Yeni AYM eski oyunlar

  • 5.03.2014 00:00

 Yargının üst mercilerini gayrı ahlaki yollarla kontrol eden batıni yapının gayrimeşru siyasal hamlelerine karşı, Meclis meşru anayasal yetkilerini kullanmak suretiyle tedbirler almaya başlayınca, bugün artık "Yeni 27 Mayıs Koalisyonu" diye nitelendirebileceğimiz cenahın hukukçularından ilginç öneriler duyuldu. Kimi Anayasa Mahkemesi'nden kanunu yok saymasını, kimisi de yürürlüğün durdurulması (YD) kararının geçmişe doğru yürütülmesini istedi. Ana muhalefet partisi bu telkinlere uygun taleplerle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

Önümüzdeki günlerde konuyu gündemine alacak mahkemeye açıktan veya paralel yollarla telkinlerin arttığı görülüyor. Bir kere Anayasa Mahkemesi'nin "yok hükmünde kabul etme" tarzında bir karar alma yetkisi yok.

Meclis'in kabul ettiği her kanun hukuken "Anayasaya uygunluk karinesi"nden yararlanır. Aksini iddia eden, onu Anayasa Mahkemesi'ne götürür. Anayasanın 11. Maddesi kanunların anayasaya aykırı olamayacağını, 148. Maddesi ise aykırı olduğunda iptal edileceğini söyler. Başkaca bir karar yetkisi tanımaz.

Aykırılık gerekçesinin çok hafif veya çok ağır olması bu sonucu değiştirmez.

Mahkeme, sadece anayasada yazılan yetkileri kullanır ve tedbirleri alır. Ötesine taşıp siyasi mürebbiyelik yapmaz.

Unutulmamalı ki, anayasanın bıraktığı her boşluk, siyasal sonuçları ne olursa olsun, siyasetin dinamiğine bıraktığı ve orada çözümlenmesini arzuladığı bir alandır. O alan, yargı dâhil olmak üzere, diğer kurumlara durumdan vazife çıkarma yetkisi vermez.

Yetkili olan Meclis, kanunun usulüne göre çıkarmış ve yetkili Cumhurbaşkanı imzalayıp Resmi Gazete'de yayımlamışsa, ortada bir yasa "var"dır. Var olan yok sayılamaz. Anayasaya aykırı ise, sadece iptal edilebilir.

Akademik bilgi için Ergun Özbudun Armağanı Cilt II'deki "Anayasa Yargısında Yokluk" makalesine (Yetkin Yayınları) bakılabilir.

Peki mahkeme geçmişe doğru etkili bir yürürlüğü durdurma (YD) kararı verebilir mi?

Bir kere Anayasa Mahkemesi'nin YD kararını vermesinin anayasal temeli yok. Ama mahkeme, 1994 yılında PTT'nin özelleştirilmesini durdurmak için, ideolojik gerekçelerle böyle bir karar ihdas etmişti. Oysa kamu hukukunda açıkça tanınmamış yetki yetki değildir.

Mahkeme, YD kararının, bir iptal davasının içinde onun bir parçası mahiyetinde bir tedbir olduğu, iptale yetkili olanın tedbire de yetkili olacağı mantığını işletmişti. Yani "çoğun içinde az da vardır" demişti.

Öyle ise, aynı mantık gereği, çoğun içindeki az, çoğun kurallarına tabi olmak zorundadır. Yani anayasanın iptal kararı için tanımadığı bir etki ve sonuç, onun bir parçası mahiyetindeki bir tedbir kararı olarak YD için zaten geçerli olamaz.  Zira Anayasanın 153. Maddesi'ne göre iptal kararı geçmişe asla yürütülemez. Anayasa Mahkemesi'ne getirilmiş açık bir yasak söz konusu. Bu yasak YD için haydi haydi geçerlidir.

Anayasanın tanıdığı bir yetki olarak iptal kararı dahi geçmişe yürütülemezken, YD kararının geçmişe yürütülmesini talep etmek, "Anayasayı ihlal" etmeye çağrıdır.

Başka bir şey değildir.

Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere, hiçbir kurum kaynağını anayasadan almayan yetki kullanamaz. Anayasada yasaklanmış bir yetkiyi kullanmayı ise aklının ucundan dahi geçiremez.

Zira, anayasaya aykırılık gerekçesiyle denetim yapacak olan mahkeme, denetlediği Meclis'ten daha fazla anayasaya riayet etmeli ki, denetimi meşru olsun. Anayasaya aykırılık iddiasıyla başladığı denetimde, anayasanın kendisine açıkla yasakladığı bir karar alırsa, verdiği karar "karar" olarak hukuk âleminde var olamayacaktır.

Hiç kimse demokrasi dışı muhalefet ihtiyacına veya iktidar hevesine Anayasa Mahkemesi'ni alet etmemeli, vesayet/velayet safına çekmeye çalışıp zor kazanılmış meşruiyetini hoyratça ve sorumsuzca tüketmemelidir.

Yeni Anayasa Mahkemesi'ni, eski oyunlara alet etmekten vazgeçin.   

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar