiklerini anlama zaafiyetine düştüğü de
göz önünde bulundurulursa basamak basamak insaniyetimizi nasıl yok
ettiğimiz anlaşılıyor. Vicdanınızı öldürecek kalbinizi karatacak her
olaya "evet" demişseniz vicdansızlığın zirvesindeki bu olayları
eleştirmeye hakkınız yoktur. Zira vicdansızlığın zirvesine giden ilk
adımların altına siz kırmızı halı döşediniz.

Bülent Arınç, önceden sert bir şekilde eleştirdiği Gülten Kışanak'ın
evveliyatını kast ederek '17 yaşında genç bir kız iken Diyarbakır
Cezevi'nde o kadar ahlaksızca işkenceye maruz kalmış ki o kadar
kendisini zorlamışlar ki ben de aklıma gelse dağa çıkardım' diye
konuşmuş. "Türkiye'de yaşayıp da idam sehpasına gidenlerin, Hüseyin
İnanlar ile Yusuf Aslanlar ile pek çoğuyla tarihte yolu kesişmiş bir
insan olarak söylüyorum, Kürtlüğü inkâr ederseniz, senin dilin yoktur
derseniz, var diyenlere de cezaevi yolunu gösterirseniz bu işin çözümü
olmaz." diye eklemiş.

Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'in sözlerini desteklemesine
rağmen Başbakan'dan adeta azar işiten Arınç yine vicdanının sesine
dönmüş. Ortaya çıkan bir felaketin nedenini araştırmayı düşünmeden
ayrışma ve kamplaşmayı tavsiye edenler Bülent Arınç'ın sözlerine çok
dikkat etmelidir. Hükümetin ikinci adamından gelen bu söz son derece
anlamlıdır. Sorunlar karşısında çıkarınızı, ırkınızı, siyasetinizi, ön
yargılarınızı ön planda tutarsanız varacağınız yer vicdansızlık
durağıdır. Karşılıklı savaşta ölen her insanın niye öldüğünü
sorgulamak, niye taraf olduğunu anlamaya çalışmaktan uzaksanız
çözümün ilacını bulma şansınız çok azdır.

Arınç bir toplumda en yüksek ikinci makamda olmasına rağmen
vicdanının "gör" dediğini görmeye çalışmıştır. Bunun hiçbir zararı
yoktur. Sorunun çözümüne vicdanın müdahil olduğunu gösterir. Vicdanı
ortadan kaldırmak istiyorsanız bırakınız bu savaşı bitirmeyi daha da
arttırırsınız. Vicdanı ortadan kaldırmak istiyorsanız Türkiye'de de
trenin önüne atılıp fotoğrafını çekmeye çalışacağınız insanlar olur.
Vicdanınızın "gör" dediğini görmek istemiyorsanız yarın öbür gün
Türkiye'de de ağır silahlarca taranacak olan onlarca anaokulu
çocuğunun haberini şimdiden vereyim size. Aynı olayların Türkiye'de
de olacağını tahmin etmemek mümkün değildir. Bize gerçekten hiçbir
şeyden çekinmeyen bir vicdan hareketi lazım. Çıkarına, Irkına, dinine,
görüşüne bakmadan her insana vicdan noktasından bakmaya çalışan bir
toplum oluşturabiliyorsanız, korkmayınız. Mazlumun ahı yerde kalmaz,
zalimin ne kadar güçlü olsa nefesi en kısa sürede kesilir.

www.omerfarukgergerlioglu.blogcu.com

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar