• 7.02.2018 00:00

 Türkiye'nin Akkuyu nükleer santralinin yapımıyla ilgili süreci tam bir yılan hikayesine döndü. Malum, Türkiye nükleer santralin inşaasına bir an önce başlayıp, santrali de 2023'te devreye sokmaya çalışıyor. 

Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerde iki tarafın da koz olarak kullandığı Akkuyu finansmanından yönetimindeki değişikliklere, uçak krizi sırasında Rusların Akkuyu NGS'deki yüzde 49'luk paylarını satmak istemelerinden projenin bitiş tarihinin sürekli ileriye atılmasına kadar pek çok sorun mevcut.

Ancak, son gelişmelerle birlikte görünen o ki, pek çok belirsizlik aynı anda devrede.

Biraz geriye giderek önce hafıza tazeleyelim.

Rus savaş uçağının 24 Kasım 2015 tarihinde Türkiye jetleri tarafından düşürülmesiyle Moskova ile Ankara arasında yaşanan gerilimin ardından Rusya'nın Türkiye'ye karşı uyguladığı ekonomik yaptırımlar, Akkuyu'nun inşası ile ilgili soru işaretleri yaratmıştı. Hatta Erdoğan, Rusya'nın buraya 3 milyar dolar harcadığını belirterek, "Rusya yapmazsa gelir başkaları yapar" demişti. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Başbakanı Vladimir Putin arasındaki görüşmeler ilişkilerin normalleşmesinde kilit rol oynadı. İlişkiler düzelince, Türkiye tarafı Ağustos 2016'da Akkuyu'yu "stratejik yatırım" statüsüne aldı. Stratejik yatırım statüsüyle santral, vergi muafiyetleriyle teşviklerden faydalanma ayrıcalıklarına sahip oldu. 

Daha sonra 9 Mart 2017'deki ikinci ziyaretin ardından Mayıs 2017'de nükleer enerji santralleri ve lisanslı depoculuk faaliyetlerinin devlet yardımlarından yararlandırılan "öncelikli yatırımlar" arasına alınmasına karar verildi. 

Bakanlar Kurulu kararıyla, her iki yatırım konusu, yatırımlarda devlet yardımları hakkında kararın "öncelikli yatırım konuları" başlıklı maddesine eklendi. Bu sayede Akkuyu Nükleer A.Ş.'ye 76 milyar lira sabit yatırım tutarlı "teşvik belgesi" verildi. 

Akkuyu, tam teçhizatlı teşvik ve muafiyet zırhıyla donatılırken, Haziran 2017'de ilginç bir gelişme daha yaşandı. 2017'nin ortalarında Rus Rosatom, Akkuyu nükleer santrali projesine Cengiz Holding, Kalyon İnşaat ve Kolin İnşaat'tan oluşan CKK Konsorsiyumu'nu dahil etme kararı aldı. Akkuyu'ya Türkiyeli şirketleri de dahil edecek sözleşmeye imza atıldı. 

Açıklamaya göre, konsorsiyum Akkuyu Nükleer A.Ş. hisselerinin yüzde 49'unu satın alacak, söz konusu yüzde 49 hisseyi konsorsiyumu oluşturan üç şirket yüzde 16.3 olarak eşit şekilde paylaşacaktı. Anlaşmanın sonunda projenin uygulanmasına yetecek bir kuruluş sermayesi oluşturulacağı ve ihtiyaç duyulan büyüklükte kredi finansmanını çekme imkanı sağlanacağı belirtilmişti.

Ancak, dünkü gelişmelerle birlikte işin rengi değişti. Meğer, konsorsiyum geçen yılın sonunda tamamlanması gereken süreçte yüzde 49'luk hisseyi devralmamış.

Rus haber ajansı RBC'nin haberinde, Kolin İnşaat ve Kalyon İnşaat'ın projeden çekildiği kaydedildi. İki şirketin yerini kamuya ait Elektrik Üretim A.Ş.'nin (EÜAŞ) alabileceği belirtildi.

