Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Selanik’ten bakınca Türkiye

  • 1.12.2012 00:00

 Nikolaos Raptopoulos, Selanik’teki Makedonya Üniversitesi’nden yakında Pire Üniversitesi’ne taşınacak olan genç ve parlak bir akademisyen. Uzmanlık alanı uluslararası ilişkiler. Doğup büyüdüğü İstanbul’dan, yirmi yıl kadar önce ailesi Türkiye’yi terk etme zamanı geldiğine hükmettiğinde, 17 yaşındayken ayrılmış.

Master ve doktorasını Belçika’da yapmış. Başka konular yanında Türk siyasi hayatı ve dış politikası üzerine ders veriyor; yayınlar yapıyor. Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” adlı kitabını Yunancaya çeviren de o.

Niko ve öteki Yunanlı meslektaşlarla, iki ülkenin birbirlerinden öğrenecekleri üzerine sohbet ettik. Türkiye 1980 krizini askerî darbeyle, 2001 krizini güçlü bir tek parti hükümetiyle aştı. Bugün Yunanistan’da (ne mutlu ki) askerî darbe ihtimali kalmamış durumda ama güçlü bir hükümetin ortaya çıkması olasılığı (ne yazık ki) görünmüyor. Bu, Yunanistan için belki sorunların en büyüğü.

Selanik’ten bakınca dikkatleri en çok çeken nokta, iki ülkenin ekonomileri arasındaki çarpıcı tezat. Bir yanda 2001’e kadar krizler içinde kıvranan; son on yılda sağlamış olduğu istikrar ve (2009 hariç tutulursa) yılda ortalama % 7 büyüyen ekonomisiyle Türkiye var. Öte yanda ise 1981’den beri AB üyesi olan ve son 4–5 yıl öncesine kadar refah düzeyini sürekli olarak yükselttiği halde bugün iflasın eşiğine gelen Yunanistan.

Yunanlı meslektaşlar, bu tezadın arkasında Türkiye’nin son on yılda sağlıklı bir ekonomi yönetimine kavuşmuş olmasının ve Türkiyelilerin ancak 1980’lerde dışa açılmayla değerlenmeye başlayan girişimciliğinin yattığının farkındalar. Ekonomik dinamizmde İslamî cemaatlerin girişimciliği özendiren rolünün de az çok bilincindeler. Türkiye’nin son on yılda sergilediği ekonomik performansın gıpta edildiği muhakkak. Bir meslektaş, Yunanistan’ın kimi geriliklerinin 4–5 yüzyıl Osmanlı egemenliğinde kalmış olmasıyla açıklayan “teori”lerin dahi paramparça olduğundan söz etti.

Selanik’ten bakınca dikkat çeken başka bir husus, tek başına AB üyeliğinin ne sosyo-ekonomik istikrar ve gelişmenin, ne de demokrasinin bir güvencesi olabildiği. Kuşku yok ki, Türkiye’nin son on yılda gerek ekonomi gerekse demokrasi alanındaki başarılarında AB kriterlerine uyum çabasının rolü büyük oldu. Ama AB üyeliğinden ziyade önemli olan bu kriterleri eksiksiz yerleştirmek.

Türkiye–Yunanistan ilişkilerine bakınca, 1999’dan bugüne kadar gerçekleştirilen 52 hükümetler arası gizli görüşme, ne yazık ki, Ege sorunlarının aşılmasına yetmedi. Yunanistan’da ekonomik kriz, Türkiye’nin AB üyeliğinin önüne çıkarılan engeller, çözümü gündemin çok gerilerine düşürdü. Ama iki toplum arasındaki bağlar, karşılıklı ziyaretlerle giderek güçleniyor. Yılda 4 milyar dolarlık ticaret hacminin bu on yılda 10 milyar dolara kadar yükselmesi bekleniyor.

Selanik’e ilk kez Aralık 1999’da bir Balkan gazetecileri konferansı dolayısıyla gitmiştim. 1430’dan 1912’ye yaklaşık 500 yıl Osmanlı’nın (ve dünyanın) en önemli kentlerinden biri olan; üç tektanrılı dini buluşturan; sembolü Beyaz Kule’yi Muhteşem Süleyman’ın yaptırdığı; Atatürk’ün doğduğu; “Hürriyet”in ilan edildiği şehre ancak Türk–Yunan yakınlaşmasının temellerinin atılmasından sonra ayak basmam, kendi başına ilginçti. Ama o tarihten bu yana beni Selanik’e çeken çok şey var. Biri Serezli, öteki Üsküplü iki dedemin de eğitim gördükleri yer olmasının bunda bir rolü olmalı. Osmanlı’yı anlamak için ise Mark Mazower’in “Selanik: Hayaletler Şehri” adlı kitabını (Yapı Kredi Yayınları) herkes okumalı.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.