• 1.06.2014 00:00

 Hiç lafı dolandırmadan söyleyelim, Soma’da kömür madeninde tam teşekküllü bir katliam yaşandı, organize bir suç işlendi. Failler aramızda. Sorumlular işçileri madene inmeye zorlayarak hâlâ yeni katliamların zeminini hazırlamaktan geri durmuyor. Yeni ölümlere izin verilmemesi, bu yaşanan trajedinin unutulmaması, toplumsal hafızamızdaki yerinin silikleşmemesi için takipçisi olmamız gereken şeyler var. Sorumluların cezalandırılması, denetim ve kontroller uluslararası standartlarda yapılana kadar madenlerde kimsenin çalıştırılmaması, tüm bu süreçlerin şeffaflık içinde yürümesi öncelikli talepler olmalı. 

Kömür sadece yerin altında öldürmüyor, yerin üstüne çıktığı andan itibaren de öldürmeye devam ediyor. Greenpeace’in, Avrupa ve Türkiye’deki kömürlü termik santrallerin sağlığa etkisini ortaya koymak amacıyla Stuttgart Üniversitesi’ne hazırlattığı rapora göre,Türkiye’de her yıl termik santrallerin ürettiği kirlilik nedeniyle binlerce erken ölüm meydana geliyor. Üniversitenin Enerji Ekonomisi Enstitüsü, Avrupa’daki pek çok enerji santralinin bireysel sağlığa etkisini inceleyen en gelişmiş araç konumundaki EcoSensemodelini geliştirmesiyle biliniyor. 

Gelişmiş bir sağlık etkisi değerlendirme modeli kullanarak hazırlanan bu rapor, Türkiye’de 19, Avrupa’da 300 faaliyet hâlindeki kömürlü termik santralin insan sağlığına etkilerini ölçümledi. Gerçekleştirilmesi planlanan 100 yeni projenin de olası etkileri araştırmaya dâhil edildi. Türkiye, AB üyesi ülkelerin aksine, santrallere ait salım verilerini rapor etmediğinden bu incelemede farklı yaklaşımlara yer verildi.

Raporun en çarpıcı bulgusu,Türkiye’de sadece 2010’da bu kirliliğe maruz kalanların ömrünün yaklaşık 79 bin saat (10 yıl) kısaldığı yönünde. Türkiye, termik santraller kaynaklı erken ölümler sıralamasında tüm Avrupa’yı geride bıraktı. Türkiye’yi Polonya, Almanya, Romanya, Bulgaristan ve İngiltere takip etti. En zararlı termik santraller sıralamasında EÜAŞ’ın Afşin- Elbistan, Soma ve Tunçbilek santralleri ilk üçte yer aldı. Afşin- Elbistan ve Soma, Avrupa’nın da en yüksek kirlilik kaynaklı erken ölüm oranına sahip. 

Türkiye şu anda 22 santral kömürle elektrik üretmeye devam ederken, bu santraller havaya milyonlarca ton kirlilik saçıyor. Bunlara ek olarak, planlanan 80’in üzerinde yeni kömürlü termik santral var. Her geçen saat bu santraller, cıva, kurşun, arsenik, kadmiyum, sülfat ve nitrat partikülleri gibi zehirli kirleticilerle havayı doldurarak, akciğerlerin de bu kirleticilerle dolmasına sebep oluyor. Kömürden çıkan kirlilik sessiz bir katil gibi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ölçüm verilerine sahip olduğu Türkiye’nin 12 kentindeki zehirli parçacıklı madde (PM 2,5) seviyesi, WHO’nun “kabul edilebilir” olarak önerdiği rakamın en az üç katı. Bu şehirlerdeki kirlilik seviyeleri, Avrupa ve ABD’nin büyük şehirlerindeki genel değerlerden en az iki kat daha fazla

Termik santraller, iklimi değişikliğine sebep olan karbon emisyonlarının da en büyük kaynağı. Türkiye, Hindistan, Çin ve Rusya’dan sonra dünyanın dördüncü büyük kömür tehdidi. Bu şekilde kömür tüketmeye devam edersek, iklim değişikliğine en fazla sebep olan ülkeler sıralamasında hızla üst sıralara çıkacağız. Bu aynı zamanda, iklim değişikliği kaynaklı olarak hayatını kaybeden insan sayısı önümüzdeki yıllarda binlerle ifade edilecek demek. 

Kömür, her zaman kirlidir, “temiz kömür” diye bir maden yoktur. En iyi teknolojiler bile bu kirliliği değiştiremez. Bu hâliyle bile yeterince tehlike ve risk barındırıyorken, şirketlerin mümkün olan en etkili kontrollerden kaçışına hükümetlerin göz yumması asla kabul edilemez. Bu sadece durumu toplumsal açıdan daha vahim hâle getirir, sessiz katilin aramızda dolaşmasına sebep olur, aynı Soma’da olduğu gibi...

[email protected]