• 24.04.2013 00:00

Cuma günü İzmit'e gelen akil adamlar barış mesajı vermeye çalıştı ancak bazı gruplar bu mesajı duymak bile istemedi.

 Akil insanlar dertleşmek için geldiklerini, barış mesajı vermek istedikleini belirttiler. Herkesi dinlemek istediklerini söylediler ama bazıları konuşturmak istemedi, duymak istemedi, duyurtmak istemedi.

Protesto gösterisi şiddete varmadığı müddetçe en doğal demokratik haktır. Anayasa'da önceden haber vermeksizin protesto gösterisi yapmanın her vatandaşın hakkı olduğunu yazar. Ancak bu konuda medya genellikle yanlı davranır. Kendi ideolojisine uymayan bir izin alınmadan yapılan gösteriyse "izinsiz gösteri" der, durum şartlar göstericinin yanında olunması gerektiğini gösterirse göstericilerin hak kavramını aşan fiilleri bile olsa "sesini duyurmak isteyen vatandaşın kullandığı demokratik hak" olarak değerlendirir. Ben bu konuda hiç çifte standartçı olmadım. Zamanında başörtüsü için İzmit'te yapmak istediğimiz yürüyüş engellenip biber gazı sıkılırken bunu doğal bir müdahale olarak yansıtan ve hakkını arayan kişileri dışlayan  medyanın  çifte standardını anmadan geçemeyeceğim.

Barış için gelen insanları ziyaret etmek istedikleri partilere bile sokturmayan, muhalif gördüğü BDP'nin tabelasını sökenler ne yapmaya çalışıyor? Bu ülkede on binlerce kişinin kanının dökülmesini görüp de bunun yüzbinlere çıkmasını mı istiyorlar? Barış adına beyaz güvercinler uçurmaya çalışan kişileri bile engellemeye çalışanlar ne yaptığının farkında mı? "Eleştirileri dinlemeye geldik" diyen akil insanları bir kaşık suda boğmaya çalışan kişilerin bu öfkesinin nedeni nedir? "Süreç hakkındaki sorularınızı alıp Ankara'ya ileteceğiz" diyen kişileri düşman görmenin ne anlamı var? Akil insanlar her kesimden bir temsiliyet göstermiyor mu? Farklı kesimlerin barış için özel işlerini bırakıp ücret de almadan yurdu dolaşması ve üstüne onlara küfürler edilmesi sağlıklı bir durum mu? Kentimize misafir olarak gelen kişilere karşı bu nahoş tavır tüm kenti bağlar mı?

Dinlemek erdemli bir iştir. Tüm eleştirileri sakin bir şekilde dinleyen akil insanlara hakaret yağdırmak için her fırsatı kullanmaya çalışanın demokrasi ile bir alakası var mıdır? Muhalif gördüğü soru soranın bile sesini kesmek için bağırıp çağıran insanların ruh haline üzülüyorum. Bütün bu öfke artık bitme zamanı çoktan gelmiş, uzatmalarını yaşadığımız bir barışı engellemek için mi?

İlerlemiş yaşına rağmen bir genç gibi akil insanlar arasında barış için koşturan  sol gelenekten gelen saygın hukukçu eski İstanbul Baro başkanı Yücel Sayman'a yapılan bunca adap dışı tavır hangi kitapta yazar? Sonunda Sayman'ın pes ettiği ve ironik bir şekilde "tamam siz kazandınız, Kocaeli barışı istemiyor" sözünü ciddi bir sözmüş gibi yansıtan bazı medya kuruluşlarının habercilikten anladığı nedir? Küfür, hakaret, tehdit dolu okuyucu yorumlarını rahatlıkla yayınlayan yerel medya kuruluşları gazeteciliğin sorgulanamaz bir iş olduğunu mu düşünüyor? Gazetecilik sorumluluk isteyen bir iştir, web sitelerinizde yayınladığınız küfürlü, hakaretli yorumlar bu ülkede barışı engellemekten başka bir işe yaramaz.

Demokratik hakkını kullanarak gösteri yapabilen ancak akil insanları taşıyan Emniyet müdürlüğü'nün aracını bile Kocaeli Ülkü Ocakları önündeyken yumruklayan ve küfürler savuran gençlere akıl verecek bir MHP'li abileri yok mudur?

Barış yapıp da ne yapıyoruz? Kürtlerin gasp edilen hakları dolayısıyla çıkan kavgayı bitiriyoruz öncelikle. Bir büyük kavgayı birini evin dışına atmadan veya onun alıp başını gitmesini önleyerek bitiriyoruz. Bu çok mu kötü bir karar? Devlet  yanlış yönetimi sonucu oluşmuş kavganın bitirilmesine karar vermiş ve o zamana kadar ağzına almaktan kaçındığı barış kelimesini ağzına almış bir kez. Adaletsizliği ortadan kaldırmada bir adım olan barış öncelikle titizlikle korunması gereken, üzerine titrenilmesi gereken bir kavram olarak baş tacı edilmelidir.

Akil insanların İzmit ziyaretindeki  protestocuların görünümleri barışın ne kadar gerekli ve değerli bir uğraş olduğunu bize bir kez daha hatırlattı.Barşın önündeki engeller  gerçekten sakin bir kafayla dikkatli adımların atılmasıyla çözüme doğru götürülebilir. Ama  daha çok işimiz olduğunu unutmayalım. İtirazlara karşı uzun soluklu bir mücadeleyi göze almazsak,  kısa zamanda nefes darlığına girip tükenebiliriz. Göğsümüzü genişletecek inşirah adımları, ferahlama ve ferahlatma adımları, özgüvenimizle sorunların üstüne gitmemiz ve iyiniyetle sorunlara dokunmamız sayesinde olacaktır

wwwomerfarukgergerlioglu.blogcu.com