Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Putinizm Türkiye’de tutmaz

  • 20.12.2012 00:00

 Geçenlerde çıkan bir yorumda, “Putinizm Türkiye’de tutar mı?” diye sormuş, “Erdoğan Putinleşmek isteyebilir ama ne Türkiye halkının, ne TBMM’nin, ne de herkesten önce AKP’nin buna izin vereceğine ihtimal veriyorum.

 

Niye? Başka bir yazının konusu…” diye yazmıştım. (Zaman, 4.12.2012)

Evet, Başbakan Erdoğan’ın Vladimir Putin’i rol modeli olarak gördüğü; Türkiye’de Putin Rusyası’ndakine benzer bir rejim istediği giderek daha açıklık kazanıyor. Bu rejimi getirmeyi başardığı takdirde, siyasi güç başında Erdoğan’ın olduğu yürütmenin elinde toplanacak, yasama ve yargı yürütmeye tabi kılınacak, muhalif medya susturulacak, “Osmanlı’nın torunlarıyız” söylemine dayalı milliyetçilik tırmandırılacak, dış politika kabadayı bir üslupla yapılacak, yurttaşlara ne yapıp ne yapmayacaklarını ‘devlet benim’ diyen Başkan söyleyecek...

“Türk-tipi başkanlık” sistemi önerisinin hemen ardından bütçe görüşmelerine Sayıştay’ın denetim raporları gelmeden başlanması; son on yılda 57 kez değiştirilen kanunla Kamu İhale Kurumu denetiminden muaf tutulan kamu kurumlarının sayısının 6’dan 60’a çıkarıldığının ortaya çıkması ve geçtiğimiz günlerde Konya’da söyledikleri, Erdoğan’ın gönlünde yatan rejimi somutlaştırmakta: “İşte bu kuvvetler ayrılığı denilen olay var ya, o geliyor sizin önünüze bir engel olarak dikiliyor. Diyor ki, senin de bir oynama sahan var…” Anlaşılan Sayın Başbakan, tıpkı “yüce önder” Atatürk gibi, demokrasinin temel ilkelerinden olan kuvvetler ayrılığından hoşlanmıyor.

Yine de ben “Putinizm”in Türkiye’de uygulanabileceğine ihtimal vermiyorum. Öncelikle Türkiye, Rusya olmadığı için. Türkiye’nin en az 60 yıllık eksikli ve kusurlu da olsa demokrasi tecrübesi var. Türkiye halkının demokratik bir olgunluğu var; politikacıları başarılarından dolayı ödüllendirmeyi de, yanlışlarından dolayı cezalandırmayı da bildiği görüldü. Türkiye Batı ittifakının eski bir üyesi. Referans çerçevesi Batı demokrasileri. Putin’in otoriter rejimi sürdürmesine imkân sağlayan yeraltı (petrol, doğalgaz) zenginlikleri, Türkiye’de yok. Rus aydınlarının birçoğu yurtdışına gidiyor ama Türkiye aydınlarının demokrasi mücadelesinden kaçmaları beklenemez. Aydınları karşısına alan bir yönetimin, uzun süre ayakta kalması da mümkün değildir. Öte yandan Rusya’da Putinizm’e karşı halk muhalefetinin adım adım büyüdüğü unutulmamalı.

Erdoğan’ın ülkeyi kararnameyle yönetmesi anlamına gelecek “Türk-tipi başkanlık” sistemi önerisinin TBMM’den kabul göremeyeceği belli oldu; referanduma götürecek beşte üç çoğunluğu bulması da çok zor görünüyor.  Gizli oylamada AKP grubunun sürü gibi davranması beklenemez. Diyelim ki Başbakan öneriyi referanduma götürmeyi başardı. Bu durumda da halk tarafından reddedilmesi çok büyük olasılık.

Zira başta demokratik bir anayasa talep eden, keyfî yönetimi reddeden dindar kesim ve Kürtler olmak üzere, bugüne kadar AKP iktidarını destekleyen seçmen kitlesinin önemli bir bölümünün tek kişi yönetimine onay vermeyeceğini söylemek kehanet olmaz. Bana göre,  son seçimlerden bu yana tutturduğu Putinvari çizgiyi sürdürmesi halinde Erdoğan, 2014’te halkoyuyla yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini de, yukarıda saydığım nedenlerle, kaybetme ve siyaset dışı kalma riskiyle karşı karşıyadır.

Varsayımlarım doğruysa Sayın Başbakan’ın çizgisini düzeltip, mevcut yetkileriyle cumhurbaşkanlığını içine sindirmesi; başbakanlığı partiyi bir arada tutabilecek olan yegane kişi gibi görünen Abdullah Gül’e devretmesi; hem kendisi, hem partisi, hem de muhakkak ki Türkiye için hayırlı olan tercih.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.