• 12.03.2015 00:00
  • (1885)

 Hafta sonu Bursa’da ‘Birlik Vakfı’nın düzenlediği bir toplantıya misafir konuşmacı olarak katıldım.. Çözüm sürecini konuştuk.

Dolmabahçe açıklamaları barış ve çözüm umutlarını arttırmış. Merak edilen birçok konu geride kalmış gibi görünüyor. Türkiye’nin yol haritasına destek çok büyük.

Bir başka toplantı- Çalıştay- hafta sonu Diyarbakır’da yapıldı. Anadolu Platformu, Mustazaf-Der ve Hüda-Par çevreleri dahil, üç binin üzerinde sivil toplum örgütünün desteklediği çalıştayın sonuç bildirisi, aklın yolunun bir olduğunu madde madde ortaya koyuyor.

Şahit oldum ki, Bölgede 6-8 Ekim olaylarının yarattığı korkular ve endişeler devam ediyor. Ama çaresizlik söz konusu değil. Orada hep beraber ve kardeşçe yaşanacak. İnançlar, siyasi görüşler buna hiçbir şekilde engel olmamalı.

Buradan hareketle, Çalıştaya katılanlar, Kürtler’in iç barışının korunması ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesini talep eden, umut verici konuşmalar yaptılar.

Kürt toplumunda siyasal İslam, Kürt Milliyetçiliğinin tarih sahnesine çıktığı zamanlarda, Arap ve Türk milliyetçiliğinde oynadığı rol kadar önemli bir rol oynayamadı.

Arap Milliyetçiliği ve Türk Milliyetçiliği, İslami referanslarla tanımlanırken, böyle bir olgu, Kürt milliyetçiliğinde hiçbir zaman söz konusu olamadı.

Muhafazakar-demokrat bir temelde gelişen ilk dönem Kürt milliyetçi hareketlerinin önderleri Şeyh Sait’ten tutun, Şeyh Ubeydullah ve Seyyit Abdulkadir’e kadar, hatta Seyit Rıza’ya varıncaya kadar, dini kimlik ve şahsiyetleriyle tanınıyorlardı. Ama bu durum, Türk ve Arap milliyetçiliğinde  olduğu gibi,  ideolojik bir referans noktası haline gelemedi.

Siyasal İslamın, çeşitli nedenlerle Kürt toplumunu etkileme kapasitesi sınırlı kaldı.

Seküler Türk ve Arap Milliyetçiliği ise İslamı ‘devletleştirdi’ ve milliyetçi ideolojilerin tesisi için, bir referans kaynağı haline getirdi.

Kürdistan Federe Bölgesinde, İslami partiler-ki kendilerine İhvan ve AK Parti’yi örnek almaktadırlar- bugün son derece önemli bir zenginlik olarak parlamentoda temsil edilmekte ve seçimlerde milletvekili çıkarabilmektedirler.

Bu partilerin, Kürt toplumunda bırakuji’nin (kardeş katli) sona ermesi için geçmişten bugüne kadar ciddi çabaları oldu.

O kadar ki, bu partilerden birinin lideri, 2012 yılında Kandil’i ziyaret etti ve bu ziyaretten sonra Ankara’ya gelerek, izlenimlerini paylaştı. Bu arabuluculuğun ne kadar işe yaradığını bilemeyiz, ama Erbil’de (Hewler) faaliyet gösteren İslami Partiler, çözüm sürecini, reformları desteklediler ve hala da destekliyorlar.

Diyarbakır’daki çalıştayı izlerken, aklım bir yandan da Siyasal İslamın Ortadoğu’daki tarihindeydi. Bu tarihin bazen çok acı veren safhalarının olduğunu yeniden hatırladım.

1990’lı yıllarda, devletin siyasi sürece müdahalesi sonucu Hizbullah ve PKK arasında yaşanan çatışmalarda, 2000’e yakın insan hayatın kaybetti.

Bu şiddet pratikleriyle gerektiği gibi yüzleşilemedi ve bu şiddetten doğan travmalarla baş edilemedi.

IŞİD’in yol açtığı belalar, İslama ve Müslümanlara verdiği zararlar, sergilediği her türden barbarlık, gelecek ile ilgili toplumsal tahayyülü ne olursa olsun, Diyarbakır’dan Erbil’e, Rojava’ya, Musul’a ve Bağdat’a varıncaya kadar, her siyasi akım ve grubu tehdit ediyor.

İran’ın bölgede izlediği ve merkezinde mezhepçiliğin olduğu politikalar, bölünmeden başka bir sonuç doğurmayacaktır. Bu politika şimdilerde, %50-50 oranında Şii ve Sünni olan Türkmenler arasında hayata geçirilmektedir.

İran, Irak’ta Türkmenler’den oluşan Haşidi Şabii adını verdiği silahlı bir birlik oluşturdu.

Üç milyona yaklaşan nüfuslarıyla, Türkmenler, hiç şüpheniz olmasın, ciddi ve mezhep temelinde bir bölünmeyle karşı karşıyalar.

İşte bu ortamda Kürt meselesine İslami çözüm çalıştayı toplamak ve sorunları tartışmak son derece önemlidir. Çalıştay sonrasında yayınlanan bildiride geçmişle yüzleşme, koruculuk sisteminin kaldırılması, yeni ve eşitlik temelinde bir anayasa, demokratik hak ve taleplerin herhangi bir pazarlığa mahal vermeden karşılanması, çözüm sürecinde kimsenin kendisini sürecin dışında tutulan bir grup olarak hissetmemesi ve en önemlisi de Kürtler’in iç barışının korunması yolunda ortaya konulan fikirlerin çoğu, seküler veya muhafazakar-demokrat hiç fark etmez, Kürt hareketlerinin de katılacağı ve destekleyeceği fikirlerdi.

Ortak noktalarımız ve taleplerimiz o kadar çok ve birbirine de o kadar benziyor ki ve bu öyle bir zenginlik ki, sanırım birileri de sürekli olarak bu ortaklığa ve zenginliğe ateş edip durmakta..

Dolayısıyla bu türden çalıştayların sürekliliğini sağlamak son derece faydalı ve gerekli, devamı olsun İnşallah..