• 24.07.2013 00:00

 Dünya ekonomisinde görece iyileşmeye rağmen riskler devam ederken, Türkiye ekonomisi de belli bir olgunluğa erişse de, gerek dış gerekse iç dinamiklerin etkisiyle yapısal sorunlarını çözmede pek başarılı olamıyor. Fed’in parasal genişleme politikasını bırakacağını açıklamasından bu yana piyasalar buna göre pozisyon alırken, Türkiye ekonomisinde faiz, enflasyon ve cari açıkta yükseliş, büyümede daralma trendine girildi; Gezi eylemleriyle yaşanan gelişmeler ve gelecek döneme ilişkin yüklü seçim takviminin tırmandırdığı siyasi tansiyon daha hissedilir oldu.

Son günlerde bu gelişmeler takip edilirken, İstanbul Sanayi Odası’nın yeni başkanı Erdal Bahçıvan, İSO’nun 45 yıldır hazırlanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” raporunu açıkladı. Listede ilk 10’daki şirketler değişmezken ilk üçün müdavimleri de aynı kaldı. İpi önceki yıllarda olduğu gibi yine TÜPRAŞ göğüslerken, Ford Otomotiv ikinci, OYAK-Renault üçüncü oldu. İlk 10 sanayi kuruluşu arasında beş Koç Grubu şirketi dikkat çekerken, bu yıl ilk 10’a tek bir kamu kuruluşunun girmesi listedeki kamu şirketinin ağırlığının azaldığına işaret etti. Son yıllarda ihracat ve büyümede ön plana çıkan demir-çelik, otomotiv ve petrokimya şirketleri ilk 10’daki yerini korudu. İlk 10’da sektörel açıdan farklılık gösteren tek şirket beyaz eşyayı temsilen Arçelik oldu. 

Türkiye sanayiinin son 30 yıllık gelişimine bakıldığında ise 30 yıl önce ekonominin bel kemiğini oluşturan kimi sektörlerin payı gerilerken, kimi sektörler sanayinin lokomotifi hâline gelmiş. En fazla istihdam sağlayan sektör ise yüzde 21,7’lik payla gıda, içki ve tütün sanayii olarak öne çıktı. 1982’de gıda, içki ve tütün sanayiinin ağırlığı yüzde 16,4’müş. Demek ki, hükümet en fazla istihdam ve üretim sağlayan bu alanlardaki vergi politikalarında daha hassas olmalı. 

Listedeki şirketlerin borçluluğu ise epey yüksek. Borç/özkaynak oranı özel sektörde yüzde 134’lerde. Bu oranın bu kadar yüksek olması, kaynak yapısı açısından büyük bir risk. Bu oranın yükselmesi kur ve faizlerin artması hâlinde kârlılığı olumsuz etkiliyor. Yine 500 büyüğün kısa vadeli borçlarının oranı ise yüzde 65. Türkiye sanayiindeki genel tablo ile ilgili Bahçıvan’ın şu sözlerinin de önemli olduğunu düşünüyorum: “Sanayi kesiminin korunmasının önemli bir faktörü de finansal istikrardır. Finansal istikrarın bozulması hâlinde sanayi kesimi 2012’de olduğu gibi 2013’te de esas faaliyetleri bazında yeterli ölçüde genişleyemeyecektir. Yılın geri kalanında döviz kurları ve faizlerin sanayiciler için makul olacak dengelerde oluşmasına çaba gösterilmelidir.” 

Sanayici, özetle kur ve faizde yaşanacak olumsuz bir gelişmenin reel sektör açısından büyük risk olduğunu söylüyor. Yine bu noktada Bahçıvan’ın “Merkez Bankası bağımsız bırakılmalı, yedi ay içinde Türkiye seçime gidecek. Bir seçim ekonomisine doğru gidiyoruz. Bu sürecin çok dikkatli sürdürülmesi gerekir. Dünya ekonomisi açısından birçok belirsizliğin olduğu bir ortamdayız. Bu kadar olumsuzluğun olduğu bir dönemde herkesi, gerginleşmeden daha sakin bir şekilde bu süreci götürmeye davet ediyoruz” sözlerine iktidarın ve toplumun tüm kesimlerinin kulak vermesinde fayda var.

[email protected]