Adli yıl açılış konuşmaları: Devam

  • 6.09.2014 00:00

 Geçen yazıda adli yıl açılış programlarını doğuran ihtiyaçlara değinmiştim. 1943’te başlayan törenlerdeki konuşmalar 1950, yani Demokrat Parti’nin iktidarına kadar hükümetle oldukça uyumluydu. Öyle ki yargının görevi hükümetin işini kolaylaştırmak biçiminde tanımlanabiliyordu. Demokrat Parti’nin iktidara geldiği yıldaki ilk konuşmada yargı bağımsızlığına vurgu artmaya başlamıştı. Mahmut Esat Bozkurt “devrim için hazır olmak ve onu savunmak rolü Türk adliyecisinin yegâne övünme nedenidir” derken, Yargıtay Başkanı Bozer, “millette, güven ile göğüslerini gererek hükümdarlarına meydan okuyan bir ruh hali yaratmayı, yargıç için yegâne şeref payesi” olarak takdim eder.

Bir sonraki açılış konuşmasında (1951) Bozer “yargıçlara tam teminat verilme lazımdır”der, zira “devletlerin en asli vazifesi adalet dağıtmaktır” ve bu da ancak yargıç sayesinde mümkündür. Bu akıl yürütmeyle Bozkurt çizgisinde uzaklaşılmış gözükse de, adaleti yargıç ile eş değer görmek esasen sonraki yıllara sirayet eden yargısal vesayetin başlangıcı sayılabilir.

Bu konuşmalarla artık yargı yılı açılışlarındaki “hukuk görünümlü” iktidar iddialarıyla yüzleşmeye başlıyoruz. Konuşmacılar artık sadece yargının sorunlarıyla veya bilgilendirici teorik-metodolojik değerlendirmelerle kendilerini sınırlamıyorlar.

1952 yılı açılışında Başkan Selim Nafiz Akyollu’dur ve konuşmasında politik tutum eksik değildir: “Demokrasimizi ve anayasa ile vatandaşlara tanınan hak, ve hürriyetleri aşırı sol cereyanlara ve bozguncu faaliyetlere karşı korumak maksadıyla Türk Ceza Kanunu’nun 141 ve 142’nci maddelerini değiştiren kanun, bu yıl içinde yürürlüğe girerek içtimaî hayatımızın huzur ve selâmetini emniyet altına almıştır.”

1953-56 yılları arasında Başkan M. Bedrettin Koker’dir ve çok kısa ve teknik konuşmalarla yetinir.

1960 darbesine kadar açılış konuşması yapılmaz. Yani teamül sona erer. 27 Mayıs darbesinin ilk icraatlarından biri de bu teamülü yeniden canlandırmak olur.

Darbeden dört ay sonraki açılış konuşmasında Başkan A. Recai Seçkin’dir, ilk önce bu teamülün başlamış olması nedeniyle şükranlarını sunar. Seçkin darbeden 20 gün sonra darbeciler tarafından Yargıtay başkanlığına atanmıştır. Yargıtay’daki darbeci olmayan yargıçların ve daire başkanlarının tasfiyesi onun başkanlığı döneminde gerçekleşir. Darbe sonrası kurulan Yassıada Mahkemesi başkanlığını reddettiği söylense de, S. Başol’un ifadesine göre gerçek farklıdır. Seçkin, Başol ile yaşadığı kişisel çekişmeler neticesinde başkanlığa atanamamıştır. Hakikatin ne olduğunu bilmek güç.

Seçkin, konuşmasında “Hâkim, hukuk esasları ve vicdanı yerine idare adamlarının veya davada dâhili olanlardan birisinin etkisi altında kalarak karar verirse verdiği karar, açıklamaya lüzum yoktur ki, özünde adaletle ilgisi bulunmayan bir belge, daha açıkçası bir zulüm belgesinden ibaret kalır.”

Bazı kişiler bu konuşması nedeniyle Seçkin’i darbeye meydan okuyan bir yargıç olarak nitelemeye çalışsa da 27 Mayıs’tan sonraki durumu “hukuk devleti olma yoluna kesin olarak girme” olarak tanımladığına bakılırsa, bu yorum biraz zorlama olur.

Nitekim bu satırları, 27 Mayıs veya Yassıada pratiğinin eleştirisi değil, yargı vesayetinin ilk kurumsal adımlarından biri olan ve yargı ile Adalet Bakanlığı’nı birbirinden koparan HSYK benzeri öneriler takip ediyor. Yani bağımsızlık ve tarafsızlık ifadesiyle şikayet olunan husus “adli^ hâkimlerin belli işlere atanması, onlar hakkında, inzibati kovuşturma yapılması ve mahkemelerin denetlenmesi, Adalet Bakanlığı’na yani yönetim erkine bırakılmış” olmasıdır. Seçkin’in konuşması sıradan bir konuşma değildir. Yargı bağımsızlığı, yargı teminatı ve benzeri konularda 27 Mayısçılara yol gösteren bir konuşmadır. Gerçekten de önerilerinin neredeyse tamamı 1961 Anayasası’nda yer alır. Cenevre tahsilli Seçkin, “Eflatun”, “Kant”, “Chateaubriand”, “Roth” veya “Hayyam”dan alıntı yaptığına göre, 27 Mayısçıların böyle bir derya karşısında pek de şansları da yok. Darbeciler saygın bir mentor ile karşı karşıya...

Devam edeceğim.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar