• 5.11.2014 00:00

 Bizim bir vatan hainliği piyangomuz var. Bu piyangoda öyle dönen sepetin içinden toplar çekilip falan kazanan numara ilan edilmiyor. Onun yerine, neredeyse her hafta, iktidarı eleştiren birisinin sözleri özenle ayıklanıp muktedirlerin dikkatine sunuluyor. Ondan sonra o haftanın “şanslı” vatan haininin kim olduğu ilan ediliyor.


Bu hafta da piyango Today’s Zaman yazarı Doç. Dr. İhsan Yılmaz’a vurmuş. Yılmaz’ın yurtdışında yaptığı bir konuşma “radara” girmiş. Bir saatlik konuşmasının içinden iki cümle çekilmiş ve Yılmaz’ın “onurlandırılmasına” karar verilmiş.

Bu haftanın talihlisi Yılmaz, konuşmasında Türkiye’nin otoriter bir rejime kaydığını, Kemalist rejimin “seküler” vatandaş yaratma takıntısı gibi, bu rejimin de “dindar ulus” yaratma takıntısı içinde olduğunu anlatıyor. İmam hatiplerin nasıl dayatıldığını, alkolle ilgili kısıtlamaların kamu sağlığından ziyade dini motiflere dayandığını ifade ediyor. 

Geçmişte, yurtdışında yaptığımız konuşmalarda askeri vesayet rejimini, o rejimin dayatmalarını ve insan hakları ihlallerini eleştirdiğimizde bu tür “övgülere” mazhar olurduk. Bugün ise AKP iktidarının otoriter eğilimlerini eleştirdiğimizde “vatan haini” oluveriyoruz. Tıpkı askerler gibi, AKP iktidarı da, kralın çıplak olduğunun söylenmesinden nefret ediyor. Yurtiçinde ve dışında kendilerinin bıkıp usanmadan tekrarladıkları “ileri demokrasi” mavrasının tek gerçek olarak anlatılmasını istiyorlar.

SEKÜLER HİCRET

Kendisi dindar bir Müslüman olmasına rağmen İhsan Yılmaz o konuşmasında Türkiye’de yaşayan seküler kesimlerin korkularına, kaygılarına ve duygularına tercüman olmuş, otoriterleşen rejimin dini motiflerini anlatmış. 

Dün Suat Kınıklıoğlu da “Seküler hicret” başlıklı yazısıyla aynı konuyu oldukça çarpıcı bir şekilde Radikal’deki köşesine taşımıştı. Washington’daki önemli düşünce kuruluşlarından birisinin eski başkanı Kınıklıoğlu’na Türkiye’den pek çok “kelli felli insanın” kendilerini arayıp iş istediklerini söylemiş ve “Türkiye’de neler oluyor Allah aşkına” diye sormuş.

Kınıklıoğlu da Türkiye’de neler olduğunu şu çarpıcı cümlelerle anlatıyor: “Bugün bir şekilde partiyle organik bağınız yoksa, biat etmiyorsanız veya ona buna ‘hediyeler’ almıyorsanız size bir gelecek yok. Yani ne özel sektörde ne de devlette yükselme imkanınız yok... Özellikle son iki yıldır devam eden otoriterleşme, yolsuzluk ve artan oranda dini öğelerin topluma empoze edilmesi Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu insani sermayeyi kaçırıyor... Son yıllarda iyice körüklenen kutuplaşma ve ötekileştirme insani sermaye kaçışını daha da hızlandırıyor.”

Zannetmeyin ki, Kınıklıoğlu’nun bu son derece can yakıcı tespitleri hükümet ve destekçilerinde “biz ne yapıyoruz” diye bir durup düşünmeye yol açacak. Muhtemelen Kınıklıoğlu’nun sözleri de cımbızla ayıklanıp, bir dahaki “vatan hainliği” piyangosu için hazırda tutulacak…

Bu vatan hainliği piyangosu bunaltıcı atmosferi daha da kesif hale getirerek, seküler hicrete çıkacaklara ek bir motivasyon olacak…