• 13.06.2014 00:00

 Radikal adındaki bu vaha, bu oksijen odası asla kapanmamalı ve yoluna devam etmeli...

Burası öyle bir ülke ki, olup biteni tam da olduğu gibi yazmaya, anlatmaya kalkarsanız, bir provokatör veya süper densiz birisi gibi görünebilirsiniz. 

Bu durum Türkiye’de hiçbir şekilde değişmiyor. Çünkü devleti, iktidarı ele geçirdiğini düşünenler sürekli olarak çok anormal işler yapıyorlar. Bunlar o kadar anormal şeyler oluyor ki, onu tam da olduğu gibi anlatanları 'marjinal' veya 'radikal' gibi gösterebiliyor. 

Dün ordunun içindeki çeteleşmelerden bahsetmek, köylerin yakılmasını tarif etmek, insanları sokak ortasında öldüren tetiklerin devlet tarafından çektirildiğini anlatmak acayip riskli bir işti. Bunları anlatırken 'meczup' gibi görünebilirdiniz. 

Bugün de bu iktidarın anormal işlerini anlatmak, olup biten acayip işleri sorgulamak sizi 'marjinal' hale getirebiliyor. 

Çünkü kurcaladığınız, anlamaya veya anlatmaya çalışacağınız pek çok hikâye normal bir ülkede başbakanları, bakanları iktidardan indirecek nitelikte oluyor. 

Başbakan Soma’da bir göstericiyi tokatladı mı tokatlamadı mı? Demokratik bir ülkede basının asla peşini bırakmayacağı bir hikâye bu. Ama Türkiye’de fısıltıyla konuşup, unutmak zorundasınız. 

Atatürk Orman Çiftliği'ne yapılan bin odalı Başbakanlık Sarayı yargı kararlarına rağmen mi yapılıyor? Mahkeme kararlarına rağmen o inşaat nasıl devam edebiliyor? Düşünün zavallı Sevan Nişanyan kendi bahçesine bir kule dikti diye cezaevinde ve anasından emdiği süt burnundan getiriliyor bu ülkede... 

Alevilerin her gün bir şekilde maruz kaldığı aşağılanmayı, ötekileştirilmeyi yazacak olsanız; hep Alevilerin öldüğünü söyleyecek olsanız, sizi kışkırtıcı birisi gibi sunmaya kalkabiliyorlar. 

Hangi gazete, hangi televizyon diplomatlarımızı kaçıran IŞİD’in Türkiye’den ne kadar destek aldığını sorgulayabiliyor? 

Kaç tane gazeteci iddianame konusu olmuş yolsuzluk ve rüşvet iddialarının peşini kovalayabiliyor, bunları açık açık yazabiliyor? 

Gerçekleri yazmamak, anlatmamak ve muktedirle çatışmamak üzerine inşa olmuş bu medya düzeninde, bunları anlatmaya kalkanların, meczup, marjinal ve radikal olarak göründüğü bir ülke burası. 

Bu ülkede Radikal gazetesi, ucundan kıyısından da olsa, bu ülkenin gerçeklerini anlamaya ve anlatmaya çalışanlara nefes alacak bir alan, küçük bir vaha sağlıyor. 

Her ne kadar dijitalde devam edecek olmasından dolayı bir teselli bulsam da ay sonunda Radikal'in kâğıt versiyonuna son verilecek olmasından dolayı büyük üzüntü duydum. 

Radikallerin, marjinallerin ne kadar konuşabildiğidir bir ülkedeki demokrasinin ölçüsü. Radikal adındaki bu vaha, bu oksijen odası asla kapanmamalı ve yoluna devam etmeli...