• 26.01.2015 00:00
  • (1901)

 Ali Bulaç, bir televizyon programında, ‘Amerika anavatan’ deyince, Amerika’dan yayına bağlanan muhatabı A. Turan Alkan’ı şaşırttı önce, sonra da programı izleyen herkesi... 

Bulaç, daha sonra bu konuyla ilgili olarak kaleme aldığı yazısında, bu kelimeyi Amerika’nın bugün dünyanın yeniden dizayn edilmesinde oynadığı rolü ifa ederken bir çeşit anavatana dönüştüğünü anlatmak için kullandığını söyledi. Ama bu açıklama da doğrusu ‘mızrağı çuvala sığdırmak’ çabası gibi görünüyor.

Bir kere, Amerika’nın dünyanın başına kötülükler getiren bir ülke veya dünya düzenine yön veren bir devlet  olduğunu vurgulamak isteyen birinin aklına ‘anavatan’ kelimesine başvurmak gelmez. Çünkü bu kelimenin anlam dünyasının akla getirdiği yegane şey, yurtseverliktir; yani vatan olarak kabul edilen bir toprak parçasına veya sınırları belirenmiş bir coğrafyaya duyulan aidiyet duygusudur.

Uzun zamandır kimi aydınlar arasında Amerika’ya dünya politikasında oynadığı rolü aşan bir misyon-anavatan- biçilmekte  ve bu misyona uymadığı düşünülen Türkiye’nin kaybetmeye mahkum olduğu iddia edilmektedir.

Maalesef kimi aydınlarımızın Amerika’ya duyduğu ilgi, bu ülkenin dünya düzeni içinde belirlenen gücüyle alakalı bir ilgi olmanın çok ötesindedir... Bu bakımdan, Amerika’dan binlerce kilometre uzaklıkta yaşayan bir ülkenin yurttaşları arasında istenmeyen bir iktidardan kurtulmak için Amerika’nın bir umuda dönüşmesi gerçeğini görmeden, ‘Anavatan Amerika!’ söylemini anlamak mümkün olmaz.  

Amerika,  Türkiye’de bugün belli bir kesim içinde, Godo’yu bekler gibi beklenmektedir...

Kimi İslami aydınların Amerika’ya ilişkin öyle fikirleri var ki kendini doğma büyüme Amerikalı gören gerçek Amerikan yurttaşlarının bile kolayca savunabileceği fikirler değildir bunlar.

Bulaç ve benzeri İslami aydınların Amerika okumaları, çok ilginç olsa gerek, bugün Türkiye solu ve liberalleri arasında da rağbet görüyor ve paylaşılıyor...

Hep beraber bir listeden söz ediyorlar mesela. Amerikalıların istemedikleri devlet adamlarının olduğu ve isimlerine çarpı işareti konan bir kara liste...

Amerika’daki kara listeye inananlar yine de Amerika’dan,  gelecek bir mucizeyi beklemeye devam ediyorlar, ama o mucize de bir türlü gelmiyor!

Öyle ya Amerika en büyükse, en güçlüyse ve bu en büyük en güçlü ülkede Erdoğan’ın üstüne çarpı işareti konulmuşsa, Erdoğan neden hala iktidarda?

Bir hanımefendi sonunda dayanamadı ve çevresindeki insanların ortak merakı haline gelen bu sorunun cevabını gitti Amerikalarda araştırdı ve bir tweet atıp,  ‘kral çıplak arkadaşlar’ deyiverdi:

‘Amerika’dan bakınca Erdoğan kalıcı!’

Amerikan hayranlığının, Amerika’ya aidiyet duygusunun  Türkiye’de bir evveliyatı var elbette. Yarım asırdan fazla bir zamandır, Amerika gerçekten de bir anavatan bir kurtarıcı olarak tahayyül ediliyor.

1960’lı  yıllarda Batman Petrol rafinerisinde çalışan babamın bir mesai arkadaşını hatırlıyorum, babam bize onu anlatır dururdu. Babamın anlattığına göre siyasi hiçbir görüşü yoktu, ama gel gör ki, Türkiye’yi değil, Amerika’yı anavatan kabul ediyordu. Bu kabul yavaş yavaş onu Türkiye’den nefret eden, Türkiye’de olup biten hiçbir şeyi beğenmeyen bir adama dönüştürmüştü.  Amerikan  hayranlığı o yıllarda ayıplanmıyordu tabi, belli belirsiz takdir bile ediliyordu, ve siyasi partilerin programları Türkiye’yi küçük Amerika yapmayı vaat eden ifadelerle doluydu.  

Türkiye Petrolleri  çok iyi maaş ödemesine, hatta çalışanları için Batman halkının asla giremediği, özel havuzu, sitesi, okulları, sineması -o yıllarda Batman’da sinema yoktu- olan bir Site kurmasına rağmen, babamın arkadaşı Amerika dururken Türkiye’de yaşamanın bir ceza olduğuna inanmaya devam edip durdu... Çalmadık kapı bırakmadı, Amerikalılarla mektuplaştı, dönemin Amerikan Başkanı Kennedy’ye  bile bir mektup yazdı ve cevabını da aldı. Eğer Amerikan vatandaşı olmayı başaramasaydı, sanırım intiharı bile deneyebilirdi. Ama intihara gerek kalmadan ne yaptı etti kapağı Amerika’ya attı. Ve Amerika’dan babam dahil arkadaşlarına birbirinden ilginç mektuplar yazdı yıllarca...

Gelelim kıssadan hisseye:

Ne Ali Bulaç’ın Amerika’yı  sıradan bir tarih anlayışına sığınarak anavatan ilan etmesi ne babamın arkadaşının bu sevimli hikayesi, Amerika’yı herkesin anavatanı yapmaya yeter!