• 11.02.2015 00:00

 İklim değişikliğinin sebepleri, gezegen üzerinde yarattığı olumsuzluklar, radikal önlemler alınmaması hâlinde olacaklar ve küresel ısınmanın etkilerini en aza indirmek için atılması gereken adımlar IPCC raporunda detaylarıyla ortaya konmuştu.

800’den fazla bilim insanının katkıda bulunduğu, 194 ülkenin taraf olduğu rapor, özetle şunu söylüyordu: “İklim değişikliğinin sebebi, fosil yakıt kullanımı neticesinde atmosfere salınan sera gazlarıdır. Küresel ısınmanın sebebi insan kaynaklı faaliyetlerdir. Gezegeni şimdiye dek 1 derece ısıttık, yaşanan pek çok felaket bunun sonucudur. İklim değişikliğinin önüne geçmek için fosil yakıtlara dayalı enerjilerden vazgeçmek, acilen yenilenebilir enerji türlerine yatırımları artırmak gerekli.

IPCC raporu, küresel ısınmayla başa çıkabilmek için fosil yakıt üretimine yatırılan yüzmilyarca doların, daha ucuz ve yaygın hâle gelen yenilenebilir enerji yatırımlarına aktarılması gerektiğini vurguluyor. Bu geçiş süreci sanıldığı gibi ekonomik büyümeyi de olumsuz etkilemeyecek. Bu adımların atılması yıllık büyümesi yüzde 1,3 ile yüzde 3 arasında olan küresel ekonomiyi sadece yüzde 0,06 oranında daraltacak.

Nature dergisinde yayınlanan UCL Institute for Sustainable Resources’ın araştırması, küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutabilmenin formülünü veriyordu: Küresel ısınmayı yavaşlatabilmek için teknik ve ekonomik olarak çıkarılabilir hâldeki kömürün yüzde 80’i, doğalgaz rezervlerinin yüzde 50’si ve petrol kaynaklarının yüzde 30’u toprağın altında bırakılmalı.

ABD, Avustralya, Çin, Rusya, Hindistan gibi kömür üreticisi ülkelerle, Ortadoğu’nun petrol üreticisi ülkeleri dev fosil yakıt rezervlerini unutmalı. Kanada katran kumulu petrolünün çoğu, Kuzey Kutbu petrolünün ve gazının tamamı ile kaya gazının hepsi dâhil trilyonlarca dolarlık kömür, petrol ve doğalgaz çıkarılmamalı.

Mevcut fosil yakıt kullanım düzeyi dünyayı 5 derecelik ısı artışı felaketine doğru sürüklüyor. Bu durum aralıkta Paris’te yapılacak kritik iklim zirvesinde görüşülecek.

Bu noktada, bilinç yaratacak kampanyalar önemli. Fosil yakıtçılarla mücadelede gayet etkili yöntemler mevcut. İlhamını, Güney Afrika’daki ırkçı apartheid rejimine karşı direnenlerin benimsediği boykottan alan iklim değişikliğiyle mücadele hareketi 350.org, 2010’da ABD’de “Divestment” kampanyası başlattı.Üniversite, kilise, vakıf ve emeklilik fonlarının, fosil yakıt şirketlerinin hisselerine yaptığı yatırımları geri çekmesi olarak özetlenecek girişimin hedefinde 200 halka açık fosil yakıt şirketi var.

Amaç, investment (yatırım) yerine divestment (yatırımı geri çekme) ile hedefteki şirketlerin finansal kaynaklarını kurutmak. Bu şirketlerden yeni rezerv arayışlarını durdurmaları, karar alma süreçlerini etkilemek için yaptıkları lobicilik işlerine son vermeleri ve sahip oldukları rezervleri de çıkarmamaları isteniyor.

Mevcut rezervleri çıkarmak için her yolu deneyen bu şirketler, iklim değişikliği krizinin çözülmesinin önündeki en büyük engel. Lobi faaliyetleriyle siyasileri etkileri altına alıyorlar. Her yıl milyarlarca dolar hükümet desteği bu şirketlere akıyor.

2012’den beri binlerce kuruluş, yerel yönetim ve birey fosil yakıt şirketlerindeki yatırımları geri çekmeyi seçti. Farkındalığı küresel hâle getirmek için 13-14 Şubat’ta Global Divestment Day etkinlikleri gerçekleşecek. Bu tarihteki en büyük divestment hareketi. Altı kıtada 3000’den fazla oturma eylemi, nöbet, yürüyüş düzenlenecek. Dünyanın pek çok yerinde binlerce kişi, gezegenin geleceğini korumak için kurumlardan, bu bencil şirketlerdeki paralarını çekmeleri çağrısında bulunacak.

Norveç devletine ait dünyanın en büyük ulusal varlık fonu Norwegian Sovereign Wealth Fund, 22 fosil yakıt şirketindeki milyarlarca dolarlık yatırımını geri çekti bile. Halen 100 kadar fosil yakıt şirketinde 40 milyar doları var. Ancak, diğer hükümet ve kurumlara örnek olması için başlangıç açısından önemli bir adım.

[email protected]