• 9.10.2014 00:00
  • (2482)

 Türk aydınları, yıllarca en sosyalist Kürt aydınında bile milliyetçi bir kusur arayıp dururlardı. Kürtler’in sosyalist olabileceklerine akıl sır erdiremez, TİP’teki sosyalist Kürt aydınlarını bile Bundçu-Yahudi milliyetçiliği- örgütlenme yapmakla suçlarlardı.

Diyeceğim, Türk aydınlarının bir kısmı, Kürt aydınlarına siyasi görev vermeye veya yüklemeye hem çok istekli hem bu olmasa Kürtler’e evden kaçan kız muamelesi yapmaya çok meraklıdır.

Türk aydınları, Kürt-Türk siyasi ilişkilerinin altın çağına girdiğini düşündüğümüz bu dönemde de, nasıl oldu, neden oldu  bir sır değil, ama Öcalan’ı bile hedefe koymayı göze alarak, Kürtler’i çözüm sürecinden uzaklaştırmak için ellerinden geleni yaptılar ve hala da yapıyorlar.

Kürtler’e tevdi edilen görev, tartışmasız, hükümeti düşürme görevidir ve  bu görevi Kürtler’den başka kimsenin yerine getiremeyeceğini, Türk aydınları açıkça yazıp çizmektedir.

Bunun için tabi ki çözüm süreci hedefte olacak ve değil Kobanê, dünyanın en ilgisiz siyasi hadisesi bile, çözüm sürecini sona erdirmek için kullanılacaktı..Nitekim kullanıldı da. Kobanê daha elverişli bir alan oldu sadece, o kadar..

Kürt siyaseti kanaatimce Kobanê üzerinden yeni bir mücadele tarzı deniyor. Bu bir tercih, sonuçlarına katlanır herkes diyeceğim ama, sonuçları maalesef en çok halkın canını yakıyor ve öyle görünüyor ki yakmaya da devam edecek. Ama bir tespit daha yapmama izin verin .

Çözüm süreci bugün şehirlerde sokağa çıkma yasağı ve 19 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanmışsa, bunun en büyük sebeplerinden biri, sürecin siyasi-entelektüel zemininin Kürt siyasetinden ve Öcalan’dan ziyade, Türk aydınlarının hakimiyetine girmiş olması ve kimsenin bu hakimiyetin yol açacağı sonuçları öngörmemesidir.

İki yıl içinde çözüm süreci dursun diye inanılmaz bir enerji harcadılar. Aralarında dağa gidenler, Öcalan’ı itibarsızlaştırmaya çalışanlar, silaha ve şiddete durmadan methiye düzenler oldu.

Bu sözünü ettiğim aydınlardan biri, geçenlerde verdiği bir söyleşide, Erdoğan’ı devirmek için Kürtlerden başka bir seçenek kalmadığını söylüyor,  savaş çıkacak ve AK Parti %40’ın altına düşecek diyordu. Bu kişi akil insanlar grubundaydı.  Hükümet akil adam arayınca, hangi aklın ürünüydü bilmiyorum, onu da buldular, hoca da gitti grubun içinde yer aldı. Ama görevi kabul ettiğinde bile, Erdoğan’ın bu meseleyi çözemeyeceğini bilecek kadar ‘akil’  olmakla övünüyordu.

Erdoğan’ın projesine katkı sunmak için devletten görev aldığı zamanda bile meğer hoca, Erdoğan’a haddini bildirecek Kürt milliyetçisi arıyormuş sahada. Ama onlardan pek yokmuş Kürt mahallesinde, hoca buna epey üzülmüş, şöyle diyor:

‘Ben akil adam olunca o sıfatla insanlarla konuşunca şunu gördüm: Adamlar bıkmış, özellikle okumuş yazmış olanların milliyetçi ideolojileri yok.  Bu ölümler bitsin diye yaygın bir hava var’

‘Adamların’ milliyetçi ideolojileri olsa, ‘ölümler bitsin diyen yaygın bir havaya’  kapılmayacak ve ‘kanımızın son damlasına kadar savaşa devam’  diyecekler,  öyle mi hoca?

Hoca, akil ya, Kürtler’in akıllarına şaşıyor, sahada okumuş yazmış Kürt milliyetçisi bulamadığına üzülüyor, ve ‘ sırf bir savaşı  bitirmek için, insan ‘düşmanıyla’ barışır mı, Erdoğan size ne verdi ki, onunla barışıyorsunuz’  demeye getiriyor.

Peki hoca’nın gizleyemediği veya gizleme gereği bile duymadığı oryantalist bir ruhla ‘adamlar’  dediği Kürt halkı, otuz yıl süren bir savaştan bıkmasın mı?

Bir savaştan usanmak, bir savaştan kurtulmayı istemek günah mı?

Hoca’nın  ‘adamlar’ dediği  insanlar yıllarca sokaklarda infaz edildiler, köyleri yakıldı, büyük şehirlerin varoşlarında  on binlercesi en ağır criminal muamelelere tabi tutuldular.

Kimilerinin cesetleri  toplanıp iş makinelerinin kazdığı bir kaç santimlik toplu mezarlara gömülürdü!

Savaştan bıkmayıp ne yapsınlar peki!

Hoca’nın akil adam olarak konuştuğu o insanların hiç birinin tuzu, onun gibi kuru değil ki!

Hoca bir sosyalist aydın..

O ve onun gibileri, Kürt aydınlarını Kürt milliyetçiliğinden uzak tutmak için az mücadele etmedi.

Kürt milliyetçisi Baba Barzani ve oğul Barzani, herhalde en çok nefret ettikleri liderlerdendi, durum bugün de aynı.

Şimdi de işe bakın ki, ‘ Ben hem Türk hem Kürt milliyetçiliğini ayaklarımın altına aldım’ diyen, Erdoğan’a karşı  savaşacak Kürt milliyetçisi arıyorlar!.

Kürtler bir otuz yıl daha savaşsın, hoca da,keyifli  gezi kitaplarına imza atıp dursun..

Gözü aydın olsun hocamızın, ortalık kan revan yine..

Zamanımıydı bu yazının diyecekler olacak, biliyorum.

Evet zamanı.

Timsah gözyaşları içinde sağduyu çağrısı yapmanın kimseye faydası yok.

Zaman karnından konuşma, herkese hak verme, herkesi memnun etme  zamanı değil. Böyle davranmaya devam edersek, yarın çok geç olabilir.

Barış ve kardeşliği savunmak için, ‘düşman’ çoğaltmak gerekiyorsa, aydın dediğimiz kişi bundan kaçamaz. Suriye’de ve Irak’ta,  IŞİD’e karşı Kobanê ve Hewlêr’i, ama Türkiye’de çözümü savunmak, her üçünü  birden yani, mümkündür.