• 31.12.2020 00:00

 Gezi Parkı soruşturması kapsamında tutuklanan, bu davadan beraat etmesine rağmen "casusluk" suçlamasıyla yeniden tutuklanan ve üç yılı aşkın süredir cezaevinde tutulan iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala'nın bireysel başvurusunun Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmesi tepkilere neden oldu.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Osman Kavala'nın bireysel başvurusunda, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verdi.

Hukukçu Orhan Kemal Cengiz, P24'de kaleme aldığı yazısında mahkemenin ret kararını değerlendirdi.

Cengiz'in yazısından öne çıkan ifadeler şöyle:

"Açıkçası, Türkiye’de filtre görevi icra eden bir mahkemenin varlığı AİHM’nin işine geliyor. Bu filtre ortadan kalktıktan sonra önlerine yığılacak on binlerce davanın gözlerini korkutması da anlaşılabilir bir şey.

Ama AYM’nin durumu öyle bir hal alıyor ki, bu gidiş, istemeye istemeye de olsa AİHM’ye bir süre sonra (hiç olmazsa belli davalarda ) artık bu mahkemenin etkili bir başvuru yolu olmadığını söyletecektir. 

En son 8’e 7 reddedilen Kavala başvurusuna bakın.

AİHM’nin açıkça ihlal kararı vermesinin ardından AYM davayı reddetti.

Bu sonucun hukuki bir açıklaması var mı?

Kesinlikle yok.

Peki karar nasıl anlaşılacak?

Bunun cevabı AYM’ye son üye atamasının nasıl yapıldığında saklı.

Son üye, süper hızlı bir şekilde Yargıtay’a atanmasının ardından, orada en yüksek oyu alarak AYM’ye geldi.

Bu denge Cumhurbaşkanı tarafından yapılan her atamayla birlikte biraz daha özgürlükler aleyhine değişecektir.

Bir süre sonra iktidarın radarına giren tüm meselelerde otomatik ve tereddütsüz red kararları göreceğiz. 

Ama işte bu gidiş de, bir süre sonra, kaçınılmaz olarak AYM’yi devre dışı bırakacaktır.

AYM’ye yandaş yargıçları atayarak frene biraz daha bastığını zannedenler bir süre sonra o frenlerin tümden patladığına tanık olacaklar.

O AİHM yargıcını görürsem sormayı düşünüyorum:

Rusya’dan edindiğiniz tecrübeyi Türkiye’ye uygulama zamanı gelmedi mi?"

 

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz