• 9.09.2021 06:30
  • (252)

Pazartesi günü itibariyle 2022-2024 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ın (OVP) onaylanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. 

Bir önceki Orta Vadeli Program’da yer almayan "Yeşil Dönüşüm", yeni programda "makroekonomik hedefler ve politikalar" başlığı altında yer aldı. 
Yeşil Dönüşüm kapsamında belirlenen politika ve tedbirler için şu değerlendirmeler yapıldı: 

"Sanayi, ticaret, ulaştırma, çevre ve enerji alanlarında yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomiye geçişi destekleyici yeni yaklaşımlar, dış finansman imkanları da dikkate alınarak destek ve kredi teşvik mekanizmaları çerçevesinde hayata geçirilecek; başta geri dönüşüm teknolojileri olmak üzere verimlilik artıran ve sera gazı emisyon artışını sınırlamayı hedefleyen yatırımlar desteklenerek uluslararası ticaret alanında iklim değişikliği politikaları ile uyumlu şekilde ihracatın rekaket gücü artırılacaktır.

Küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini en aza indirmek amacıyla enerji ve üretim kaynaklarını verimli bir şekilde kullanan, çevre dostu üretime yönelik yatırımlar desteklenecektir.

Sıfır atık uygulamaları hane halkını da kapsayacak şekilde yaygınlaştırılacak ve üretimin kritik alanlarındaki ihtiyacın dışında kalan atık ithalatının azaltılmasına yönelik tedbirler alınacaktır.”

Yeşil Dönüşüm’ün OVP’de yer alması olumlu ve umut verici. Ancak, Türkiye mevcut iklim eylemsizliği ile bunu ne derece hayata geçirebilir?

Önce birkaç veriye bakalım.

Orta Vadeli Program’da genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin 2022 yılı için ödenek teklif tavanlarının toplamı 1 trilyon 591 milyar 516 milyon 628 bin TL oldu. 

Burada yine Diyanet’e ayrılan rekor pay çok konuşuldu. 

Diyanet İşleri Başkanlığı’na 2022 yılında 16 milyar 98 milyon 580 bin TL ödenek ayrıldı. Başkanlığa 2023 yılında 18 milyar 620 milyon 802 bin TL, 2024 yılında ise 20 milyar 729 milyon 373 bin TL ödenek tanımlandı.

Bu noktada bir de Yeşil Dönüşüm’ü gerçekleştirecek olan üç bakanlığa ayrılan paylara bakalım.

2022 yılı için Enerji Bakanlığı’na 4 milyar 152 milyon 670 bin, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na 6 milyar 177 milyon 403 bin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na 4 milyar

873 milyon 653 bin TL ödenek ayrılmış.

Alt alta toplayınca üç bakanlığa ayrılmış olan ödeneğin bir Diyanet etmediğini görüyoruz.

Gelecek dört yıl Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum dönemi olarak belirlendi. 2026’da da sistem uygulamaya geçmiş olacak. Türkiye, herhangi bir fosil yakıtlardan çıkış ve uyum stratejisi ortaya koymazken, enerji üretiminde hala kömür ve doğalgazın payı çok yüksekken ve üstelik Paris İklim Anlaşması’nı onaylamazken, özetle dünya gerçekleriyle hiç yüzleşmeden Orta Vadeli Program yapıyor. 

Maalesef, bu haliyle de hedef planlaması değil, "yeşil bir şeyler demeden geçmeyelim” düşüncesi en basit tabirle sadece temenni olarak kalıyor.

***

Enerji sistemini dönüştürmeden herhangi bir yeşil dönüşümden ve yeşil dönüşüm hedefinden bahsetmek ve o hedeflere ulaşabilmek mümkün değil.
İklim krizi ve onunla bağlantılı yaşanan felaketler, göçler, çatışmalar çağımızın en büyük sorunlarının başında geliyor. Gezegeni yaşanmaz hale getiren geçmişin alışkanlıklarını bırakarak, iklim kriziyle mücadeleyi ve uyum politikalarını önceleyen yeni bir ekonomik model inşa etmek zorundayız. 

Meselenin geçmişine kısaca bakmakta fayda var.

