Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Yunan krizinin öteki yönleri

  • 29.11.2012 00:00

 Selanik’te meslektaşlarla yaptığım sohbetlerin bir konusu da, krizin Yunanistan için yeniden yapılanmak, “Avrupa’daki son Sovyet ekonomisi” olmaktan kurtulup, devlet yerine piyasa ağırlıklı bir ekonomi kurmak için bir fırsat oluşuydu.

Muhakkak ki bu fırsatın değerlendirilmesi için güçlü bir siyasi iradeye ihtiyaç var. Yunanlı komşularımız, esas olarak devalüasyona değil kemer sıkmaya dayalı, çok çetin bir istikrar programını, meclisteki çoğunluğu çok sınırlı bir koalisyon hükümetiyle uygulamaya çabalıyor.

Tekrar bir erken seçim yapılması zorunluluğunun ortaya çıkması halinde, yoklamalara göre önde giden radikal sol parti Syriza’nın hükümeti kurması söz konusu olacak. Oysa kimi kendi sözcülerine göre dahi Syriza, bu sorumluluğu yüklenecek olgunlukta değil. Partiye, AB üyeliğiyle çelişen, devletçi (“kamu çıkarını devlet temsil eder”) zihniyet egemen olduğu gibi, parti safları Rosa Luxemburg, Troçki, Stalin, Mao, vesaire yandaşlarından oluşan bir düzine hizbe ayrılmış durumda. Hazineden alınan malî yardım bu hizipler arasında, güçleri oranında paylaşılıyor. Bu da hiziplerin varlıklarını sürdürmelerini güven altına alıyor. Dostum, profesör Dimitris Keridis’e göre, Yunanistan’ın asıl problemi, ırkçı Altın Şafak partisinin Mayıs’taki seçimlerde yüzde 7 oy aldıktan sonra yoklamalara göre oranını şimdilerde yüzde 12’ye yükseltmiş olmasından çok, sol’un eskide kalması.

Yabancıların ülkeden çıkarılmasını hedefleyen, ırkçı Altın Şafak partisi, muhakkak ki, ağır ekonomik krizin doğurduğu en vahim sonuç. Irkçılar bir yandan ülkede sayıları bir milyona yaklaşan yabancılara saldırılar düzenlerken, aldıkları hazine yardımının yarısını yoksullara erzak dağıtmak için kullanıyor. Erzak dağıtırken de, tabii, kimlik soruyor. İşverenlere yabancıları kovup yerlerine Yunanlıları istihdam etmesi için her türlü baskı uyguluyor.

Son seçimde (yarısının suç dosyası kabarık) 18 milletvekili çıkaran Altın Şafak’ın 2. Dünya Savaşı’nda Nazi katliamına uğrayan kimi yerleşimlerde bile ortalamanın üzerinde oy alması, büyük çoğunluk açısından üzüntü ve utanç vesilesi. Öyle ki, bu ay ortasında göçmenlere karşı saldırıları tel’in amacıyla düzenlenen bir açık oturum dolayısıyla yapılan kamuoyu yoklamasında “Yunanlılar ırkçı mıdır?” sorusuna % 70 olumlu cevap verdi. (Kathimerini, 16 Kasım) Selanik’in değil ama Atina’nın bazı mahallelerinde neo–faşist çeteler at oynatıyor.

Ekonomik krizin sadece Yunanistan ile sınırlı kalmayıp, İspanya, Portekiz, İtalya’yı da sarmış olması ve Fransa kapısına dayanması, AB için çalan tehlike çanlarının sadece biri. Malî birlik sağlanmadan, para birliğine geçişin doğurduğu sorunlar, iki dünya savaşından sonra Avrupa’da devletlerarası barışı güven altına alan AB’nin bugün elbette ki en büyük sorunu. Ne var ki giderek büyüyen öteki sorun, ırkçılığın yükselişi de sadece Yunanistan ile sınırlı değil.

Macaristan, tehlike sinyalleri veren başka bir AB üyesi. İktidardaki sağcı Fidesz partisi, bir yandan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran yasalar kabul ediyor, öte yandan açıktan ırkçı parti (“radikal yurtsever Hıristiyan partisi”) Jobbik ile aşırı sağ oylar için yarışıyor. (Bkz. “Avrupa’nın yeni faşistleri,” NYT, 17 Kasım.) İfade özgürlüğü adı altında yabancılara karşı nefret söyleminin, bu arada İslam düşmanlığının yayılması, ekonomik kriz yanında AB’nin acilen önlem alması gereken başka bir vahim gelişme. Bunlar AB’nin bugüne kadar karşılaştığı en büyük güçlükler.

Selanik’ten bakınca Türkiye nasıl görünüyor? Gelecek yazıda.

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.