Kolin İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Celal Koloğlu, ortaklığın henüz resmiyet kazanmadığını çünkü yüzde 49 hisseyi devralmadıklarını ifade ederek, "Almak da istemedik. Çok fazla belirsizlik var. Genel olarak birtakım sıkıntılar var. Parasal sıkıntılar var. Biz belirsiz bir şeyin içinde yer almak istemeyiz. Zaten projenin 2023'e yetişme imkanı yok. Rus tarafından belirsizlik giderilmeden biz hisse devri istemedik" dedi.

Belli ki, firmaların çekilme gerekçesi kaynak yetersizliği.

Aslında bu açıklama, öteden beri konuşulan ancak kimsenin açıkça ifade etmediği üzere Rusların bu projenin yatırım maliyetini tek başlarına bulamayacağı gerçeğine dayanıyor. Konsorsiyumdaki üç şirketten ikisi çekildiğine göre, yola EÜAŞ ile devam etme ihtimali yüksek görünüyor. 

Zaten RBC'nin haberinde ayrılan şirketlerin yerine EUAS International ICC şirketinin geçme ihtimalinden bahsediliyor. Bu şirket EÜAŞ tarafından vergi cenneti Jersey Kanal Adaları'nda 50 milyon dolar sermayeyle "Sinop Nükleer Güç Santrali'ndeki faaliyetlerin pratikliği için" kurulmuştu.

Şimdi bunun ne anlamlara gelebileceğini bir hesaplama ile anlatmaya çalışalım.

Proje takvimine göre, inşaat lisansının 2015 sonunda alınması, ilk ünite inşaatının Ocak 2016'da başlaması öngörülüyordu. Bu kapsamda ilk ünitede elektrik üretiminin 2019'da başlaması hedefleniyordu. 2015'te santralin, 2022'de devreye gireceği açıklanmıştı. Ardından Akkuyu NGS yönetimi, son hedefin 2023 olduğunu belirterek, tarihi bir yıl daha ileri taşımıştı. 

Ancak, tüm bu gecikmelerin bir de maliyet boyutu var. Epeydir santralin, 20 milyar dolara mal olacağı ancak gecikmeler sebebiyle bu rakamın 25 milyar dolara çıkabileceği ifade ediliyor. Türkiye'nin Rusya'ya verdiği alım garantisinde üretilecek her 1 KWH elektrik için fiyat 12,35 dolar sent. Devletlerarası anlaşmanın yapıldığı 6 Ekim 2010 tarihinde 1,42 olan dolar kuru, aradan geçen altı yıldan fazla sürede 3,78 seviyesine geldi. 

Devletlerarası anlaşmaya atılan imzanın üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen hala ortaklık yapısı netleşmiş değil. Bugün itibariyle henüz çivisi çakılmamış Akkuyu nükleer santralinin üreteceği elektrik devlete neredeyse üç katına mal oldu.

Kanuna göre, santralin I. ve II. ünitelerinde üretilecek elektriğin yüzde 70'ine, III. ve IV. ünitelerinde üretilecek elektriğin yüzde 30'una 15 yıl satın alma garantisi verildi. Elektrik satın alma anlaşmasının ilgili maddesinde, elektrik fiyatındaki yıllık değişime bağlı olarak projenin geri ödemesinin sağlanması açısından, fiyat limiti üst tavanının 15,33 dolar sent olarak hesaplanacağı belirtiliyor. 

Dolayısıyla, Türkiye'nin henüz ortada olmayan, akıbeti sürekli değişen bir projeden gelecek elektriğe harcayacağı miktar durduğu yerde sürekli artıyor.

Ayrıca, Rusya ile ilişkiler gerek ekonomik gerekse jeopolitik sebeplerle anlık olarak değişebiliyor. 

Diğer yandan, stratejik yatırım statüsüne sahip Akkuyu projesi, KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, vergi indirimi, sigorta primi desteği, arazi tahsisi, kredi faizi desteği, stopaj desteği ve bazı şartlarda KDV iadesi imkanlarına sahip. Aynı zamanda Varlık Fonu'nun kuruluş amaçlarında zikredilen projeler arasında yer alıyor.

Akkuyu, hem Türkiye'nin hem Rusya'nın gerçek bir kara deliği halinde...