Dersim ve Kemalizm tartışması anayasa tartışmasıdır

  • 30.11.2011 00:00

Kemalizm’in veya ona referansın anayasal bir dönüşümü engelleyemeyeceği anlaşılıyor. Zira demokrasi karşıtı bir siyasal düşünce ve yapılanmayı bugünün dünyasında kabul ettirebilmek, çok daha önemlisi Türkiye’nin bunu içine sindirmesi güç gözüküyor.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Kemalizm’e referansın ilk örneği, Demokrat Parti’nin ilk yıllarında CHP’den daha fazla Kemalistlik yaparak CHP’yi zora sokma denemesiydi. Kemalizm ile CHP’yi vurma çabası, DP’nin yine Kemalizm’e aykırılık nedeniyle devrilmesine engel olamadı.

Necmettin Erbakan “Atatürk yaşasaydı Refah Partili olurdu” demekten çekinmedi. Ancak bu Refah Partisi’nin kapatılmasını engelleyemedi. AK Partili aktörlerin kendilerini Atatürkçü olarak takdim etmeleri, onlar aleyhine kapatma davası açılmasını engelleyemedi.

Şimdi farklı bir dünyada yaşıyoruz. Kemalist düşünceyle sorunu olan, en azından sosyolojik olarak karşıt konuma sahip AK Parti kapatılmadı, aksine bu cenahın cuntacı/ittihatçı kadrolarında ciddi tasfiyeler yaşandı.

Ulusal iradeye egemen kurumlar

Ancak Kemalizm, yalnızca Kemalist düşüncelere sahip olan bir kadronun devlet kadrolarında yer alması sorunu değildir. Bu nedenle aynı kadroların bu defa “iyi çocuklar” iledoldurulmasıyla bitecek bir sorun da değildir. Kemalizm 1960’a kadar bir kadro sorunu iken, 27 Mayıs sonrasında (1961 Anayasasıyla) kurumsal soruna dönüştü. 1950 öncesinde siyasal muhalefetin yok edilmesi ve devlet kadrolarının bütünüyle Kemalistlerce işgal edilmesi nedeniyle kurumsal yapılanma ihtiyacı hissedilmezken, 1945 sonrası dünya şartları ve batı demokrasileriyle ittifak kurma zorunluluğu nedeniyle Kemalizm bir kurumsal soruna dönüştü. Meclis demokratik temsil mekânı olarak kabul edilmekle birlikte, Anayasa ile Kemalist kadrolardan oluşturulması garantilenmiş kurumlar ulusal iradeye egemen kılındı. Yargı, ordu, üniversite ve sair özerk kurumlar yoluyla devlet içinde bağımsız egemenlik alanları yaratıldı. Bu şekilde demokratik onaya dayanma imkânı bulunmadığından, yalnızca sınırlı bir sosyal (ve ekonomik) kesitten beslenebilen Kemalizm’in daha etkin araçlarla hâkimiyetini sürdürmesi mümkün hale geldi. Faşizm de kendini demokrasi maskesiyle saklayabildi.

Görüldüğü gibi Kemalizm bir devlet teşkilatı sorunu, dolayısıyla bir Anayasa sorunudur. Demokratik bir Anayasa yapımı sürecine giderken, demokrasilerde yeri olmayan bir yapının ve dayandığı ideolojinin tasfiyesi sorunudur. Bu boyutun ihmal edildiği bir anayasa yapımı, makyaj çalışmasından öteye gidemez.

Hal böyle iken AK Parti yetkililerini Kemalist düşüncenin “demokrat ve özgürlükçü” olduğunu söylemeye sevk eden nedenlere daha yakından bakmak gerekir.

Aklımıza hemen Dersim katliamı mimarlarıyla Alevilerin kurduğu ilişkinin tuhaflığı gelebilir. Dolayısıyla Stockholm sendromunda söz edilebilir. Bu saptama Alevilik ile Kemalizm arasındaki ilişkide geçerli olsa da, AK Parti aktörleri bakımından pek geçerli değil.

