• 1.03.2013 00:00

 Şu hayatta “ah keşke ben olsaydım” dediğim iki şey var. Birincisi “Uyan ey gözlerim gafletten uyan” eserinin bestecisi ben olsaydım. İkincisi “Kir yoktur, yanlış konumlanma vardır”(Mary Douglas) sözünü söyleyen ben olsaydım.

Kafanıza düşünce mide bulandırıcı olan kuş pisliği; toprağa gübre, sebzelere lezzet, çiçeklere renktir, kokudur. Gömleğinize bulaşan kan, hijyenik şişenin içindeyken ölmek üzere olan bir hastanın hayatını kurtaracak bir iksirdir.

Kelimeler de hemen hemen öyle. En kötü kelime “savaş” mı? “Türkiye’nin güneydoğusunda otuz yıldır bitmeyen savaş” korkunç bir söz iken “yoksullukla savaş”“veremle savaş” ya da bizim meslekte çok kullandığımız “nefisle savaş”ta o bir kahramanlık destanıdır.


Stres
 mi dediniz? Üzerinize doğru koşan aç bir kaplandan kaçmanızı ve bir sincap gibi “fırt” diye ağaca çıkmanızı sağlayan da strestir, durduk yere tansiyonunuzu, şekerinizi indirip çıkaran ve orta yaşa gelmeden kalp krizinden götüren de aynı strestir.


Yalan
, dünyaları yıkar ama “Ah yalan dünya” derken büyük bir hakikati teslim eder.

Düşündüm, düşündüm. Bu formülün tutmadığı topu topu iki kelime tesbit ettim. Biri şeytan. Bu zaten özel isim. Yapacak bir şey yok. İkincisi kibir.

Kibir kadar şu güzel mahlûk insana yakışmayan bir şey yok vallahi. Kalın karakaşlı, gür sakallı, esmer bir travestinin sarı peruk takması bile kibirden evladır.

Allah’ın en sevmediği huydur. E çok normal değil mi? Titanic gemisinin ilk yolculuğunun biletleri“Tanrının bile batıramayacağı gemi” sloganıyla satılıyordu. Suyun kaldırma kuvvetini yaratan Allah mı batıramayacak? Bırakınız suyun kaldırma kuvvetini yaratmayı, daha önce yazdığım bir yazının ana fikrini yürütüp kendi yazısına taşıyarak caka satan bir köşe yazarını bile bir kaşık suda boğasım geliyor.

Gökdelenleri arasında mağrur mağrur bakan Donald Trump, Ataşehir’i aynaya bakar gibi seyredenAli Ağaoğlu, omzundaki yıldızlardan kendini galaksi zanneden bir general ya da eskort konvoyuyla gezerken kendini yirmi araba, seksen insan büyüklüğünde hisseden bir devletlû melekut âlemden nasıl fena görünüyordur varın siz hesap edin.


Kibirden daha kötü bir şey var aslında. Kibrin tersi olan tevazuun sahtesi.

Sahte tevazu kibirden bir kaç tık daha iğrençtir. Çünkü hem Allah’ın farkında hem yine de kibirli.


“Allah nasip ederse sabah 07:00’de Zıptırık TV’nin canlı yayınına katılacağım. Allah utandırmasın inşaallah.”

Allah senin Zıptırık TV’ye sabahın köründe çıkmanı ne yapsın. Hey ben çok mühimim de ve Allah’ı bu işe karıştırma.


“Halkımızın bu coşkulu teveccühüne bizi layık gören Allah-u Teâlâ’ya ne kadar hamd-ü senada bulunsak az.”

Iyyy! Bir tek sonunda “sadakallahül aziiiim” demediği kalmış. Şükredin, Cenab-ı Allah kibirli değil, okyanusun dibine boylatmıyor sizi. Malum Titanic’i batıran da buzdağını fark etmeyen gözcülerdi.


[email protected]