• 31.12.2014 00:00

 Yeni bir yıla girerken, defterini kapattığımız yılın istatistiklerine bakmak faydalıdır. Bazıları bize insani gelişmişlikle, eğitimle, teknolojide ve Ar-Ge’de bulunduğunuz yerle, kitap okuma oranıyla, kadınların işgücüne katılımıyla ilgili çok net veriler sunarken, bazılarını yorumlamak, bir soruna işaret eden verileri düzeltmek, sorunları görmezden gelmek yerine onları çözmeye odaklanmak gerekir.

Bu, Türkiye şartlarında pek böyle ilerlemiyor. Soruna çözüm aramak yerine soruna işaret edeni suçlu, hain, lobici ve paralel ilan eden, çözüm bulmak yerine sorunu elbirliğiyle yandaş kurum ve kuruluşlarıyla halının altına iteleyen, şeffaflık ve hesap verme mekanizmalarını işletmesi şöyle dursun objektif değerlendirme olgusundan ve dolayısıyla gerçeklikten giderek uzaklaşan bir iktidarın esiriyiz.

Ancak, istatistikler yalan söylemez. 2014’e ilişkin istatistikleri ben hatırlatacağım, değerlendirmeyi yapmak konusunda herkes serbest…

Freedom House’un 2014 Dünya Basın Özgürlüğü Raporu’nda Türkiye, “kısmen özgür” ülke statüsünden “özgür olmayan ülkeler” kategorisine düşürüldü. 197 ülke arasında 120. sıradan 134. sıraya geriledi. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF), 2014 Dünya İfade Özgürlüğü Endeksi’nde de Türkiye’nin durumu içler acısıydı. Endekste, Türkiye, Afganistan, İran, Ürdün gibi ülkelerin gerisinde kalarak 180 ülke arasında 154. oldu.

Ülkelerin ekonomik büyümelerinden toplumsal ve sosyal gelişmeye ne aktardıklarını gösteren Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2014 İnsani Gelişmişlik Raporu’nda da yerimizde saydık. Türkiye, 2014’te 187 ülke arasında 69. sıradaydı, bir önceki yılda aynı yerdeydi. Bu, ekonomi bir yılda ortalama yüzde 4 büyürken, bu insani gelişmişliğe hiç yaramamış demekti.

34 üye ülkenin refahını değerlendiren OECD’nin hazırladığı 2014 Yaşam Kalitesi Raporu’na göre, Türkiye sonuncu sırada yer alarak “en zor yaşanılacak ülkeler”den biri oldu. Türkiye, eğitimde sonuncu, hizmet sektöründe 33., sağlıkta ve çevrede 31.’ydi.

OECD’nin “Gelir Eşitsizliği Ekonomik Büyümeye Zarar Verir mi” Raporu’nda da, Türkiye gelir adaletsizliğinde Meksika’nın ardından en kötü ikinci orana sahip ülkeydi. Türkiye zor yaşanılacak bir yerdi, servetin en adaletsiz paylaşıldığı ülkeydi. Doğruydu, İstanbul, 35 dolar milyarderine yaptığı evsahipliğiyle bu alanda 7. sıraya çoktan oturmuştu bile…

The World Justice Project’in (Dünya Adalet ProjesiDünya Hukukun Üstünlüğü Küresel Endeksi’nde de Türkiye 99 ülke arasında 59. sıradaydı. Açık devlet kategorisinde 69., hükümetin hesap verebilirliğinde 72., temel haklarda 78. olmasının nedeni olarak ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar ve özel hayata müdahale olarak gösteriliyordu.

Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin 2014 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 175 ülke arasında puanı en çok düşen ülke Türkiye’ydi. Türkiye, endekse göre 20 yıldır yolsuzlukla mücadelede yerinde sayıyordu. Gezi ile başlayan süreçte AB reformlarının durması, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarıyla ilgili takipsizlik kararı verilmesi, yargı üzerindeki hukuka aykırı uygulamalar, basın ve internet özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar, yayın yasakları bu düşüşün sadece birkaç sebebi.

142 ülkenin ele alındığı Dünya Ekonomik Forumu’nun 2014 Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’nda Türkiye, 125. sırada yer aldı. Ekonomik katılım ve fırsat eşitliğinde 132., eğitimde 105., siyasi güçlenmede 113. oldu.

2023’te dünyada 10 büyük ekonomiden biri olma hedefine sahip Türkiye, bu gidişle değil ilk 10’un kenarından geçmeyi ilk 20’yi bile zor görecek. Uzun süre 16. ve 17. sıralarda yer alan Türkiye ekonomisi artık 19. sıraya gerilemiş durumda.

Bu yazıya sığmayacak bir dolu istatistik daha var… 2014 ekonomi, ekoloji, hukuk, temel hak ve özgürlüklerle, toplumsal açıdan iyi bir yıl değildi. 2015’in de 2014’ten iyi olacağına dair bir emare görünmüyor; Allah beterinden saklasın demekten başka da şansımız yok.

[email protected]