11 Aralık 2019 tarihli Avrupa Yeşil Mutabakatı (EU Green Deal), iklim ve çevreyle ilgili zorluklarla mücadele konusunda Avrupa Birliği’nin (AB) önceki taahhütlerini daha geniş ve daha etkili bir şekilde yeniden düzenlemeyi amaçlayan bir yol haritası olarak kabul edildi. Doğal kaynak tüketimi azaltılırken ekonomik büyümenin sağlanması ve 2050’de sera gazlarının net emisyon değerinin sıfırlanması (karbon nötr) hedeflerine ulaşmak için yeni stratejiler belirlenmek üzere yola çıkıldı. 
Temmuz 2021 tarihinde AB, 27 üyeli birliğin 2050’de karbon nötr bir ekonomi olma hedefine yaklaşılabilmesi için bir dizi yasal düzenleme içeren yeşil paketini açıkladı.

AB’nin şimdiye kadar açıkladığı en iddialı iklim değişikliyle mücadele planı olan ve “Fit for 55” adı verilen paket, AB’nin 2030 yılı itibariyle karbon emisyonlarını 1990’lı yıllara göre yüzde 55 oranında düşürme hedefine yaklaşmasını sağlayacak.

Fit for 55, Avrupa Komisyonu’nun, üye ülkelerin 2030 yılı sonuna kadar en az yüzde 55 salım azaltma hedefine ulaşmasını ve 2050 yılına kadar da karbon nötr olma yolunda ilerlemesini hedefleyen bir torba yasa teklifi. 14 Temmuz 2021’de bu torba teklifin 3 bin 795 sayfalık ilk yarısı yayınlandı, ikinci yarısı ise 2021 sonunda ortaya çıkacak.

Örneğin, bu pakette araçlar için daha sıkı emisyon sınırlamalarıyla 2035 itibariyle yeni benzin ve dizel araç satışının tamamen sonlandırılması, havacılık sektörünün kullandığı jet yakıtlarının vergilendirilmesi ve düşük karbon alternatiflere geçene 10 yıllık vergi tatili sağlanması, sınırda karbon vergisi ile AB dışındaki üreticilerin çelik ve çimento gibi malzemelerin üretiminde daha sürdürülebilir olmaya yönlendirilmesi, yenilenebilir enerjinin payının artırılması için daha iddialı hedefler, Ülkelerin enerji verimliliği düşük binaları daha hızlı şekilde yenilemelerini gerektirecek düzenlemeler yer alıyor.

Otomotiv ve havacılık sektörünün yanı sıra denizcilik sektörünün de Avrupa Birliği’nin emisyonu ücretlendirdiği Emisyon Ticaret Sistemi’ne (ETS) dahil edilmesi de öneriler arasında. Şu anda ETS’se üreticiler, enerji şirketleri ve havayolları zaten dahil edilmiş durumda.

Bu torba yasa, ilk aşamada yeni veya gözden geçirilmiş yasaları kabul etmek üzere daha sonra da ortak bir anlaşmaya varılması için Avrupa Parlamentosu’na ve AB Konseyi'ne giderek bir yasama prosedürü dalgası başlatacak.

AB’nin yeni planları, emisyonu fazla olan tüm sektörlerden ve üreticilerden bu konuda iddialı adımlar atmalarını gerektirecek. 

AB, özellikle sera gazlarının azaltılması konusunun büyük çaba gerektirmesi sebebiyle büyük kamu yatırımlarıyla özel sermayeyi iklim ve çevresel eylemlere yönlendirmek için birtakım aksiyonlar alacak.

Çevresel problemleri AB’nin tek başına çözemeyeceğinden hareketle AB’nin işbirliği içinde olduğu ülkelerden de bu kurallara uymasını bekleyecek olması bu işin özünü oluşturuyor. Türkiye’nin mümkün olan en kısa sürede en büyük ticaret, siyaset ve ihracat partneriyle uyumlaştırmaya başlaması gerekiyor. 

Ancak Yeşil Dönüşüm’deki hedefler ve Türkiye’nin mevcut enerji üretim modelleri buna uygun değil.

Eğer yandan, elbette Fit for 55 planının da eleştirilecek yanları mevcut. Siyasetin hantal hareket kabiliyetine kurban edilemeyecek kadar az vakit var. Yüzde 55’lik hedef zaten yetersiz bir hedef ancak bir yerden hızla başlamamız gerekiyor. Türkiye bu güdük ve içselleştirilmemiş Yeşil Dönüşüm ile meselenin neresinde olacak her birlikte göreceğiz…