• 31.10.2014 00:00

 Abidin Dino, Nazım’a mutluluğun resmini çizemedi belki ama eğer Diyarbakır’da astsubay Nejdet Aydoğdu’nun nasıl öldürüldüğünü duysaydı, görseydi, hepimizi dehşete düşürecek, kökümüzden sarsacak bir şekilde “kalleşliğin resmini” yapabilirdi.


Bu resimde yüzleri maskeli iki adam, 25 yaşında genç bir adama, hamile karısının yanında ensesinden ateş ediyorlar. Bir insanın hayal edebileceği en korkak, en kalleş ve en sefil bir şekilde bir başka insanın hayatını elinden alıyorlar; bir eşi hayat boyu ruhen sakat ve bir çocuğu da onulmaz yaralarıyla birlikte öksüz bırakıyorlar.

1993 saldırısında olduğu gibi

Cinayeti hayal edilebilecek en haysiyetsiz bir şekilde işleyen bu adamların bir amacı var.Yaptıkları işi görmezlikten gelemeyelim istiyorlar. İstiyorlar ki, herkes Peşmerge’nin Türkiye üzerinden Kobani’ye geçmesi ile işledikleri bu korkunç cinayetin fotoğraflarını yan yana koysun.İstiyorlar ki, Bitlis’te, Yüksekova’da, Diyarbakır’da işledikleri bu cinayetler birer misket bombasına dönsün; o bombaların içinden çıkan bilyeler ağzından “barış” kelimesi çıkan herkesi vursun.

Cinayetleri kimin işlediğine dair rivayet muhtelif. Bir derin elin yeniden devrede olduğunu düşünenler de var, bunun apaçık bir PKK stratejisi olduğunu söyleyenler de. Bana daha çok, pis işleri rahatlıkla inkâr edebilmek için uydurulmuş gibi görünen, “PKK’nın kontrol dışı unsurları”nı işaret edenler de var. Yani PKK’nın yerel bir örgütlenmesi kendi kendine “inisiyatif” kullanmış ve bu cinayeti işlemiş oluyor. Tıpkı Şemdin Sakık’ın 33 silahsız eri kurşuna dizip bütün barış umutlarını ortadan kaldırdığı 1993 saldırısında olduğu gibi.

Bu tür durumlarda en kolay olan, provokatörlerin amaçlarına ulaşması oluyor. Birikmiş ve hiçbir şekilde rehabilite edilmemiş bunca acı, bunca öfke, çok kolay bir şekilde “eski düzene” dönülmesini sağlıyor.

Hükümet failleri yakalamalı

HDP’nin Nejdet Aydoğdu cinayetini kınamasını önemsiyorum ama yeterli bulmuyorum. Kürt siyasetçiler çok daha fazlasını yapmak zorundalar. Herhalde bunlardan bir tanesi de uzun süre Türkiye’de asker için söylediğimiz, “tek aleti çekiç olanın her sorunu çivi gibi göreceği”ve silahlı bir gücün her şeyi silahla çözmeye çalışacağı gerçeğinin PKK için de söz konusu olduğunu teslim etmektir. 16 yaşındaki Yasin Börü’nün linç edilmesinden enselerinden vurulan askerlere kadar, HDP’nin şiddet konusunda çok daha açık, çok daha net bir tavır alması gerekiyor.

Hükümete gelince; yapmaları gereken ilk iş bu kalleş saldırıların faillerini yakalamaktır. Bu iki yıllık çatışmasızlık ortamını çok kötü değerlendirdiklerini; günlük siyasi ihtiyaçlara göre attıkları adımlarla bu sorunu asla çözemeyeceklerini de görmeleri gerekir. Kürtler’in en temel haklarını pazarlık konusu yapmanın en temel açmaz olduğunu fark etmeliler.

Türkiye, insanları enselerinden vuran bu kalleşlerin istediğinin tam tersi yöne gitmelidir. Onlara verilecek en ağır, en onurlu, en iyi cevap budur.