• 18.03.2015 00:00

 Bazen bir cümle, saatlerce konuşsanız söyleyemeyeceğiniz şeyleri anlatıverir.

Tıpkı, Selahattin Demirtaş’ın dünkü Meclis grup toplantısında kurduğu bir cümlede olduğu gibi...

Demirtaş, Erdoğan’a “HDP var olduğu sürece seni başkan yaptırmayacağız” diyor.

                                             * * *

Bence, sadece bir tek bu cümlesiyle, dün itibariyle Demirtaş partisine barajı aştırmış oldu.

Çünkü bu bir tek cümleyle, herkesin anlayabileceği şekilde şunları söylemiş oluyor:

1) AKP ile gizli bir pazarlık yapmıyoruz.

2) Demokrasi olmadan Kürt sorunu çözülemez.

3) Kürtler demokrasinin teminatıdır.

4) Biz Türkiye partisiyiz.

Ben, Demirtaş’ın kurduğu bu cümleden, partisini Meclis’e sokmak için güçlü bir arzu duyduğunu anlıyorum. Hem kendisini hem de partisini Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünde söz sahibi yapmak istiyor.

                                             * * *

Önümüzdeki seçimlerde, HDP’nin barajı aşamaması demek,Türkiye’nin “başkanlık” adı verilen alaturka bir diktatörlüğe adım atması demektir. Bu anlamda HDP, Türkiye’de demokrasinin anahtarını cebinde tutuyor. Meclis’e 60-70 milletvekiliyle girmiş, o kadar büyük bir güç elde etmiş bir HDP’nin de o saatten sonra, ver özerkliği al başkanlığı pazarlığına gireceğini zannetmiyorum. Meclis’teki bir HDP’nin önünde siyaseten sonsuz seçenekler ortaya çıkacaktır.

                                              * * *

Ben Kürt sorununun çözümünün ancak Türkiye’nin gerçek bir demokrasiye dönüşmesiyle mümkün olduğunu; güçlü bir Kürt siyasal hareketinin çözüme giden yolun olmazsa olmazı olduğunu düşünüyorum.

Bugün Ortadoğu’daki dengeler de Irak ve Suriye Kürtleri bakımından da tek çıkışın demokratik, AB’ye entegre bir Türkiye olduğunu gösteriyor.

Yani, Türkiye’nin batısında faşizm, güneydoğuda Kürtler’e özerklik, hiç kimse için umutvar bir geleceğe işaret etmiyor.

                                              * * *

Ama bir siyasi partinin ve onun liderinin bu kadar ön plana çıkması hem Kürt siyasi hareketinin kendi içindeki dengeleri hem de Erdoğan’ın başkanlık hayalleri için bir tehdit oluşturuyor.

O yüzden HDP pupa yelken giderken, son dönemeçte, şiddetin siyaseti rehin almak istediğine tanık olabiliriz.

Bu saatten sonra Demirtaş için en önemli başarılardan birisi de PKK’ya seçimlerden önce hiçbir şekilde şiddete başvurmayacağını, herhangi bir şiddet olayı meydana gelirse de bundan kendilerinin sorumlu olmayacağını deklare ettirmek olacaktır.

Sağda solda patlayan bombalar, üniversitelerde meydana gelen çatışmalar gibi, son anda bir çelme takılmazsa HDP’nin barajı aşması ve Türkiye siyasetine ciddi bir nefes kazandırması işten bile değil…