• 30.10.2013 00:00

 Dün bindiğim dolmuşun şoförü ateş püskürüyordu. Sabahtan beri trafikte sıkışıp kalmış, Vali'den muhtara kadar tüm şehrin tüm görevlileri hakkında burada tekrar edemeyeceğim şeyler söylüyor, devletin manevî kişiliğine karşı ciddi suçlar işliyordu.

Akşam eve döndüğümde internet haberlerinde meselenin nedenini buldum:

"Cumhuriyet Bayramı hazırlıkları için Vatan Caddesi'nde yapılan provalar, megakentte trafiği felç etti. Sabah saatlerinde kapatılan yollar nedeniyle trafik çilesi çeken sürücüler duruma isyan etti.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle Vatan Caddesi'nde yapılan resmî geçit provaları trafikte vatandaşların zor anlar yaşamasına neden oldu. Öğrenciler, sivil kurumlar, askerler ve polislerin katıldığı geçit töreni provasında askerî araçlar da geçiş yaptı. Ancak prova nedeniyle kapatılan yollar trafik sıkışıklığına neden oldu. Toplu taşıma araçlarını kullanan vatandaşlar işlerine geç kalırken, sürücüler kapanan yollara isyan etti: 'Saatlerdir yollardayız. Bu prova nedeniyle gitmek istediğimiz yere gidemiyoruz. Bu duruma bir çözüm bulunması gerekir. Bu tür etkinliklerin İstanbul'un merkezinden uzaklaştırılması gerekir' diye konuştu."

Dolmuş şoförü ile "Bu duruma bir çözüm bulunması gerekir" diye bağıran vatandaşın isyanını paylaşmayanlar da var elbet. İçi coşku ve heyecan dolan, tüm caddeleri kapatıp sabahlara kadar Cumhuriyet'i kutlamak isteyenler de var.

Örneğin, Türkiye Komünist Partisi var. Örneğin, İşçi Partisi var. Bunların ikisi de, ayrı ayrı, bizzat kendi Cumhuriyet Bayramı gösterilerini yapıyor bu yıl. Ne güzel!

Cumhuriyet'in mana ve ehemmiyetini daha da kavrayabilmelerine yardımcı olmak isterim. Kavrıyorlar tabii, kavramıyor değiller, ama tarihsel belge niteliğinde bazı fotoğraflar sunayım, çorbada benim de tuzum olsun.

Birinci belge, 1933'te Sinop Ayancık'ta Cumhuriyet'in Onuncu Yıl kutlamalarından bir fotoğraf. Hazırol vaziyetinde duran askerlere ve "Türk vatanı bölünmez bir bütündür" ibaresine dikkat çekmek isterim.

İkinci belge, 1928'de Cumhuriyet Bayramı'nda çekilmiş bir fotoğraf: İstiklal İlk Mektebi, ama mektebin hangi şehirde olduğu belirsiz.

Bakın, çocuğun göğsünde ne yazıyor: "Yaşasın Türklük".

Üçüncü belge, yine bir Cumhuriyet Bayramı'ndan. Ne yeri belli, ne tarihi, ama her Türk vatandaşının tanıdığı, bildiği bir sahne. Bayram vesilesiyle Türk ordusu gövde gösterisi yapıyor.

Dördüncü fotoğraf, Mardin'de Bayram kutlamalarından. Tarih yok, ama 1950'lere benziyor. "Egemenlik güneşi bu baştan doğdu" yazıyor. Hangi "baş" olduğu anlaşılsın diye, yazının altından bir ok çıkıyor, iki küçük çocuğun taşıdığı Mustafa Kemal portresine uzanıyor!

"Egemenlik güneşi bu baştan doğdu" ifadesi Halide Nusret Zorlutuna'nın "Gazi" isimli şiirinden gelir:

"Türk çocuğu iyice bak ve tanı;
İstiklâl güneşi bu baştan doğdu."

Ben bu fotoğraflardan şöyle bir sonuç çıkarıyorum, katılır mısınız bilmem:

Cumhuriyet Bayramı, bölünmez vatan sınırları içinde (foto 1) "Yaşasın Türklük" diye bağıran (foto 2), bağırmayanları halletmek için askerî gücünü kullanan (foto 3) ve bütün bunları Mustafa Kemal'in başıile meşrulaştıran (foto 4) bir devletin bayramıdır. Bu bayramı devlet ve devletin yandaşları coşkuyla kutlar; vatandaş ise trafik sıkışıklığından kurtulmanın yollarını arar.

[email protected]

http://marksist.org/yazarlar/roni-margulies/13077-fotograflarla-cumhuriyetin-mana-ve-ehemmiyeti