Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Her şeye rağmen, hayır

  • 14.02.2013 00:00

 Başbakan Erdoğan’ın, “BDP ile anayasayı değiştirmeye sayımız yetmiyor ama üzerinde anlaştığımız taslağı Meclis’ten geçirip referanduma götürebiliriz.” şeklinde konuşması, BDP’de olumlu karşılandı.

 

BDP sözcüleri vatandaşlık tanımı, anadilde eğitim ve idarî yapının merkeziyetçilikten kurtarılması konularında anlaşma halinde, AKP’nin Erdoğan-tipi başkanlık sistemine “evet” diyebileceklerini dile getirdiler. O günden itibaren “AKP-BDP anayasası” olasılığı üzerine yorumlar yapılıyor.

Bu yorumlar arasında benim en çok dikkatimi çeken, yakın ve pekçok konuda fikir birliğinde olduğum bir dostum olmasından dolayı değil, açık tercihini ifade etmesi bakımından Seyfettin Gürsel’in yazdıkları oldu. Gürsel, özetle, şöyle diyor: “AKP’nin ‘Türk tipi başkanlık’ önerisi hem gereksiz, hem tehlikeli; ama böyle bir uzlaşma, Kürt sorununu çözer. Onun için geçen sefer ‘yetmez ama evet’ demiştim. Bu kez ‘her şeye rağmen evet’ derim. Türkiye Kürt sorununa ilişkin önüne gelen fırsatı şu veya bu nedenle tepme lüksüne sahip değil.” (Radikal, 13 Şubat.)

Ben ne derim, diye düşündüm. Özgürlüğü ve çoğulculuğu güven altına alacak yeni anayasada BDP’nin taleplerinin yer almasını kesinlikle destekliyorum. Yeni anayasa Türkiye milletini “Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları topluluğu” olarak tanımlamalı. Yurttaşların anadillerinde eğitim görme hakkını tanımalı. Türkiye’yi mevcut aşırı – merkeziyetçi yapılanmadan kurtarmalı; tercihan bölgelere, en azından Kürt-çoğunluklu bölgeye yetki devri (devalüasyon) yapmalı. Buna karşılık başkanlık, hele Erdoğan-tipi başkanlık sisteminin benimsenmesine kesinlikle karşıyım.

Gürsel’in yaptığı gibi, AKP ile BDP arasında böyle bir “al-ver” uzlaşmasının Meclis’ten geçtiğini varsayalım: Ben bu durumda, Gürsel’in aksine, “Her şeye rağmen hayır!” derim. Çünkü bütün yetkileri tek bir kişinin elinde toplayan türden bir hükümet sistemi Türkiye’nin otoriter bir rejim altına girmesine yol açar. Korkarım böylesi bir rejim, uzun vadede Kürtlerin de aleyhine sonuçlar doğurur ve belki çözüldüğü sanılan Kürt sorununu daha da alevlendirir; bedelini hep birlikte öderiz. Bence kaçırma lüksüne sahip olmadığımız fırsat, AB kriterlerini hâkim kılacak, AB üyeliğinin yolunu açacak bir anayasaya kavuşma fırsatı.

Bu fırsat şimdiden kaçmış ilan edilemez. Gürsel’in yaptığı varsayımı kabullenmemiz gerekmiyor. AKP sözcüleri, anayasayı Meclis’ten geçirmek için öteki partilerle, bu arada CHP ile uzlaşmak amacıyla başkanlık sistemi önerisi dâhil, görüşlerinden taviz verebileceklerini söylüyorlar. Bir ihtimalle Erdoğan, CHP’ye “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” taktiği uyguluyor. AKP, eğer (ulusalcı gericiler hariç) CHP ve BDP ile uzlaşarak, demokratik bir anayasayı Meclis’ten geçirmeye odaklanacak olursa, Türkiye’ye yeni ve büyük bir hizmet yapmış olur. Erdoğan’ın, sadece BDP ile ortak anayasa taslağı için Meclis’te yapılacak (gizli) oylamada AKP Grubu’nu bir arada tutamayacağı, 2010 anayasa değişiklikleri paketi tecrübesinde görülmedi mi? Olacak olan da muhtemelen budur.

Başbakan’ın şikâyet ettiği “iki başlılık” sorununun kaynağı, bürokratik vesayeti tahkim için 12 Eylül’le gelen, AKP’nin cumhurbaşkanını halka seçtirerek daha da vahim hale getirdiği ucube karma sistem. İhtiyacımız, AKP’nin 2007 seçimlerine kadar savunduğu katışıksız parlamenter sistem. Parlamenter sistem federalizmle (Hindistan, Almanya, Belçika, Kanada), devalüasyonla (Britanya, İspanya), valilerin seçilmesiyle (Japonya), parlamento seçimlerinde iki turlu çoğunluk sistemiyle de (Fransa) bağdaşır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.