Demokrat Parti de CHP’den doğmuştu. Ancak Kemalizm’in dar cuntacı/ittihatçı kadrolarından sayılmazdı. CHP’den ekonomi politikası ve siyasi kadroların halka daha sıcak ve yakınla farklılaşmakla birlikte, yapısal bir farktan söz etmek güçtü. Dolayısıyla 27 Mayıs darbesinin acımasızlığını belki “davaya ihanet” psikolojisinde aramak mümkün. O halde AK Parti’yi bu eksende değerlendirmek doğru değil.

Erbakan bakımından söylenebilecek husus, meşruiyetin Kemalizm’e sadakat ile ölçüldüğübir siyasal konjonktürde, partiyi kapatmaktan kurtarma isteğiydi. AK Parti açısından benzer bir değerlendirmeyi 2010 öncesinde yapsak da, sonrasında yapamayız.

O halde önce Kemalizm’in temel esaslarıyla neye tekabül ettiğini irdelemek gerekiyor.

Tek tip ulus yaratma çabası

Kemalizm ideolojik olarak etnik (özgüven durumuna göre rasyonelleşebilen) milliyetçidir. Buna bağlı olarak tek tip ulus yaratma tasavvuruna sahiptir. Pozitivisttir. Sosyal darvinizmeyakın durduğundan, kitlesel katliamlar, asimilasyon ve sürgünlerden ve eğitim yoluyla yapay kimlik, benlik ve bilinç inşa uzak durmaz.

Kurumsal olarak da vesayetçidir ve zorunlu olarak demokrasi karşıtıdır. Demokratik yolla kendini meşrulaştırma imkânı bulamadığından, siyasal işleyişin temelini kutsiyete dayandırır. Eğitim sistemi kutsiyetin meşrulaşması ve sorgulanmaksızın kabul edilmesini sağlar. Ordu ve yargı kadroları bu endoktrinasyona göre biçimlenir. Bu bağlamda çok şey söylenebilir.

Kemalizm’in milliyetçilik kanalıyla toplumun büyük bir kesimiyle iletişim kurabildiği göz önüne alınınca, Kemalizm’e referans ile son dönem Kürt Sorununa ilişkin politika arasında ilişki kurulabilir. Bu durumda Kemalizm’e referans bir tehlike işaretidir. İttihat ve Terakki Partisi’nin 1909 sonrası dönüşümünü hatırlatır.

Kemalizm vesayet yoluyla bir siyasal kültür üretti. Bunu demokratik meşruiyete, demokratik denetim ve denge mekanizmalarına ihtiyaç duyulmaksızın devleti yönetebilme kültürü (tecrübesi) olarak somutlaştıralım. Bu açıdan da Kemalizm’e referans bir tehlike sinyali olarak algılamak gerekir. Zira vesayetin renk değiştirip meşruiyet alanını genişleterek sürdürülmesi anlamına geliyor.

Kemalizm’e referans, bir Kemalist cenahı ikna amacına hizmet ediyorsa, ahlaken sorunlu bir tutumdur. Zira bu cenahı ikna etmenin, katliamlar, sürgünler ve asimilasyonun sonlandırılmasından daha önemli olduğunu gösterir.

Sırf CHP’yi köşeye sıkıştırma amacına hizmet ediyorsa, işe yaramaz. DP deneyimi hatırlatmak yeterli. 

Kemalizm’e referans, yeni bir hukuk, siyaset ve gelecek perspektifi üretememeden kaynaklı bir çaresizliğin ve toplumun daha ileri talepleri karşısında geçmişin konformizmine teslim olmanın bir ifadesi ise, bu AK Parti’nin kendi doğal yeteneğinin sınırına geldiğinin ifadesidir. Ancak toplumun durumunu göstermesi bakımından ileriye dönük bir ümit göstergesidir.

Hangi saikle Kemalizm’e referans verilirse verilsin, huzursuz edicidir, ahlaken sorgulanması gereken bir tutumdur.

Ancak Kemalizm’in veya ona referansın anayasal bir dönüşümün engelleyemeyeceği de anlaşılıyor. Zira demokrasi karşıtı bir siyasal düşünce ve yapılanmayı bugünün dünyasında kabul ettirebilmek, çok daha önemlisi Türkiye’nin bunu içine sindirmesi güç gözüküyor. Kemalizm tartışması bu bağlamda esaslı bir anayasa tartışmasıdır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar